|
|

|
|
Anasayfa
|
|
Yazar admin
|
|
Cumartesi, 25 Eylül 2010 |
Coğrafya [değiştir]Sivas iline 130 km, Divriği ilçesine 47 km uzaklıktadır.AVŞARIK KÖYÜ
AVŞARCIK köyü bağlı bulunduğu Divriği”ye uzaklığı 45 km, olup ilçenin batısına düşmektedir.
Köyün
tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Bu konuda çeşitli söylentiler
vardır. Yazısız belgelere göre köyün tarihi 200 yıla yakındır. Yapılan
çeşitli kazılarda mezar taşları, insan iskeletleri
,saç,bilezik,yüksük,para vb.. eşyalara rastlanmıştır. Köyümüzün
civarında bulunan Kanlı Göl”ün çevresinde bir köyün yerleşik olduğu
görülmüştür. Bu bölgede bina temellerine ve bazı ev aletlerine
rastlanmıştır.
Köyümüzün coğrafi yapısı ve yerleşimi: Kuzeyinde
Höbek, kuzeydoğusunda Karasar, Doğusunda Ödek, güneydoğusunda Ceviz,
güneyinde Kilise, güneybatısında Kuluncak, batısında Yalnızsöğüt
köyleriyle sınırlıdır.
Köyümüzün engebeli olan fiziki yapısı :
Mehenne Tepesi, Berroj (Güney), Çaşırlık, Koçkaya, Harmancık, Sırtegurru
(Keltepe), Kırmızıtepe, Bekçi, Anaların Çeşmesi, Yayla, Mamemılla
Çaşırlığı, Haramiler Kuzu, Beşyuğ, Büyük Baydın Küçük Baydın, Çetindere,
Güzelpınar, Çillik Tepe, Zampara-Sarı Gezze, Çörmülü Vadisi, Kalonun
Tarlası, Göllerin Kuzu, Yılkıhan, Göller, Büyük Çayır, Göllerin Tuzlası,
Keçeli Tarlası-Golle Çıre,Keldede, Zılfe, İğde Deresi, Kavgalı,
Mehenne, Sarıkaya Tepesi, Sarıkaya Deresi, Cinderesi, Boş Zımangen
(Büyük Kuz) gibi kalabalık bir yöreye sahiptir. Ama geniş arazide tekbir
ormanlık ağaca rastlanmaz. Bolca ot, çaşır, keven, devedikeni, eşek
dikeni, kenger, kekik , nane, kuşburnu, ısırgan gibi bitkilerle süslü
çayırları vardır .Karakuz çayı vadisinde yemyeşilbir görüntü hakimdir.
1965-70 yılları arasında zurba zurba kekliklere, güvercinlere,
bıldırcınlara, kırlangıçlara, atmacalara, kartallara, akbabalara ve
yüzlerce çeşit kuş türüne rastlanırdı. Şimdi ise bu sayı birkaç kuş
türüne kadar düşmüştür. Kurt, tilki, ayı, tavşan gibi yaban hayvanlarına
çok az rastlanmaktadır. Köyümüzde çok kez maden aranmıştır. Fakat
zengin maden yatağına rastlanmamıştır. Köyün mağaracık vadisi kapalı bir
şekilde Baydın dağından uzayıp, köyüde içine alarak, doğutan batıya
doğru uzanarak, Avşar istasyonunda Çaltı suyuna karışarak Fırat nehrine
uzanmaktadır. Köyümüzün sulak bölümlerinden biriside göller yöresidir.
Bel pınarda 50”ye yakın göze vardır. Güneyde ise Çörmülü deresi
bulunmaktadır.
Köyümüz tarıma pek elverişli değildir. Bunun
nedeni ise arazinin engebeli oluşudur. Ekilebilecek olan yerlerde ise
sulama imkanı yoksunluğu vardır. Arazinin elverişsizliği köylünün
hayvancılığa yönelmesine yol açmıştır. Ekilebilen arazide doğal olarak
hayvancılığın ihtiyacına göre şekillenmiştir. Yonca, arpa, fiğ, buğday,
görunga, mercimek ve küşne ekilmektedir. Köyde herkesin ihtiyacına cevap
verecek kadar tavuk, arı, koyun, keçi ve sığır beslenmektedir. Köy
dağılmadan önce köyde 3000 baş koyun varken, bu sayı şu an bu rakamın
%10”unun altına düşmüştür. Köyümüz çok engebeli bir araziye sahip
olmasına rağmen çevre köylerden daha yeşil ağaçlık ve bereketlidir.
