Deftere En Son Yazılan

AV-DER
DERNEĞİMİZİN DÜZENLEMİŞ OLDUĞU DOSTLUK VE DAYANIŞMA GECESİNİN BİLET SATIŞLARI BAŞLAMIŞTIR.TÜM ÜYELER...

Kimler Sitede

Şuanda 76 misafir bağlı

Giriş Formu

Şablon Seçici

rhuk_solarflare_ii
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator

Anasayfa
Dostluk üzerine!
Yazar sefa ağbulut   
Salı, 14 Ağustos 2007

Lütfen kızmadan sonuna kadar okuyunuz.

Çok içten iki dost ve arkadaslardi.Fakat bir tanesi çok kurnaz, atilgan ve hareketli, öbürüyse çok saf , dürüst ve sessizdi.
Bir gün kurnaz olan arkadas , diger arkadasin yanina giderek islerinin bozuldugunu söyler ve kendisinden para ister.
Yakin dostu onu hiç kirmaz ve elindeki tüm parayi arkadasina verir.
Arkadasi bu parayla islerini düzeltir.
Bir süre sonra kurnaz olan yine arkadasinin yanina gider ve arkadasinin evlenmek üzere oldugu nisanlisini çok begendigini ve kendisine vermesini ister.
Arkadasi çok sasirir, ne diyecegini bilemez.
Ama aralarinda o denli güçlü bir sevgi vardir ki arkadasina hayir diyemez, nisanlisini arkadasina verir.
Süreçle saf olanin isleri bozulur ve birden arkadasi aklina gelir (ben ona sikistiginda iyilik yapmistim diyerek) arkadasinin isyerine gider ve kendisine çalismasi için is vermesini ister.
Arkadasi ona is vermez.
Bizimki pismanlik ve üzüntü içinde geri döner ama yinede arkadasina kizamaz.
Bir gün sokakta dolasirken yanina hasta ve yasli bir adam yaklasir.
Yoksul oldugu için ilaç alamadagini söyler.
Bizimki yasli adamcagiza acir, istedigi ilaçlari alir ve adamcagiza verir.
Kisa bir süre sonra yasli adamin öldügünü duyar.
Yasli adam çok zengindir ve tüm mirasini kendisine birakmistir.
Saf adam artik zengindir.
Biraz da sevdigi dostuna olan kirginligiyla dostunun isyerinin karsisinda bir ev alir ve oraya yerlesir.
Bir gün evinin kapisini dilenci bir kadin çalar.
Yasli kadin çok aç oldugunu, kendisine yemek vermesini ister.
Bizim saf hiç düsünmeden kadini içeri alir karnini doyurur.
Kimsesi olmadigini ögrendigi kadina,kendisinin de yalniz oldugunu söyler ve bu evde birlikte yasiyalim sen evin islerini ve yemekleri yaparsin der, yasli kadin hiç düsünmeden kabul eder.
Bir süre sonra yasli kadin bizimkine, kendine uygun bir kiz bulup evlenmesini söyler, Bizimki böyle bir kizi nasil bulacagini, kendisinin tanidigi olmadigini söyler.
Yasli kadin ona uygun bir kiz tanidigini ve kendisiyle görüstürebilecegini söyler.
Görüsmeler sonucunda evlenmeye karar verilir ve dügün davetiyeleri basilir.
Bizimkisi kirgin olmasina karsin çok yakin dostunu yine de unutamamistir.
Biraz da geldigi konumu görmesi açisindan yakin arkadasina da davetiye gönderir.
Dügün günü gelir çatar.
Saf adam dügün salonunda bir seyler söylemek istegiyle mikrofonu alir ve baslar yasadiklarini anlatmaya:
- Eskiden çok sevdigim bir dostum vardi .
Bir gün isleri bozulunca benden borç para istedi elimdeki tüm parayi verdim.
Evlenmek üzere oldugum nisanlimi çok begendigini söyleyerek benden istedi.
Çok üzülerek onu da kendisine verdim...
Çünkü biz gerçek dosttuk onun üzülmesini istemedim.
Islerim bozuldugunda onun fabrikasina gittim ve çalismak için kendisinden is istedim.
Bana is vermedi.
Çok üzüldüm, ama yine de arkadasima kizmiyorum..
Çünkü biz gerçek dosttuk.
Bu konusma üzerine kurnaz olan arkadasi daha fazla dayanamaz mikrofonu eline alir ve baslar konusmaya:
-Benim de bir zamanlar çok sevdigim bir dostum vardi.
Islerim bozuldugunda kendisinden para istedim, tüm parasini bana verdi.
Sonra ondan nisanlisini istedim, üzülerek nisanlisini da verdi...
Nisanlisini istememin nedeni o kadinin arkadasima layik olmamasiydi (Hayat kadiniydi).
Kendisi çok saf oldugu için arkadasimi o kadindan bu sekilde kurtardim.
Isleri bozuldugunda gelip benden is istedi.
Arkadasimi kendi emrimde çalistiramazdim, o yüzden is vermedim.
Günün birinde karsilastigi yasli adam benim babamdi.
Babam ölmek üzereydi, onu arkadasimin yanina ben gönderdim ve mirasini ona ben biraktirdim.
Evine gelen dilenci kadin benim annemdi.
Ona bakip iyi yasamasini saglamak için gönderdim.
Su anda evlenmekte oldugu kisi de benim kiz kardesim.
Onu arkadasimla evlenmesine ben ikna ettim.
Degerli konuklar, Iste biz böyle dostuz...

