Deftere En Son Yazılan

Alloeruy
How do you spell that? Preteen Art 
yewy Preteen Tgp 
>:-]] Sexy Preteen Mod...

Kimler Sitede

Şuanda 33 misafir bağlı

Giriş Formu

Şablon Seçici

rhuk_solarflare_ii
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator

Anasayfa
gerçek dostluk
Yazar minerya   
Çarşamba, 15 Ağustos 2007

bu yazıyı sevgili paşa ağabinin dostlukla ilgili o güzel yazısına istinaden yazmak istedim..

paşa ağabi çok güzel anlatmış..

ekleyeceğim bu yazıyı bir çoğumuz internetten okumuşuzdur. yinede eklemek istedim.

saygılarımla,

Gerçek Dostluk
saate bakmazsınız kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın...\"nereden çıktın bu saatte dememeli...bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında, gözünün dilini bilmeli...dinlemeli sormadan..söylemeden anlamalı...

arka bahçede varlığını sezdirmeden dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında...
sen, her zaman onun orda durduğunu hissetmelisin...İhtiyaç duyduğunda gidip, müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin.kucaklamalı seni güvenli kolları, dalları ağrıyan başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı...ona sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp gösterebilirsin..gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz..onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlamayacağını bilmeli..alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında, baş başayken sövmeli...ve sen öyle güvenmelisin ki ona; övdüğünde de, sövdüğünde de, bunun iyilikten olduğunu bilmelisin...

teklifsiz kefili olmalı yanlışlarının; günahlarının tek tanığı...seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş...gözbebeği bulutlandığında, yaklaşan fırtınayı sezebilirsin ve ağladığında onun gözlerinden gelmeli yaş..,

yıllarca aynı ip üstünde çalışmış, cesaretle ihanet arasında gidip gelen bir salıncağın sınavında birbiriyle kaynaşmış , iki trapezci gibi güvenle kenetlenmeli elleri..

ıssızlığın, yalnızlığın en koyulaştığı anda, küçücük bir kağıda yazdığımız, kısa ümit dolu bir yazıyı, yüreğe benzer bir taşa bağlayıp, birbirimizin camından içeri atabilmeliyiz...

\"bunu da aşacağız!\"

 

Yorum yazınız (1 Yorum)
Son Güncelleme ( Çarşamba, 15 Ağustos 2007 )
Devamını oku...
 
DOSTLUK
Yazar pasa   
Salı, 14 Ağustos 2007
DOSTLUK.kavgayı ağacın yaprağına yaz sohbahar gelsin yapraklar kurusun diye öfkeyi bir bulutun üstüne yaz yağmur yağsın bulut yok olsun diye nevreti karların üstüne yaz güneş acsın karlar erisin diye ve dostluk ile sevgiyi yeni doğmuş bebeklerin yüreğine yaz onlar büyüsün dünyayı sarsın diye .... Yorum yazınız (2 Yorum)
Son Güncelleme ( Salı, 14 Ağustos 2007 )
 
büyümek
Yazar B.Hazal   
Salı, 14 Ağustos 2007

doğdum bebek oldum kendimi oyuncaklarda  buldum  

(7) oldum okullu oldum okur yazar  oldum. 

(15) oldum ergen oldum sivilcelerimle oynar oldum.

(30) oldum yetişkin oldum kendimi buldum.

(40) oldum olgun oldum, içimde tam bir denge kurdum.

(65) oldum yaşlı oldum torunlarımla çocuk oldum.

(80) oldum yaşayan bir efsane oldum.

(100) oldum bir asır devirmiş oldum.

 

Yorum yazınız (3 Yorum)
Son Güncelleme ( Salı, 14 Ağustos 2007 )
 
Dostluk üzerine!
Yazar sefa ağbulut   
Salı, 14 Ağustos 2007

Lütfen kızmadan sonuna kadar okuyunuz.