Yağmurun bol yağdığı yıllarda 1”e 20 oranında mahsul alınırdı. Köyümüzde
tipik İç Anadolu Bölgesi iklimi hakimdir. Sulak yerlerde bol miktarda
kavak ve söğüt ağacı yetişmektedir.
İklim [değiştir]Köyün iklimi, karasal iklimi etki alanı içerisindedir.
Nüfus [değiştir]Yıllara göre köy nüfus verileri 2007 2000 56 1997 73
Ekonomi [değiştir]Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.
Muhtarlık
[değiştir]Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün
tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de
yapılmaktadır.
Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:
2004 - Haydar Ertürk 1999 - Kazım Ertürk 1994 - Kazım Ertürk 1989 - Kazım Ertürk 1984 -Kazım Ertürk Altyapı
bilgileri [değiştir]Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak
kullanılamamaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vekanalizasyon şebekesi
vardır. Ptt şubesi yoktur . Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye
ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon
vardır.
IRAN'DAN DERSİM'E KELHUR AŞİRETİ KENDAL DOĞAN
Kürtlerin
en eski dini Zerdüştlüğün son versiyonu konumunda olan Yezidilik/ Alevi
/Ehlihak/Aliallah/Aliilahi ayrımları felsefe olarak birbirlerine çok
yakın olması nedeni ile, farklı coğrafyanın getirdiği zorluklarla
birlikte birbirinin yerinde olabilmişlerdir. Bu özellikleri nedeniyle
yaşanılan ruhi şekillenme süreçleri aynıdır denebilir. Buna bir örnek
olarak şu anda Sivas/Divriği bölgesinde yaşayan kelhur (kelhor) aşireti
gösterilebilir. Ana coğrafya içinde göçebe aşiret özelliğinden dolayı
sürekli bir göç yaşayan aşiret Kürt aşiretleri içinde çok önemli bir
konumdadır. Özellikle Iran Kürt yaşam coğrafyasında dört büyük aşiret
arasında sayılmaktadır. Doğu dil bilimcileri Kürt dilleri arasındaki lehçe ayrımı yaparken Kelhur ayrımından yararlanırlar. Güney lehçeleri kapsamında yer alan “Kelhori” Kürtçenin en eski lehçeleri arasında sayılmaktadır. Kürtçenin lehçeleri konusunda en eski kaynak Şeref Han´in Şerefnamesi´dir. Şeref Han bu eserinde söyle der: "Kürt topluluk ve asiretleri, dil, gelenek ve sosyal durumlar yönünden dört büyük kisma ayrılırlar: 1-Kurmanç 2- Lor; 3-Kelhur; 4-Goran."(1) Fuad
Heme Xursîd, Zimanî Kurdî, Dabesbûnî Cografyayîy Dîyalêkte-kanîy (Kürt
Dili ve Lehçelerinin Cografi Dagilimi) adli çalismasında Kürtçe
lahçelerini sınıflandırırken; Kelhurları güney gurmançesi kapsamında
değerlendirmektedir. Dilbilimcisi Malmîsanij, Kürtçeyi beş ana
lehçeye ayırarak Kelhurların kullandığı şiveyi, Güney Kürdistan’da
konusulan diğer Kürt lehçeleri grubunda ele alarak”mansahî, Lekkî,