 bu yazıyı istanbul sitede naki sarıkaya yayınlamış benim cok hoşuma gitti.

siz ne dersiniz? 

Yorum yazınız (3 Yorum)
Son Güncelleme ( Salı, 14 Ağustos 2007 )
 
Su gelir güldür güldür...
Yazar sefa ağbulut   
Salı, 14 Ağustos 2007
Su gelir güldür güldür...


HAYIRLARA vesile olsun.

Cumhurbaşkanımı da buldum sayılır:

Abdullah Gül...

Bu seçimlerin sadece parlamentoyu, başbakanı, mebusları seçmeyeceğini, birçok şeyle birlikte cumhurbaşkanını da seçeceğini belirtmiştik.

Olan budur.

Su gelir güldür güldür.

Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’dür...

*

Bence Abdullah Gül, ya da eşi türbanlı birisi dışında bir cumhurbaşkanı seçilirse, bu doğru olmaz.

Gerçeği yansıtmaz.

Aldatıcıdır.

Durum apaçık, dürüstçe gözükmeli.

İktidarı kime verdiğimizi bilmeliyiz, her saat görmeliyiz, her gün izlemeliyiz, her an anlamalıyız.

Kimi mutlu arkadaşlarımız, görüntü olarak eşi türbansız birisinin cumhurbaşkanı olmasının daha iyi olabileceğini öne sürüyor.

Sakın ha...

Bu kendi kendimizi kandırmaktır.

İnkárdır...

Haramdır...

*

Bundan böyle "Türkiye" denildiği zaman bir Batılı’nın aklına Arabistan benzeri bir yer gelecekse gelir...

Ve bizler gümrük kapılarında "Bize üçüncü sınıf ülke muamelesi yapıp, itip kaktılar" diyemeyiz.

Ama asıl önemlisi:

Çankaya; en zirvedeki kamusal alandır.

Oraya türban girdi mi, tüm kamu kurumlarına "girmesin" deme hakkınız da olmaz-olamaz-olmamalı...

Bu halkımızın tercihidir.

Seçimini yapmıştır.

"Ben çağdaş, modern, Batılı bir ülkeyim" savını reddetmiştir seçmen...

Yapacak bir şey yoktur.

Su gelir güldür güldür.

Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’dür. 

Hayırlı olsun!
Bekir Çoşkun 
 
Yorum yazınız (1 Yorum)
Son Güncelleme ( Salı, 14 Ağustos 2007 )
 
Böyle bir dostun oldumu hiç?
Yazar sefa ağbulut   
Pazartesi, 13 Ağustos 2007
     Böyle Bir Dostun Oldumu Hiç..

