Deftere En Son Yazılan

Kwetbcyf
Nice to meet you Voodoo Bbs 
=-DD Ls Stars Bbs 
5631 Ls Models Bbs 

Kimler Sitede

Şuanda 26 misafir bağlı

Giriş Formu

Şablon Seçici

rhuk_solarflare_ii
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator

Anasayfa
DAĞINIKLIK
Yazar sefa ağbulut   
Perşembe, 09 Ağustos 2007

DAĞINIKLIK 

Evler niye dağılır? 

Ben size söyleyeyim.

Evler kendi başlarına yaşayan organizmalardır. Ve kendi kendilerini dağıtırlar.

“Bunu buraya kim attı?” diye seslenirsiniz. Kimse cevap vermez.

“Bu bardağı  sen mi buraya koyduuun?” diye bağırırsınız.

“Yoo ben koymadım!”

“Koltuğa kim çiklet yapıştırdııııı?”

Cevap yok.

Evde yaşayan herkes inkar edince, geriye tek açıklama kalır.

Ev kendi kendini dağıtmakta ve kirletmektedir.

Bulaşıklar, giysi dağları, kağıt topları, eski gazeteler, boşalmış bardaklar, dolmuş kül tablaları, hepsi de bu alçak organizmanın işbirlikçileridir!

 Yorum yazınız (2 Yorum)
Son Güncelleme ( Perşembe, 09 Ağustos 2007 )
 
AŞK HİKAYESİ DEĞİL DEMİŞTİM
Yazar deniz   
Perşembe, 09 Ağustos 2007
"Düşmişem Aşkın oduna ta ezel,Kendi düşen ağlamaz vardır mesel,Ta ebede yanmak bana oldu mahal,Yaneyim ey şem'i ruşen yaneyim. Işkının pervanesiyim pes nidem,Sen şehin yerin koyam kande gidem,Şevkin ile tutuşup şer tâ kadem,Yaneyim ey şem'i ruşen yaneyim."Osmanlı’nın 15. yüzyılda yetiştirdiği önemli ilim adamlarından olan Şeyh Vefa Hazretleri, ülke için yapmış olduğu birçok müspet faaliyetle dikkati çekmektedir.
Fakat onu asıl dikkat çekici kılan husus, bazı hassas ölçüleri sebebiyle Fatih’in davetine icabet etmediği gibi, onun ziyaretini de kabul etmemesidir.


Yukarıdaki dizelere ve altındaki açıklamaya ve hatta başlıkla bunların ilgisine bir anlam veremediniz mi?

Size basit bir aşk hikayesi değil bu demiştim. (Gerçi aşk hikayeleri bana göre asla basit değil ya neyse). Tamam kabul ediyorum ben öyle yansıtmış olabilirim, ama hikayeleştirdiğimi de söylemiştim size.

 

Neyse işte efendim, Şeyh Vefa Efendi Devrin Padişahını gerçekten kabul etmemiştir. Hikayede belirttiğim nedenler doğrudur. Padişahın kendilerine ihsanlarda bulunacağını bununda dünyevi heveslere neden olacağını düşündüğü ve ayrıca ikisinin de farklı görevlerinin olduğunu bildiği için görüşmeyi istememiştir. Biri Padişah, ülkeyi yönetmeli, Diğeri bir Şeyh ve o da dünya işlerinden uzak manevi bir hayatla ilgilenmektedir.

Padişahın öldüğünü duyduğunda onun cenaze namazını kıldırma görevi Şeyhe düşmüştür. Ondan sonra Fatih’in oğlu Bayezid de Şeyh Vefa’yı görememiştir. Şeyh Vefa’nın öldüğünü duyduğunda yüzünü son kez görmek istemiş etraftakiler uygun olmadığını söylese de Bayezid yüzündeki örtüyü kaldırdığında Şeyh Vefa elleriyle yüzünü örtmüştür.

Yorum yazınız (2 Yorum)
Son Güncelleme ( Perşembe, 09 Ağustos 2007 )
 
Son Kez Bile Göremedi
Yazar deniz   
Çarşamba, 08 Ağustos 2007

Zengin adam sevdiğiyle ayrı düştü, ancak sevgileri hiç bitmedi. Sevdiğini de bu ayrılıktan sonra hiç göremedi. Üç kere kapısına gitti. Fakat hiç açılmadı kapılar. Sevdiği de onun her gidişini büyük bir kalp ağrısıyla beklerdi.