Lurrî, Sencabî ve Kelhurî gibi degisik adlarla anilan kollari vardir ki
bunlar Iran ve Irak sınırları içinde bulunan Kürtlerin bir bölümünce
konuşulur” demektedir. Türk sosyologu Diyarbakırlı Kürt Ziya Gökalp,
aşiretleri iskan etme projesinde yararlanmak üzere Türkiye Cumhuriyeti
hükümetinin istemi üzerine 1922´de hazırladığı, 1975´te Komal Yayinevi,
1992´de de Sosyal Yayınlari tarafindan Türkiye´de yayınlanan Kürt
Aşiretleri Hakkinda Sosyolojik Tetkikler adlı eserinde, Kürtleri
Kurmanç, Zaza, Soran, Gûran(Goran) ve Lur olmak üzere beş kavme
ayırmakta, henüz tahkik etmedigini söylemekle beraber, Gûran ve Zaza
lisanlarının birbirlerine yakın olduğunu yazmaktadır. Aynı raporunun ilk
değerlendirmesinde, Bahtiyari lisanının Sorancaya, Kalhur (Kelhur)
Lûrancaya ilhakını mümkün gören Ziya Gökalp sonradan bunu tashih ederek
"Bahtiyari lisaninin Lurcaya, Kalhur lisaninin Sorancaya mensup oldugu
Şerefname´nin Şahadetiyle anlaŞılıyor" diye yazmaktadir. Ilk
çalismasında "Gûran, Bahtiyari, Kalhur lisanlarini ayırırsak elimizde
istiklalleri malûm olmak üzere dört lisan kalir: Kurmanc, Zaza, Soran,
Lur" diyen Ziya Gökalp sonraki tashih yazisinda "Gûranca, Zazaca,
Dünbüli lisanları aynı lisanın isimleri oldugu gibi, Kalhur, Baban,
Soran isimleri de ayni lisanın muhtelif adlarından ibarettir. Bahtiyarî
ve Lûr isimleri de yine aynı lisanı gösterir. Isimlerdeki bu tasadüfün
sebebi Kürt kavimlerinin muayyen isimlerinin olmamasındandır... O halde
Kürtlerin bir kavim olmayıp dört kavim olduklari ve binaenaleyh
Kürtçenin de birbirlerinin mensupları tarafindan katiyen anlasılmayan
dört muhtelif lisana alem olduğu anlasılıyor. Bu dört lisan şunlardir:
Kurmanc lisani, Zaza lisani (Gûranca, Dünbüli), Soran lisan i(Baban,
Kalhur), Lûr lisani (Bahtiyarî, Fîlî [Fêlî], Lek)" sonucuna varmaktadir. Kelhur
aşireti konusunda en eski tarihsel bilgi klasik Kürt tarihi olarak
bilinen ve Şeref Han tarafından kaleme alınan Şerafnamede
rastlanmaktadır. Aşiretin 1581 li yıllarda kendi kendini yöneten
konumda olduğunu “….Kelhur Vilayeti’ni yağma etmekten….” aşiretin ticari
yolları elinde tuttuğu ve diğer toplulukları vergilendirdiğini
yazmaktadır.“ Ayrıca bir kazanç yollarıda, Bağdat’tan Kermanşah’a kadar
topraklarından geçen kervanlardır.Kelhurlar bunun için 21 karakol
kurmuşlardır. (2) Yine şerafnamede Aşiret ile ilgili olarak bilgi
verilirken içinde Süleymani, Barki, Kelhur ve Remziyar aşiretlerinin bir