  • Daima düşünceliydi.
    * Susması konuşmasından uzun sürerdi.
    * Luzumsuz yere konuşmazdı.
    * Konuştuğunda ne fazla, ne de eksik söz kullanırdı.
    * Dünya işleri için kızmazdı.
    * Kendi şahsı için asla öfkelenmez ve öç almazdı.
    * Kötü söz söylemezdi.
    * Affediciliği tabii idi, intikam almazdı.
    * Düşmanlarını affetmekle kalmaz, onlara şeref ve değer de verirdi.
    * Kimseyle çekişmezdi.
    * Çok konuşmazdı.
    * Boş şeylerle uğraşmazdı.
    * Umanı umutsuzluğa düşürmezdi.
    * Hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı.
    * Hiç kimseyi ne yüzüne karşı, ne de arkasından kınar ve ayıplardı.
    * Kimsenin kusurunu araştırmazdı.
    * Kimseye hakkında hayırlı olmayan sözü söylemezdi.
    * Yanında en son konuşanı ilk önce konuşan gibi dikkatle dinlerdi.
    * Gerçeğe aykırı övgüyü kabul etmezdi.
    * Her zaman ağırbaşlıydı.
    * Konuşurken çevresindekileri adeta kuşatırdı.
    *Kelimeleri parıldayan inci dizileri gibi tatlı ve berraktı.
    * Yürürken beraberindekilerin gerisinde yürürdü.
    * Yürürken ayaklarını yerden canlıca kaldırır, iki yanına salınmazdı.
    * Adımlarını geniş atar, yüksek bir yerden iner gibi öne doğru eğilirdi.
    * Vakar ve sükunetle rahatça yürürdü.
    * Kapısına yardım için gelen kimseyi geri çevirmezdi.
    * Dostlarına şöyle derdi: “ Dünya da garip bir kimse,
    yahut bir yolcu gibi ol “
    * Her zaman hüzünlü ve mütebessim bir haletle dururdu.
    * Adet üzere sarfedilen hiçbir kötü sözü ağzına almamıştı.
    *Sıkıntılı hallerinde kabalaşmaz, bağırmazdı.
    * Fakirlerle birlikte yerdi; öyle ki onlardan ayırt edilmezdi.
    * Sade kıyafetler giyer, gösterişten hoşlanmazdı.
    * Konuşurken yüzünü başka tarafa çevirmezdi.
    * Bulunduğu mecliste ayrıcalıklı bir yere oturmazdı.
    * Sabahları evinden çıkarken şöyle derdi: “ İlahi, doğru yoldan sapmaktan ve Saptırılmaktan, kanmaktan ve kandırılmaktan, haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan, saygısızlık etmekten ve saygısızlık edilmekten sana sığınırım “
    *Sıradan değildi. Ama sıradan insanlar gibi yaşardı.
   
           * Bu kim midir
       *** O, HZ. ALİ idi*** Yorum yazınız (1 Yorum)
Son Güncelleme ( Pazartesi, 13 Ağustos 2007 )
 
AVŞARCIK TARİHİ!
Yazar sefa ağbulut   
Pazartesi, 13 Ağustos 2007

İRANDAN AVŞARCIĞA  BİR AŞİRETİN YOLCULUĞU !..


Aşağıdaki araştırma Kendal DOGAN tarafından yazılmış yıllarca dedelerimiz tarafından bize anlatılan köyümüzün tarihinin iz düşümü oldugunu düşünüyorum tamamen dorumu bilmem ama yüzde 80 90 doğruluk payı ve bize anlatılanlarla benzeşiyor belki tarihimize bunla başlayarak ulaşabiliriz.aşağıdaki araştırma kürt aşiretlerinden geldiğimizi yakın köylerdeki akrabalarımızın ip uçlarını veriyor ayrıca başka calışmalarda yine köyümüzün tarihi için alevi türkmen avşar aşireti ilede bağlar kuruluyor hepsi dikkate deger ve araştırma ihtiyacı hisediyor.bu bilgileri arşivlemek ve tarihe not düşmek sitemizin sorumlulugu oldugunu düşünüyorum sitede bir söz okudum tarihini bilmeyen gelecege sahip cıkamaz diye tarihimize günahları ve sevapları ile hoşlanalım yada hoşlanmayalım sahip cıkalım.