Sevdiğini görmek diler ancak dünyevi isteklerin sevgilerini kirleteceğinden korkardı. Dahası onlar birbirlerini gördüklerinde ise biri gitmek istemeyecek, öbürüde zaten bırakamayacaktı.

Zengin adam sevdiğinin öldüğünü duyduğunda büyük bir yeis içinde cenazesine gitti. Naaş oradaydı ve...

Ve yüzündeki örtüyü kaldırdığında sevdiği elleriyle yüzünü örtmüştü.

Yani onu asla göremedi...

  

Yarın bu hikayenin ilgin olan gerçekliğini yazacağım. Dediğim gibi bu gerçek ve yaşanmış bir olay. Basit bir aşk hikayesi Asla Değil.

Yorum yazınız (1 Yorum)
Son Güncelleme ( Çarşamba, 08 Ağustos 2007 )
 
Kriz bizi bitirdi!
Yazar sefa ağbulut   
Çarşamba, 08 Ağustos 2007
Kriz bizi çok değiştirdi.

şişe depozitosu, bozuk para, indirim kuponu gibi eskiden oraya buraya attığımız şeylere sayğı göstermek gerektiğini öğrendik.

Öğle paydosunda kebap yerine simit yer olduk.
Tatiller ,Bodrum yerine balkonda, bahçede geçmeye başladı.

İlk okuldan sonra ilk defa, hangi sebzenin hangi mevsimde yetiştiğini öğrenmek zorunda kaldık. O mevsimde ucuz oluyor diye.

"Aaa, ne abuk fiyatlar canım, deli bunlar, deli ayol!" gibi söylenmelerin yaş sınırı 64'ten 16'ya indi!

Savaş görmüş bir nesil gibi, her şeyde pazarlık etmeye, hiçbir şeyi atmamaya başladık.

Torunlar bize o kadar sinir olacak ki!
Aslında cokda sinir olmayabilirler.
Çünkü onlar büyüdüğünde ülke hala borçlu olacak.Bizi anlayacaklardır!

Kolay mı krizlerle mücadele.
benim kuşak yatıyo sabah kalkıyo pencereye koşuyo darbe varmı diye
gazete alıyo kriz olmuşmu diye
ömrümüz hep tetikte yahu , nerde kaldı kriz! Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( Çarşamba, 08 Ağustos 2007 )
 