arada Gelbaği adı ile adlandırıldıklarını yazar. (a.g.e) Bu bir araya geliş için aynı eserde; ”Sözün özü, durumları sağlamlaştı ve nüfuzları güçlendi;… şair demiştiki : Dünya bir kasedir, felek saki ecelse mey Mahluklar içiyorlar hep o meclisten Hiç kimsenin yoktur asla kurtuluşu Bu kaseden, bu sakiden ve bu meyden” Dörtlükle de Aşiretin yaşamına ilişkin bilgiler verilirken aşiretin gücü ve sosyal yaşamı hakkında bilgiler verilmiştir. Bazil Nikitin Kürtler hakkındaki Sosyolojik ve tarihi incelemesinde aşiret hakkında; “Yüzyıllardan
beri Kelhurlar, Iran Kürdistanı’nın sınıra doğru ve Kermanşah yönündeki
en güney ucunda oturmaktadırlar. Yerleşik ve göçebe olan Kelhurların 25
kolu vardır. Bu kollardan bazıları kış, yaz sürekli yerleşme
merkezlerinde oturmakta, bazılarıda yoksullaştıklarından,
hayvanlarınıda, topraklarınıda kaybetmiş bulunmakta ve çobanlık, uşaklık
(nowker), ortakçılık gibi işler görmektedirler.”(2) “Kelhurlardaki kolların çoğunluğu göçebe bir hayat sürer ve hayvancılıkla uğraşırlar” (a.g.e) tespitlerde bulunmuştur. Kelhurlar
aşiretinin kolları arasında sayılan ”Tarikata bağlı Kürt aşiretleri
Kelhorların Menişi klanı; Sencabiler ve Guranların çekirdeği
olmalıdır.”(2) Sencabiler için “Bu milletin ancak adı Müslümandır, çünkü
bunlar ne namaz kılarlar, ne abdest alırlar, ne oruç tutarlar;mollalara
aşar falan vermezler. Benim inancıma göre,bunların topunu kesmek Allah
ve Peygamber nezdinde büyük sevap olur.”(a.g.e) Ondokuzuncu yüzyıl
aralığında sömürgeci feodal Osmanlı imparatorluğunun egemenliğindeki
Kürtlerin yaşamına ilişkin incelemesinde Dr.Celile Celil Kelhor (Kelhur)
aşiretinin” 200 aileden “oluştuğunu yazar. Ilk Çağlarda Türkler,
Kürtler, Iranlılar adlı eserinde Prof.Egon Von Eıckstedt; “Kelhur
Kürtleri doğu aşiretlerinin en büyüklerindendir. 1596 yılında yazılan
Şerafname’de bu duruma işaret edilmektedir. Ayrıca şerafname’de
Kalhorların Kürtlerin önemli bir bölümünü oluşturduğu yazılmaktadır.
Daha o zaman Kalhorların önemli bir bölümü vadilere inerek köylü
yaşamına geçmişlerdi. Oysa kalhorların dağlık bölgelerde yaşayanları
daha hala göçebedirler“ der.(3)
Iran Horasanı ile Kirmanşah’da
yaşayan ve göç etmek zorunda olan Kelhur Aşireti Dersime göç etmeden
önceki konumu itibariyle farklı özellikler arz etmektedir. Bu aşiretin çoğu ehlihak inancında olup yezidi olan ailelerde mevcuttur. “Caflar
konfedarasyonu” kapsamında da değerlendirilen bu aşiretin sürekli göçü
nedeni ile ruhi şekillenmesinde farklılıklar oluşmuştur. ”Kelhur
Kürtleri kendilerini Yahudi Ruham veya Nebukednesr soyundan sayar.
Bunlarda çok sayıda Ibrani isme rastlanmakta ve fizyotip olarak
Yahudilere benzedikleri söylenmektedir.” “Kelhor ve sencabilerin
hepsi şıdir.”… “Sencabilerdenbir kaç boyunun veya çoğunun, Haledilerden
Kelhor aşiretine bağlı Meneşi boyunun… Ehlihak, Aliallah olduğu…..