İRANDAN AVŞARCIGA KELHUR AŞİRETİ


……..İrandan, Dersime geldiklerinde Alevi(sersor) yaşam biçimini yaşamlarında esas alan insanlarla karşılaştılar.Ovacık bölgesinde şeyh Hasanlılarla uzun bir zaman birlikte yaşadılar.Kelhur aşiretinin yezidi kolundan olan aileler ile birlikte Ehlihak olan aileler Dersim bölgesinde yaşam tarzları kültürleri bakımından çok farklılık olmasada göçebe yapıları onları yeniden göç etmeye itmiştir. Bu nedenlede yezidi Kelhur aşireti bin sekiz yüzlülerin başında ,Divriği bölgesinde once Hinora’ya (Divriği)yerleştiler.Bu bölgede de yine Alevi yaşamını kendilerine esas alan insanlar yaşamaktaydı.Dersimde geçen uzun yıllar ve tecrübe aşiretin yezidi kolunun alevileşmesinin koşullarını yaratmıştır.(Bu aşiretin bazı üyeleri kendilerinin Şeyh Hasanlı olduklarını söylerler.Ancak söz konusu aşiret sadece zazaca konuşmaktadır.Kaldıki Kelhur aşiretinin göç ettiği bölgede(Divriği) Türkmen Alevilerinin yoğunluğu söz konusudur.Bu yüzden Kelhur aşiretinin Gurmançe lehçesini kullanmaları tesadüf olamaz.) Söz konusu aşiret dersimde uzun bir süre kalmasına rağmen ,geldikleri yeni coğrafya ya kısa bir sürede uyum sağlamıştır.Ancak onların yaşam tarzları,farklılıkları bölgede yaşayan Türkmen Alevileri tarafından hoşgörü ile karşılanmıştır. Kendi yerleşim bölgelerinde(Aşağı ve yukarı Karakuzu)Kelhur aşireti özgün adı ile Male Kelhuran  aile gurubu ise Male Şeytanon(Şeytanlar)olarak anılmaktadırlar. Aşağı ve yukarı Karakuzuda yaşayan aşiretin üyelerinin yaşamlarında  Ehli Hak inancının büyük izleri hala mevcuttur. Aşiretin üyelerinin öldüğü ilk gece mezarın başına ağaçlar yığılarak büyük bir ateşin yanması sağlanır.Bu durum çoğu zaman kırk gün sürer. Aşirette köylerde kullanılan ocaklar(yemek pişirmek ve günlük işler için kullanılan)mümkün mertebe söndürülmez,Özellikle ateşe su kesinlikle dökülmez.Her eve ateş verilmek istenmez.ateş verilirken agire agiş ile ateş istenmesi bir gelenek halini almıştır. Horoza önem verilmesi,her evde yalnız bir horozun bulundurulması… Aşiretin kadınlarının balife ser(baş yastıkları)lerde tavus kuşu motiflerinin yoğun olarak kanefçe ile işledikleri görülmektedir. Dersimde Kaldıkları zaman aralığında ;Uyumları konusunda önemli süreçleri yaşayan Kelhur aşireti,Aşiretin yaşam tarzı nedeniyle bölgede çıkan bir olay neticesinde işlenen cinayetler nedeniyle Aşiretin Ehlihak ailelerinden once Ape sefer göç eder.Kardeşi Ape Hesan’a dayanamayan Ape Sefer Dersime dönerek tüm ailenin Hinoroya göçü konusunda etkili olur.Aşiret Önce Divriğinin Kuzeyinde yer alan Hinora köyüne konaklar daha sonra derin bir vadi içerisinde ulaşılamıyacak topoğrafyası ile Çatlı çayının kuzeyine Bizevi denen yerde aşiret kalıcı olmakta karar kılar. Aşiretin aileleri de Bizevi’ye yerleşir aşiretin tek geçim kaynağı hayvancılık ve kilim/halı yapımı olduğundan şimdiki Avşarcık olan köye goman(ağıllar)yapılır.Aşiret yayla olarak bu bölgeyi kullanır.Ancak Aşağı Karakuzu(Bizevi) ileYukarı karakuzu(Avşarcık)arası topoğrafik olarak çok bozuk olması