Çok içten iki dost ve arkadaslardi.Fakat bir tanesi çok kurnaz, atilgan ve hareketli, öbürüyse çok saf , dürüst ve sessizdi.
Bir gün kurnaz olan arkadas , diger arkadasin yanina giderek islerinin bozuldugunu söyler ve kendisinden para ister.
Yakin dostu onu hiç kirmaz ve elindeki tüm parayi arkadasina verir.
Arkadasi bu parayla islerini düzeltir.
Bir süre sonra kurnaz olan yine arkadasinin yanina gider ve arkadasinin evlenmek üzere oldugu nisanlisini çok begendigini ve kendisine vermesini ister.
Arkadasi çok sasirir, ne diyecegini bilemez.
Ama aralarinda o denli güçlü bir sevgi vardir ki arkadasina hayir diyemez, nisanlisini arkadasina verir.
Süreçle saf olanin isleri bozulur ve birden arkadasi aklina gelir (ben ona sikistiginda iyilik yapmistim diyerek) arkadasinin isyerine gider ve kendisine çalismasi için is vermesini ister.
Arkadasi ona is vermez.
Bizimki pismanlik ve üzüntü içinde geri döner ama yinede arkadasina kizamaz.
Bir gün sokakta dolasirken yanina hasta ve yasli bir adam yaklasir.
Yoksul oldugu için ilaç alamadagini söyler.
Bizimki yasli adamcagiza acir, istedigi ilaçlari alir ve adamcagiza verir.
Kisa bir süre sonra yasli adamin öldügünü duyar.
Yasli adam çok zengindir ve tüm mirasini kendisine birakmistir.
Saf adam artik zengindir.
Biraz da sevdigi dostuna olan kirginligiyla dostunun isyerinin karsisinda bir ev alir ve oraya yerlesir.
Bir gün evinin kapisini dilenci bir kadin çalar.
Yasli kadin çok aç oldugunu, kendisine yemek vermesini ister.
Bizim saf hiç düsünmeden kadini içeri alir karnini doyurur.
Kimsesi olmadigini ögrendigi kadina,kendisinin de yalniz oldugunu söyler ve bu evde birlikte yasiyalim sen evin islerini ve yemekleri yaparsin der, yasli kadin hiç düsünmeden kabul eder.
Bir süre sonra yasli kadin bizimkine, kendine uygun bir kiz bulup evlenmesini söyler, Bizimki böyle bir kizi nasil bulacagini, kendisinin tanidigi olmadigini söyler.
Yasli kadin ona uygun bir kiz tanidigini ve kendisiyle görüstürebilecegini söyler.
Görüsmeler sonucunda evlenmeye karar verilir ve dügün davetiyeleri basilir.
Bizimkisi kirgin olmasina karsin çok yakin dostunu yine de unutamamistir.
Biraz da geldigi konumu görmesi açisindan yakin arkadasina da davetiye gönderir.
Dügün günü gelir çatar.
Saf adam dügün salonunda bir seyler söylemek istegiyle mikrofonu alir ve baslar yasadiklarini anlatmaya:
- Eskiden çok sevdigim bir dostum vardi .
Bir gün isleri bozulunca benden borç para istedi elimdeki tüm parayi verdim.
Evlenmek üzere oldugum nisanlimi çok begendigini söyleyerek benden istedi.
Çok üzülerek onu da kendisine verdim...
Çünkü biz gerçek dosttuk onun üzülmesini istemedim.
Islerim bozuldugunda onun fabrikasina gittim ve çalismak için kendisinden is istedim.
Bana is vermedi.
Çok üzüldüm, ama yine de arkadasima kizmiyorum..
Çünkü biz gerçek dosttuk.
Bu konusma üzerine kurnaz olan arkadasi daha fazla dayanamaz mikrofonu eline alir ve baslar konusmaya:
-Benim de bir zamanlar çok sevdigim bir dostum vardi.
Islerim bozuldugunda kendisinden para istedim, tüm parasini bana verdi.
Sonra ondan nisanlisini istedim, üzülerek nisanlisini da verdi...
Nisanlisini istememin nedeni o kadinin arkadasima layik olmamasiydi (Hayat kadiniydi).
Kendisi çok saf oldugu için arkadasimi o kadindan bu sekilde kurtardim.
Isleri bozuldugunda gelip benden is istedi.
Arkadasimi kendi emrimde çalistiramazdim, o yüzden is vermedim.
Günün birinde karsilastigi yasli adam benim babamdi.
Babam ölmek üzereydi, onu arkadasimin yanina ben gönderdim ve mirasini ona ben biraktirdim.
Evine gelen dilenci kadin benim annemdi.
Ona bakip iyi yasamasini saglamak için gönderdim.
Su anda evlenmekte oldugu kisi de benim kiz kardesim.
Onu arkadasimla evlenmesine ben ikna ettim.
Degerli konuklar, Iste biz böyle dostuz...

 bu yazıyı istanbul sitede naki sarıkaya yayınlamış benim cok hoşuma gitti.

siz ne dersiniz? 

Yorum yazınız (3 Yorum)
Son Güncelleme ( Salı, 14 Ağustos 2007 )
 
Su gelir güldür güldür...
Yazar sefa ağbulut   
Salı, 14 Ağustos 2007
Su gelir güldür güldür...


HAYIRLARA vesile olsun.

Cumhurbaşkanımı da buldum sayılır:

Abdullah Gül...

Bu seçimlerin sadece parlamentoyu, başbakanı, mebusları seçmeyeceğini, birçok şeyle birlikte cumhurbaşkanını da seçeceğini belirtmiştik.

Olan budur.

Su gelir güldür güldür.

Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’dür...

*

Bence Abdullah Gül, ya da eşi türbanlı birisi dışında bir cumhurbaşkanı seçilirse, bu doğru olmaz.

Gerçeği yansıtmaz.