”(Iran Halkları el kitabı-Rafael Blaga) Ünlü Kürt tarihçisi ve beyi Şeref Han, Fars edebiyatının kahramanlarından Ferhat’ın Kelhur Kürtlerinden olduğunu yazmaktadır. “Zamanın
ilginç dönemlerin ve günlerin nadir insanlarından biri olan, sevdadan
aklını oynatan aşıkların başı ve ıstırap, acı çeken vefakarların reisi;
yani, aynı zamanda Iran hükümdarlarından, Hüsrev Perviz’in de sevdiği
şırin’olan aşkı, delilik derecesine varan sevdası ve sevgisi uğrunda
büyük zahmetelere ve dehşet verici sıkıntılara katlanan Ferhat ise,
Kelhur Kürtleri’ndendi. (Şerafname)
Iran Kürt yaşam
coğrafyasından ayrılan Aşiretin Yezidi kolu ile Ehli-Hak kolu, Dersime
geldiklerinde Alevi (sersor) yaşam biçimini yaşamlarında esas alan
insanlarla karşılaştılar. Ovacık bölgesinde şeyh Hasanlılarla uzun bir
zaman birlikte yaşadılar. Kelhur aşiretinin yezidi kolundan olan aileler
ile birlikte Ehlihak olan aileler Dersim bölgesinde yaşam tarzları
kültürleri bakımından çok farklılık olmasa da göçebe yapıları onları
yeniden göç etmeye itmiştir. Bu nedenlede yezidi Kelhur aşireti bin
sekiz yüzlülerin başında, Divriği bölgesinde once Hinora’ya (Divriği)
yerleştiler. Bu bölgede de yine Alevi yaşamını kendilerine esas alan
insanlar yaşamaktaydı. Dersimde geçen uzun yıllar ve tecrübe aşiretin
yezidi kolunun alevileşmesinin koşullarını yaratmıştır. (Bu aşiretin
bazı üyeleri kendilerinin şeyh Hasanlı olduklarını söylerler. Ancak söz
konusu aşiret sadece zazaca konuşmaktadır. Kaldıki Kelhur aşiretinin göç
ettiği bölgede (Divriği) Türkmen Alevilerinin yoğunluğu söz konusudur.
Bu yüzden Kelhur aşiretinin Gurmançe lehçesini kullanmaları tesadüf
olamaz.) Söz konusu aşiret dersimde uzun bir süre kalmasına rağmen,
geldikleri yeni coğrafya ya kısa bir sürede uyum sağlamıştır. Ancak
onların yaşam tarzları, farklılıkları bölgede yaşayan Türkmen Alevileri
tarafından hoşgörü ile karşılanmıştır. Kendi yerleşim bölgelerinde
(Aşağı ve yukarı Karakuzu) Kelhur aşireti özgün adı ile Male Kelhuran
Yezidi aile gurubu ise Male şeytanon (şeytanlar) olarak anılmaktadırlar. Aşağı
ve yukarı Karakuzuda yaşayan aşiretin üyelerinin yaşamlarında
Yezidiliğe ve Ehli Hak inancının büyük izleri hala mevcuttur. ”meleê ser sıbê aziz” yakarışlarında Yezidi oldukların a ilişkin ipuçlarını hala taşımaktadır. Yaşlı
kadınlar hala Güneş doğmadan kalkarak güneşe secde ederek “Meleg-e ser
sıbe aziz, du mezin-i ,du aziz-i…….. dua ederek günü karşılarlar. Aşiretin
üyelerinin öldüğü ilk gece mezarın başına ağaçlar yığılarak büyük bir
ateşin yanması sağlanır. Bu durum çoğu zaman kırk gün sürer. Aşirette
köylerde kullanılan ocaklar (yemek pişirmek ve günlük işler için
kullanılan) mümkün mertebe söndürülmez, özellikle ateşe su kesinlikle
dökülmez. Her eve ateş verilmek istenmez, ateş verilirken agire agiş ile
ateş istenmesi bir gelenek halini almıştır. Horoza önem verilmesi, her evde yalnız bir horozun bulundurulması… Aşiretin
kadınlarının balife ser (baş yastıkları) lerde tavus kuşu motiflerinin
yoğun olarak kanefçe ile işledikleri görülmektedir. Dersimde
Kaldıkları zaman aralığında; uyumları konusunda önemli süreçleri yaşayan
Kelhur aşireti, ortak çok şeyleri farklılıkları az olan iki anlayış
yezidi ve Ehlihak ailelerin rahat olmalarını engellemiş, aşiretin yaşam
tarzı nedeniyle bölgede çıkan bir olay neticesinde işlenen cinayetler
nedeniyle Aşiretin Ehlihak ailelerinden once Ape sefer göç eder. Kardeşi
Ape Hesan’a dayanamayan Ape Sefer Dersime dönerek tüm ailenin Hinoroya
göçü konusunda etkili olur. Aşiret Önce Divriğinin Kuzeyinde yer alan
Hinora köyüne konaklar daha sonra derin bir vadi içerisinde
ulaşılamıyacak topoğrafyası ile Çatlı çayının kuzeyine Bizevi denen
yerde aşiret kalıcı olmakta karar kılar. Aşiretin Yezidi aileleri de
Bizevi’ye yerleşir aşiretin tek geçim kaynağı hayvancılık ve kilim/halı
yapımı olduğundan şimdiki Avşarcık olan köye goman (ağıllar) yapılır.