sebebiyle yürüme yolu olarak 4 saat gibi uzak bir mesafede olduğu için aşiretin BİR kolu yukarı Karakuzuda kalır. Aşiretin ikiye ayrılması,Aşiret arasında uzunca sürecek ilişkilerin devamında bir engel olmamış aşiret dışarıdan evlilikleri uzun zaman uygun bulmamıştır. Kelhur aşiretinin kadına bakışı da oldukça önemlidir.Aşiret içerisinde kadının çok belirleyici bir rolü vardır. “Kış aylarında Kürt kadınları kilim dokurlar.Bunlar ev ihtiyaçları için yapılır.Satılmaları için değildir.Bir Kürt birini konuk etmiş ise,onun rahat etmesinden de o sorumludur.Kalhorlu kadınlardan birinin aşiret reisliği yaptığı bilinmektedir.Oldukça sert tipli kadınlara rastlanmaktadır.Kadınların saçları siyah olduğu halde,sarışın çocukları görmek olanak dahilindedir.”(3) Şerafname’de bu konuda da aşirete ilişkin “…Ne varki ,Hüseyin Bey,Kelhurlu Ayal Bey’in Begüm adındaki kızıyla evlendi.Bu hanım Kelhurlar’ın ünlü gelenek ve adetleri gereğince Hükümdarlık işlerini kendi üzerine alıyor,kocası Hüseyin Bey değil,kendisi tek başına hüküm sürüyordu…”(1)tarihi olayı anlatmaktadır. Kelhur aşiretinin Karakuzundaki reisi konumunda olan İsko nun eşi yine aşiretin yukarı karakuzuda kalan kolunu oluşturan male şeytanonlardan Paşa ağanın kızı mete çicçe Aşireti yönetmiş, bu yüzden etraftaki Türkmen Alevi köylerinde önemli bir saygı görmüştür.  Türkmen Alevi insanların büyük ilgisini çekmiş bu özellikleri herzaman konuşulur olmuştur. Kelhur aşiretinin erkekleri kış aylarında sırayla iki köy arasında uzun misafirliklere gidip gelirken kadınları ise kilim ve halı yaparak aile ekonomisine önemli katkıda bulunmaktadırlar.Aşiretin yapmış olduğu halı ve kilimler aşiret içinde saygınlık ta ifadesini bulan bir ölçü olarak Kabul görmüştür. Kelhur aşiretinin sürekli göçü,konusunda Şu anda yaşamda olmayan MehmedAli Hafıs olarak bilinen Aşağı karakuzulu köylüsü;”aşiret gittiği her yerde hor görülmüş,hatta Dersime gelindiğinde artık burada kalabiliriz derken,inançlarımızla alay edilmesi sonucu,insanlar ölmüş ve önce Hinora ya daha sonrada köyümüze gelmişiz.”demişti. Bu konuya ilişkin olarak 1976 yılında Aşiretin yapısı ve köyün kuruluşuna ilişkin yapılan söyleyişi önemli olduğu için aynen şöyledir:(Bant kaydının çözümü) -MD:Mehmed Ali amca köyde kaç farklı aşiret var? -Mali Zivo:Bu soruları en iyi hafısın oğlu Dıngıl(Male Hafısın Oğlu M.Aliyi kastediyor)bilir bende onlardan dinledim.Köyde Male Kelhuran(Male Aloş,Male Reşo,Male sultık)Musso gil ile biz zivo gil ve male Havıs’on Dersimden,Gulolar(male isse,male xallo,male cumo,male belce)Malatya civarından,male mamme,male uco bunlar tokattan gelmiş -M.D:Male şeytanon ile Kelhurlar arasındaki ilişki nedir? -Mali Zivo:Bunlar birbirleri ile akraba aşiret.Dersimde birlikte gelmişler.Kelhurlar için onlar bir yerde durmaz,Dersimden öncede Acemistan(İran kastediliyor)diye bir yerde yaşıyorlarmış.Male Şeytanon ile Male Aloşlar birbirleri ile akrabadırlar.