BIRAK SEVGİ SENİ BULSUN İyi kalpli, yalnız bir adam, bir gün bir koza bulur. Kozanın içinde küçük bir tırtıl vardır. Adam çok sever bu tırtılı, onunla tüm yalnızlığını, tüm sevgisini paylaşır.
Gel zaman git zaman tırtıl büyür, güzel bir kelebek olur. Adam, kelebeğine hayran... bırakamaz bir türlü...
Aslında kelebeğin aklında dağlar, kırlar, çiçekler vardır da; kıyamaz bir türlü adama ve sevgisine, yalnız bırakamaz Onu...
Üç günlük ömrünü sevildiği ve sevdiği yerde geçirmeye hazırdır...
Ama adam bilir ki; "Sevmek bazen vazgeçmeyi de bilmektir..."
Kelebeğine son kez bakar ve onu salıverir özgürlüğüne, kırlarına, çiçeklerine doğru...
Kelebek mutlu olmasına mutlu olur ama hiç bir meltem, hiç bir çiçek yaprağı adamın avucunun sıcaklığını andırmaz...
Aklında adam, o çiçek senin bu çiçek benim dolaşır saatlerce...
Adam bir kelebeğe sevdalı, bakıp durur boşluğuna. Kelebekse hala konacak sıcak bir avuç aramakta...
Böylece kelebek şunu anlar:
BAZEN AİT OLDUĞUMUZ YER ORASIDIR;
SICAK BİR AVUÇTUR BİLİRİZ
AMA O YERİN BİZE AİT OLMA İHTİMALİ BİR HİÇTİR ...
Böylece adam şunu anlar:
HİÇ BİR SEVDAYI YALNIZCA SEVGİYLE YAŞATAMAZSINIZ
O günden sonra kelebek, adama duyduğu özlemi gömecek bir dağ aramaya başlar, ama gücü tükenene dek arayıp da bulamayınca anlar ki;
HİÇBİR DAĞ BİR ÖZLEMİ GÖMEBİLECEĞİNİZ KADAR BÜYÜK DEĞİLDİR ...
Adamsa artık sevdasını koyar sımsıcak avuçlarına; kelebeğin yerine... Herkes bir şeyler yaşar; iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış...
Yaşadıklarından bir çıkarım yaparak hayatına bir yol verir; aynı zamanda düşüncelerine de...
Fatih Sultan Mehmet Ayasofya’dan büyük minarelere sahip bi camii yaptırmak istemiş. Bir hristiyan mimar almış görevi ama akasatıp durmuş, belki böyle bi yapının olmasını istemediği için. Fatih duruma sinirlenip mimarın ellerini kestirmiş. Bu mimarda gidip kadıya şikayet etmiş. Fatih’i çağırmışlar. Koca padişah kalkıp gitmiş ve ifade vermiş. Sonra kadı kararı açıklamış “ Fatihin de elleri kesilecek” lakin Fatih Sultan Mehmet mimarı razı edip anlaşabilirlerse mimarın ailesine ömür boyu bakmak kaydı ile bu karar uygulanmayacak. Tabi mimarla anlaşır tahmin ettiğiniz üzere.
Mahkeme sonrası kadıya “Padişahım diye korkup, kararını böyle vermeseydin şu kılıcımla boynunu vuracaktım”der. Kadı da cevap verir: “Siz de Padişahım diye kibirlenip karara itiraz veya müdahale etseydiniz, işte şu masamın altında duran gürzle kafanızı vuracaktım”
Yaşlı kelebek genç olana nasıl öğüt veriyordur acaba?
“Bak yavrum, ben sabahtan beri buradayım. Yani dile kolay, bir ömür! Yaşamım boyunca,bir tek şey öğrendim: Hayat çok kısa yaşamaya ve tadını çıkarmaya bak!”
Ya da tam tersi.Yaşlı bir kaplumbağa…
“Şimdi bak, genciz o zaman. 114 yaşımın baharı! Bebek gibi Caretta Caretta flörtüm var. Kız mevsimlik gelip giderdi, Patara’da yazlıkçıydı bunlar! Şimdi böyle yaşlandığımıza bakma, o zamanlar civa gibiyiz. Kanım deli, yerimde duramıyorum. Kimse hızıma yetişemiyor!”