Aşiret yayla olarak bu bölgeyi kullanır. Ancak Aşağı Karakuzu (Bizevi)
ileYukarı Karakuzu (Avşarcık) arası topoğrafik olarak çok bozuk olması
sebebiyle yürüme yolu olarak 4 saat gibi uzak bir mesafede olduğu için
aşiretin yezidi kolu yukarı Karakuzuda kalır. Aşiretin ikiye
ayrılması, Aşiret arasında uzunca sürecek ilişkilerin devamında bir
engel olmamış aşiret dışarıdan evlilikleri uzun zaman uygun bulmamıştır. Kelhur aşiretinin kadına bakışı da oldukça önemlidir. Aşiret içerisinde kadının çok belirleyici bir rolü vardır. “Kış
aylarında Kürt kadınları kilim dokurlar. Bunlar ev ihtiyaçları için
yapılır. Satılmaları için değildir. Bir Kürt birini konuk etmiş ise,
onun rahat etmesinden de o sorumludur. Kalhorlu kadınlardan birinin
aşiret reisliği yaptığı bilinmektedir. Oldukça sert tipli kadınlara
rastlanmaktadır. Kadınların saçları siyah olduğu halde,sarışın çocukları
görmek olanak dahilindedir.”(3) Şerafname’de bu konuda da aşirete
ilişkin “…Ne varki , Hüseyin Bey, Kelhurlu Ayal Bey’in Begüm adındaki
kızıyla evlendi. Bu hanım Kelhurlar’ın ünlü gelenek ve adetleri
gereğince Hükümdarlık işlerini kendi üzerine alıyor, kocası Hüseyin Bey
değil, kendisi tek başına hüküm sürüyordu…” (1) tarihi olayı
anlatmaktadır. Kelhur aşiretinin Karakuzundaki reisi konumunda olan
Isko’nun eşi yine aşiretin yukarı karakuzuda kalan kolunu oluşturan male
şeytanonlardan Paşa ağanın kızı Mete çiçe Aşireti yönetmiş, bu yüzden
etraftaki Türkmen Alevi köylerinde önemli bir saygı görmüştür. Aşiretin
siyah saçlı yeşil gözlü kız çoçukları çevre Türkmen Alevi insanların
büyük ilgisini çekmiş bu özellikleri herzaman konuşulur olmuştur. Kelhur
aşiretinin erkekleri kış aylarında sırayla iki köy arasında uzun
misafirliklere gidip gelirken kadınları ise kilim ve halı yaparak aile
ekonomisine önemli katkıda bulunmaktadırlar. Aşiretin yapmış olduğu halı
ve kilimler aşiret içinde saygınlık ta ifadesini bulan bir ölçü olarak
Kabul görmüştür. (Bu halı ve kilimlerin çoğu ticari zihniyetli insanlar
vasıtasıyla Almanyaya satılmıştır.) Kelhur aşiretinin sürekli göçü,
konusunda şu anda yaşamda olmayan Mehmed Ali Hafıs olarak bilinen Aşağı
karakuzulu köylüsü; ”aşiret gittiği her yerde hor görülmüş, hatta
Dersime gelindiğinde artık burada kalabiliriz derken, inançlarımızla
alay edilmesi sonucu, insanlar ölmüş ve önce Hinora ya daha sonrada
köyümüze gelmişiz.”demişti. Bu konuya ilişkin olarak 1976 yılında
Aşiretin yapısı ve köyün kuruluşuna ilişkin yapılan söyleyişi önemli
olduğu için aynen şöyledir: (Bant kaydının çözümü) -MD:Mehmed Ali amca köyde kaç farklı aşiret var? -Mali
Zivo: Bu soruları en iyi hafısın oğlu Dıngıl (Male Hafısın Oğlu M.