İlk Dersimden geldiklerinde Bizim Köye(Karakuzulu/Bizevi)yerleşmişler.Sonra şimdiki Gomana(Y.Karakuzu/Avşarcık)yerleşmişler. -M.D:Peki Kelhurlara niye şeytanon denmiyorda Gomanlılara Şaytanon deniyor. -Mali Zivo:Bu hususta senin deden İsko bu soruyu soranlara cevap vermeyin biz bu yüzden Dersim’den gelmişiz….(bantın bozuk kısmı)Gomanda yalnızca Şeytanonlu yok.Direjanlı(Male Nermikan,Mamolar,Male ibişan…)var.Baytar Nuri bizim köye gelmiş çok yaman bir Kürtmüş,ozaman senin Amcan Çabo(Çok bilgili her şeyi bilirdi)ile Şafi Kürtler için konuşmuşlar.Kurban birde sana bir şey daha söylim,Baytar Çamşıha çok gelirmiş,Hacı Ağa gilin bir kızı ile nişanlanmış… Sonra Hükümet amcanı askere almak istemişler,karşı koyunca öldürmüşlerdi.(Çabo dönemin önemli eğitim görmüş hükümete karşı gelişi ile ünlenmiş dönemin aydını K-D) Hıdırlıkta dedeler Bunlarda Elazığın Devdırejden gelmişler.Bu dedeler Avuçanlıdır.Baytar Nuri Çamşıhta kaldığında Golo dede Bazı önemli hususlar için aracı gönderirmiş.” Dersim’den Karakuzulu köyüne göç Mehmet Ali Zivo’nun anlatımıyla göç 19,Yüzyılın başlarında gerçekleşmiştir.Bu süreçte Male musso/Male zivo(Şirinon)köye gelen diğer Kelhur Aşiretine bağlı Aile gruplarıdır.Bu aşiretin bir kolu Bugün Kuluncak Köyünde yine Şirinon olarak yaşamlarını sürdürmektedir.Bugün Türkleşmiş Kürtler olarak yaşamlarını sürdürmektedirler.. Aşağı Karakuzulu/Bizevi(Gund’e BerxeReş)Kelhur aşireti,Male Aloş(Lawke Ape Ali),Male Reşo ile MaleSultık(Zarukan Ape Sefer) Olarak üç ana aile olarak Karakuzulu(Bizevi) Köyünde yaşamlarını sürdürmektedirler. Aşiret Koçgiri Alevi Kürt ‘lerin ve Dersim Kürtlerinin isyanlarında önemli roller üstlenmiştir.Aşiretin en kültürlü insanı olarak Kabul edilen ve dönemin önemli akademik çalışmaları olan Ape çabo Koçgiri isyanındaki etkisi nedeniyle zorla askere alınmış ve öldürülmüştür. Dersim Tarihini yazan Baytar Nuri bu durumu bildiğinden bölgede Kürt olan bu iki köyden hiç bahsetmeyerek koruyucu davranmıştır.Karakuzulu köyünün mezrası olan ve Elazığ Devdırej bölgesinde yaşarken göç eden Avuçanlılar Kürt olarak göstermiştir.(Hıdırlık Köyü) Sonuç olarak önemli bir tarihi süreçten geçen Kelhur aşireti ,göçebe yaşam tarzları nedeniyle farklı yaşam alanlarında geçerken ruhi şekillenmesinde farklılıklar yaratmış bir aşiret olarak hala ulusal ve İnançsal özelliğini ana coğrafyadaki gibi diri olarak korumaktadır.Bunun nedeni Anadolu coğrafyasındaki kazanımlarına bağlamak doğru olacaktır. Yararlanılan Kaynaklar:
1-Şerafname(Kürt Tarihi),Şerefhan,Hasat yayınevi,1990,İstanbul
2-Kürtler,Bazil Nikitin Cilt 1-2,Deng Yayınları,2002 İstanbul
3-Türkler,Kürtler,İranlılar,Prof.Egon Von Eıckstedt,Fırat Yayınlarıİstanbul,1993
4-Osmanlı İmparatorluğunda Kürtler,Dr Celile Celil,Özge Yayınları1992,Ankara
5-Kürdistan Tarihinde Dersim,Dr. Vet.Nuri Dersimli,Dilan Yayınları,1992,Dyarbakır
6-Kürtlük Türklük Alevilik Martin Van Bruinessen,İletişim Yayınları,2000,İstanbul
7-İslam İnançları Ansiklöpedisi,Orhan Hançerlioğlu,Remzi Kitabevi,1984,İstanbul
8-İran Halklarının El Kitabı,Rafael Blaga
 Yorum yazınız (2 Yorum)
Son Güncelleme ( Cuma, 17 Ağustos 2007 )
 