Aldatıcıdır.

Durum apaçık, dürüstçe gözükmeli.

İktidarı kime verdiğimizi bilmeliyiz, her saat görmeliyiz, her gün izlemeliyiz, her an anlamalıyız.

Kimi mutlu arkadaşlarımız, görüntü olarak eşi türbansız birisinin cumhurbaşkanı olmasının daha iyi olabileceğini öne sürüyor.

Sakın ha...

Bu kendi kendimizi kandırmaktır.

İnkárdır...

Haramdır...

*

Bundan böyle "Türkiye" denildiği zaman bir Batılı’nın aklına Arabistan benzeri bir yer gelecekse gelir...

Ve bizler gümrük kapılarında "Bize üçüncü sınıf ülke muamelesi yapıp, itip kaktılar" diyemeyiz.

Ama asıl önemlisi:

Çankaya; en zirvedeki kamusal alandır.

Oraya türban girdi mi, tüm kamu kurumlarına "girmesin" deme hakkınız da olmaz-olamaz-olmamalı...

Bu halkımızın tercihidir.

Seçimini yapmıştır.

"Ben çağdaş, modern, Batılı bir ülkeyim" savını reddetmiştir seçmen...

Yapacak bir şey yoktur.

Su gelir güldür güldür.

Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’dür. 

Hayırlı olsun!
Bekir Çoşkun 
 
Yorum yazınız (1 Yorum)
Son Güncelleme ( Salı, 14 Ağustos 2007 )
 
Böyle bir dostun oldumu hiç?
Yazar sefa ağbulut   
Pazartesi, 13 Ağustos 2007
     Böyle Bir Dostun Oldumu Hiç..

  • Daima düşünceliydi.
    * Susması konuşmasından uzun sürerdi.
    * Luzumsuz yere konuşmazdı.
    * Konuştuğunda ne fazla, ne de eksik söz kullanırdı.
    * Dünya işleri için kızmazdı.
    * Kendi şahsı için asla öfkelenmez ve öç almazdı.
    * Kötü söz söylemezdi.
    * Affediciliği tabii idi, intikam almazdı.
    * Düşmanlarını affetmekle kalmaz, onlara şeref ve değer de verirdi.
    * Kimseyle çekişmezdi.
    * Çok konuşmazdı.
    * Boş şeylerle uğraşmazdı.
    * Umanı umutsuzluğa düşürmezdi.
    * Hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı.
    * Hiç kimseyi ne yüzüne karşı, ne de arkasından kınar ve ayıplardı.
    * Kimsenin kusurunu araştırmazdı.
    * Kimseye hakkında hayırlı olmayan sözü söylemezdi.
    * Yanında en son konuşanı ilk önce konuşan gibi dikkatle dinlerdi.
    * Gerçeğe aykırı övgüyü kabul etmezdi.
    * Her zaman ağırbaşlıydı.
    * Konuşurken çevresindekileri adeta kuşatırdı.
    *Kelimeleri parıldayan inci dizileri gibi tatlı ve berraktı.
    * Yürürken beraberindekilerin gerisinde yürürdü.
    * Yürürken ayaklarını yerden canlıca kaldırır, iki yanına salınmazdı.
    * Adımlarını geniş atar, yüksek bir yerden iner gibi öne doğru eğilirdi.
    * Vakar ve sükunetle rahatça yürürdü.
    * Kapısına yardım için gelen kimseyi geri çevirmezdi.
    * Dostlarına şöyle derdi: “ Dünya da garip bir kimse,
    yahut bir yolcu gibi ol “
    * Her zaman hüzünlü ve mütebessim bir haletle dururdu.
    * Adet üzere sarfedilen hiçbir kötü sözü ağzına almamıştı.
    *Sıkıntılı hallerinde kabalaşmaz, bağırmazdı.
    * Fakirlerle birlikte yerdi; öyle ki onlardan ayırt edilmezdi.
    * Sade kıyafetler giyer, gösterişten hoşlanmazdı.
    * Konuşurken yüzünü başka tarafa çevirmezdi.
    * Bulunduğu mecliste ayrıcalıklı bir yere oturmazdı.
    * Sabahları evinden çıkarken şöyle derdi: “ İlahi, doğru yoldan sapmaktan ve Saptırılmaktan, kanmaktan ve kandırılmaktan, haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan, saygısızlık etmekten ve saygısızlık edilmekten sana sığınırım “
    *Sıradan değildi. Ama sıradan insanlar gibi yaşardı.
   
           * Bu kim midir
       *** O, HZ. ALİ idi*** Yorum yazınız (1 Yorum)
Son Güncelleme ( Pazartesi, 13 Ağustos 2007 )
 
<< Başa Dön < Önceki 31 32 33 34 35 36 37 38 39 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 218 - 224 Toplam: 268
© 2012 Avşarcık
Joomla! is Free Software released under the GNU/GPL License.