Aliyi kastediyor) bilir bende onlardan dinledim. Köyde Male Kelhuran
(Male Aloş, Male Reşo, Male Sultık) MuŞo gil ile biz Zivo gil ve male
Havıs’on Dersimden, Gulolar (Male IŞe, Male Xallo, Male Cumo, Male
Belce) Malatya civarından, male Mamme, male Uco (Bunlar Tokattan
gelmişler. Yezid diyorlar ama Allah bilir duymasınlar ayıp olur…… ) -M.D: Male Şeytanon ile Kelhurlar arasındaki ilişki nedir? -Mali
Zivo: Bunlar birbirleri ile akraba aşiret. Dersimde birlikte gelmişler.
Kelhurlar için onlar bir yerde durmaz, Dersimden öncede Acemistan (Iran
kastediliyor) diye bir yerde yaşıyorlarmış. Male Şeytanon ile Male
Aloşlar birbirleri ile akrabadırlar. Ilk Dersimden geldiklerinde Bizim
Köye (Karakuzulu/Bizevi) yerleşmişler. Sonra şimdiki Gomana
(Y.Karakuzu/Avşarcık) yerleşmişler. -M.D: Peki Kelhurlara niye Şeytanon denmiyorda Gomanlılara Şaytanon deniyor. -Mali
Zivo: Bu hususta senin deden Isko bu soruyu soranlara cevap vermeyin
biz bu yüzden Dersim’den gelmişiz…. (bantın bozuk kısmı) Gomanda
yalnızca Şeytanonlu yok. Direjanlı (Male Nermikan, Mamolar, Male
Ibişan…) var. Baytar Nuri bizim köye gelmiş çok yaman bir Kürtmüş,
ozaman senin Amcan Çabo (Çok bilgili her şeyi bilirdi) ile şafi Kürtler
için konuşmuşlar. Kurban birde sana bir şey daha söylim, Baytar Çamşıha
çok gelirmiş, Hacı Ağa gilin bir kızı ile nişanlanmış… Sonra Hükümet
amcanı askere almak istemişler, karşı koyunca öldürmüşlerdi. (Çabo
dönemin önemli eğitim görmüş hükümete karşı gelişi ile ünlenmiş dönemin
aydını K-D) Hıdırlıkta dedeler Bunlarda Elazığın Devdırejden
gelmişler. Bu dedeler Avuçanlıdır. Baytar Nuri Çamşıhta kaldığında Golo
dede Bazı önemli hususlar için aracı gönderirmiş.” Dersim’den
Karakuzulu köyüne göç Mehmet Ali Zivo’nun anlatımıyla göç 19,Yüzyılın
başlarında gerçekleşmiştir. Bu süreçte Male MuŞo/ Male Zivo (şirinon)
köye gelen diğer Kelhur Aşiretine bağlı Aile gruplarıdır. Bu aşiretin
bir kolu Bugün Kuluncak Köyünde yine şirinon olarak yaşamlarını
sürdürmektedir. Bugün Türkleşmiş Kürtler olarak yaşamlarını
sürdürmektedirler.. Aşağı Karakuzulu/Bizevi(Gund’e Berxe Reş) Kelhur
aşireti, Male Aloş (Lawke Ape Ali), Male Reşo ile MaleSultık (Zarukan
Ape Sefer) olarak üç ana aile olarak Karakuzulu(Bizevi) Köyünde
yaşamlarını sürdürmektedirler. Aşiret Koçgiri Alevi Kürt ‘lerin ve
Dersim Kürtlerinin isyanlarında önemli roller üstlenmiştir. Aşiretin en
kültürlü insanı olarak Kabul edilen ve dönemin önemli akademik
çalışmaları olan Ape Cabo Koçgiri isyanındaki etkisi nedeniyle zorla
askere alınmış ve öldürülmüştür. Dersim Tarihini yazan Baytar Nuri bu
durumu bildiğinden bölgede Kürt olan bu iki köyden hiç bahsetmeyerek
koruyucu davranmıştır. Karakuzulu köyünün mezrası olan ve Elazığ
Devdırej bölgesinde yaşarken göç eden Avuçanlılar Kürt olarak
göstermiştir. (Hıdırlık Köyü) Sonuç olarak önemli bir tarihi süreçten
geçen Kelhur aşireti, göçebe yaşam tarzları nedeniyle farklı yaşam
alanlarında geçerken ruhi şekillenmesinde farklılıklar yaratmış bir
aşiret olarak hala ulusal ve inançsal özelliğini ana coğrafyadaki gibi
diri olarak korumaktadır. Bunun nedeni Anadolu coğrafyasındaki
kazanımlarına bağlamak doğru.