OĞLUM EREN CAN'nın SÜNNET DÜĞÜNÜ.
Yazar cihan   
Pazartesi, 13 Ağustos 2007

 Değerli köylülerim,

31 Ağustos CUMA günü Oğlum EREN CAN'nın Sünneti var.

Sünnet Natoyolu nato caddesi üzeinde (2'ci Nato Market arkası) ERENLER Düğün salonunda 31 Ağustos CUMA günü saat 20:00'de yapılacaktır.

Tüm köylüm Davetlimdir.

Yorum yazınız (4 Yorum)
Son Güncelleme ( Pazartesi, 13 Ağustos 2007 )
 
ÇOCUKLUĞUMDA KALAN
Yazar Hüseyin SARIKAYA   
Pazar, 12 Ağustos 2007
ÇOCUKLUĞUMDA KALAN             Yılını hatırlamıyorum bir sonbaharın gecesiydi bizm orada hava koşulları çok sert olduğu için sobalar erken kurulurdu. Babam her yıl koyun kuzu toplar onları Adana Ceylana toptan görüp satarlardı. O Yılda yine bizim orada yoz derlerdi yozu ağabeyim Kazımla ceyhana götürmüşlerdi her gittiklerinde 1 - 1,5 ay içinde dönerlerdi.            Babamlar hayvanları .çetinkaya istesyonunda trene yüklediklerini ve ceyhana doğru yola çıktıklarını duymuştuk. Aynı Trende Kasım ağa, Babamın Müsayip kardeşi Ürfet amcamlarda varlardı. Hep beraber yola çıkmışlardı.            Gecenin geç yarısıydı hepimiz uyuyorduk bizim kapı kırılırcasına çalıyordu, annem bizler uykumuzda korkarak kalktık tabi ben o zamanlar çok küçüktüm olayları hayel meyal hatırlıyorum. Gelen babamdı ağlayarak eve girdi  annem eli ayağı titriyordu annem ne oldu diye sorabildi.          Babamdan zoraki çıkan bir sesle  Ürfet Ürfet diyebildi. Ve oturduğu yere yıkıldı. Biraz bekleştiler babam anlatmaya başladı. Tren istasyonda durdu bizler ihtiçlarımızı giderdik trene binmiştik Ürfet tren hareketinden sonra yetişmeye çelıştı tam trene binmiştiki paltosu trene takıldı ve o sıra trenin altında kaldı. Onu kaybettik diyebildi.  Köye cenazesini getirdik dedi ve o an annemde ağlamaya başladı tabi ben olayı kavramaya çalışıyordum ne de olsa çocuksun.            Ürfet amca babamın müsaip kardeşiydi bizim oralarda bu kardeşlik öz kardeşlikten daha öteye bir değerdir ki; iki müsaip kardeşin çocukları dahi birbirleryle evlenemezler bu değer bir çok değerlerin üstünde bir kavramdır.            Annem dövünerek Melek, Navruz daha  çok küçükler onlar nasıl babasız büyüyecekler diye dövünüp duruyordu. Ürfet amcamın tabiki diğer çocukları da vardı ama onlar biraz olsun büyüklerdi kendilerini kurtara bilirlerdi ama iki küçük yeti çocuk kalmıştı annemlere göre  uzun süre bu olay bizm evde hemen hemen hergün konuşulur olmuştu.            Bazen kendi kendime soruyorum nerede eski insanlarımız, biz nerede nereden kaldı o eski insani değerlerimiz sevgilerimiz Şu an anlattığım o insanları bir çoğu aramızda yoklar.            Ne Kazım ağa, ne Kasım ağa, ne Hasano ne Zero, ne Kazo ve  genç yaşta kaybettiğimiz Navruz kardeşimiz, Bu gün tüm kaybetiğimiz tüm güzel insanlarımızı saygıyla anıyorum.                                                                           Tren Kazasında Kaybettiğimiz Ürfet Doğan Amcanın anısına.                                                                                        12 / 08 / 2008                                                                               Hüseyin SARIKAYA                                                                                                                      Yorum yazınız (2 Yorum)
Son Güncelleme ( Pazar, 12 Ağustos 2007 )
 
<< Başa Dön < Önceki 31 32 33 34 35 36 37 38 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 218 - 224 Toplam: 265
© 2010 Avşarcık
Joomla! is Free Software released under the GNU/GPL License.