http://www.facebook.com/profile.php?id=100001486554197#!/pages/Avsarcik-Koyu/104557679593317?v=info adresinden 25/09/2010 tarihinde alinmistir
Yorum yazınız (1 Yorum) |
|
Son Güncelleme ( Cumartesi, 25 Eylül 2010 )
|
|
|
Dilan Dogan'a SMS destegi... |
|
Yazar Helin Dogan
|
|
Pazartesi, 27 Nisan 2009 |
|
Almanyada Yol tv'nin düzenledigi Türkü Askina yarismasinda Stuttgart bölgesinde birinci olan Dilan Dogan bu haftada Kölnde diger 25 yarismaciyla yarisdi. Gelecek hafta Pazar (3.5.2009) sizlerin verecegi destekle (sms/kisa mesajlarla) yarisma sonuclari bu hafta icin belli olacak. Eger Dilan bu haftada yeterli sms destegi alirsa diger haftalarda finale kadar yarisacak. Yapmaniz gereken YOLTV (bosluk birak) 130 yazip almanya icin 40400, türkiye icinde 2030 a göndermek. Dilanin perdormansini dinlemek isteyenler bu linke bakabilirler. http://www.turkuaskina.com/video2.html?kan=130e Simdiden smsleriyle desteklerini sunan tüm köylülerimize cok tesekkür ederiz. Yorum yazınız (0 Yorum) |
|
Son Güncelleme ( Cumartesi, 25 Eylül 2010 )
|
|
|
KÖYÜMÜZE TURKSEL BAZ İSTASİYONU HAKINDA |
|
Yazar ilyas
|
|
Pazar, 07 Haziran 2009 |
|
KÖYÜMÜZE 2010 BAZ İSTASİYONU KURULACAKTIR DUYURULUR ilyas ertürk Yorum yazınız (0 Yorum) |
|
Son Güncelleme ( Cumartesi, 07 Kasım 2009 )
|
| |
|
|
Yazar özgesu
|
|
Cumartesi, 09 Şubat 2008 |
|
kadınlar için önemli uyarı UYURKEN SUTYEN TAKMAYIN Gogus kanserinin en onemli nedenlerinden birinin araliksiz takilan sutyen oldugu belirtildi. New York ta bulunan Ulusal Saglik ve Uzun Yasam Kaynagi Merkezi, 4700 kadin uzerinde yaptigi arastirmada, araliksiz sutyen takan kadinlarin, gogus kanserinin en sik goruldugu kesimi olusturdugunu ortaya cikardi. Sutyen kullanmayan kadinlarda kanser oraninin cok dusuk oldugunu belirleyen uzmanlar, kadinlari gunde 12 saatten fazla sutyen takmamalari konusunda uyardi.Doktor Beverly Smith, duzenli masajin goguslere kan akisini artiracagini,boylece sutyenlerin gogus uzerindeki olumsuzetkisinin azalacagini soyledi. Yorum yazınız (0 Yorum) |
|
Son Güncelleme ( Pazartesi, 10 Mart 2008 )
|
|
|
Yazar admin
|
|
Pazar, 09 Mart 2008 |
Sayın Avşarcıklılar, Sitemiz, bulunduğu sunucunun çökmesi sonucu bir süreliğine yayın dışı kalmıştır. Elimizde olmadan meydana gelen TEKNİK AKSAKLIKtan dolayı özür dileriz... Ne yazik ki elimizde bulunan yedek bir ay eskisine ait oldugu icin yirmi gunluk yazilanlar ne yazik ki kaybolmustur.
Yorum yazınız (0 Yorum) |
|
Son Güncelleme ( Pazartesi, 10 Mart 2008 )
|
|
| | << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 1 - 7 Toplam: 268 | |
|