APTALIN ÖYKÜSÜ
Yazar pasa   
Cuma, 03 Ağustos 2007

Aptalın Öyküsü
Adamın biri, halinden yakınır dururmuş: "Çalışıyorum, didiniyorum ancak geçinebiliyorum. Üstelik yalnızım, kimim kimsem yok..." Böyle mutsuz mutsuz sızlanıp dururken, bir karar vermiş.
Yollara düşüp bir melek bulacak, halini anlatıp ondan bu haksızlığı düzeltmesini isteyecekmiş.
Yola koyulmuş. Dağda bir kurda rastlamış. Ayakta zor durabilen, bir deri bir kemik kalmış kurt, adama yaklaşmış, nereye gittiğini sormuş. Adam derdini anlatmış, "Bir melek arıyorum. Onu bulup bana yapılan haksızlığı düzeltmesini isteyeceğim..." Bunun üzerine kurt, "Bana da bir iyilik yapar mısın" demiş, "ben de gece gündüz dolaşıyorum, bir lokma yemek zor buluyorum. O meleğe benden söz et, böyle açlıktan öleyazmış kurt da olur muymuş diye sor..."
Adam yola koyulmuş. Çok geçmeden karşısına güzel bir kız çıkmış. Kız da ona nereye gittiğini sormuş. Melek hikâyesini dinledikten sonra adamın ellerine sarılmış:
"Yalvarırım o meleğe benim durumumu da anlat. Gencim, güzelim, zenginim, her şeyim var ama çok mutsuzum. Mutluluğa ulaşabilmek için ne yapmam lazım, ne olur o meleğe sor..."
Adam, melekle konuşacağına söz vermiş ve yola devam etmiş. Yorulduğunda dinlenmek için bir ağacın altına uzanmış. Çevre yemyeşilmiş ama bu ağacın neredeyse bir tek yaprağı bile yokmuş. Tabii ağaç, durumuna çok üzülüyormuş. Dert yanmaya başlamış:
"O meleği bulduğunda benden de bahseder misin. Bak, nasıl da bereketli bir toprak üzerindeyim. Bütün ağaçlar yaprağa, meyveye boğulmuş. Benimse hiçbir şeyim yok. Diğerleri gibi olmak için ne yapmalıyım, meleğe sorar mısın?"
Adam, ağaca da "peki" demiş ve yoluna devam etmiş...
Nihayet, meleği bulmaktan umudunu kesmiş, vazgeçmek üzereyken melek karşısına çıkıvermiş...
Adam derdini anlarmış, melek adamı dinlemiş ve "tamam, tamam!" demiş. "Zengin ve mutlu olabilmen için sana bir şans veriyorum. Şimdi geldiğin yoldan git, evine dön."
Meleğin bu sözleri üzerine rahatlayan adam kurdun, kızın ve ağacın ricalarını hatırlamış ve meleğe onları da anlatmış. Melek onlar için de birşeyler söylemiş. Adam bunları da bir güzel dinlemiş ve dönüş yoluna koyulmuş.
Ağacın yanına geldiğinde meleğin söylediklerini aktarmış:
"Köklerinin tam yanında gömülü altın dolu bir sandık varmış. Bu yüzden beslenemiyormuşsun. Beslenemediğin için yaprağın ve meyven yokmuş. Sandık çıkarılırsa senin de meyven ve yaprağın olacak."
"Yaşasın!" Demiş ağaç: "Çabuk orasını kaz ve o sandığı çıkar!"
"Hayır" demiş adam, "Melek bana kendi şansımı verdi. Evime dönmem lazım..." Ve yoluna devam etmiş. Genç kız bıraktığı yerde onu beklemekteymiş. Adamı görünce koşmuş ve "Melek ne dedi?" diye sormuş. "Sevinçlerini ve acılarını paylaşabileceğin birini bulup da evlenirsen bütün dertlerin hallolacak, mutlu olacaksın" demiş adam. O zaman kız, "Hadi seninle evlenelim, mutlu olmaya çalışalım!" diye atılmış. Adam, "hayır," demiş. "Buna zamanım yok. Melek benim şansımı verdi, bir an önce eve gitmeliyim. Sen de kendine başka bir koca bul artık..."
Çok geçmeden o bir deri bir kemik kurt çıkmış karşısına. Kendi şansını bulmak için evine gittiğini, acelesi olduğunu söylemiş. "Peki ya ben!" Demiş kurt, "Benim için ne dedi? Onu söyle ve git!" "Senin için söylediğini ben anlamadım" demiş adam; "melek dedi ki, o kurt, yiyecek bir aptal bulamazsa aç susuz dolaşmaya mahkûmdur."
Kurt, "ben çok iyi anladım" demiş ve aptalı yemiş.
EMEĞE SAYGI GÖSTERMEK Mİ İSTİYORSUNUZ?KONULARA CEVAP YAZIN...
ANCAK CEVAPLARINIZ TEŞEKKÜRLERDEN DEĞİL FİKİRLERİNİZDEN OLUŞSUN

Yorum yazınız (3 Yorum)
Son Güncelleme ( Çarşamba, 08 Ağustos 2007 )
 
Dostluk Yalanları!
Yazar sefa ağbulut   
Çarşamba, 08 Ağustos 2007
Size en yaygın dosluk yalanlarını açıklıyorum, karşılaştıgınızda beni hatırlayın diye.

"Gel ama sıkılırsın"
"Kesin görüşelim özledim"
"Dur yanımda kağıt yok ben seni ararım"

ve daha klasik örneklerden:

"Düğününüz o kadar güzeldiki"
"Ayy gördüğüm en şirin bebek, Allah bağışlasın"
"Ayol, ben bu böreği böyle lezzetli yapamıyorum işte"

ve sizleri daha fazla üzmemek için yazmadıgım bir çok örnek,
sözlere aldanmayın ,
hayatı öğrenin. dry.gif Yorum yazınız (1 Yorum)
Son Güncelleme ( Çarşamba, 08 Ağustos 2007 )
 
<< Başa Dön < Önceki 31 32 33 34 35 36 37 38 39 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 239 - 245 Toplam: 268
© 2012 Avşarcık
Joomla! is Free Software released under the GNU/GPL License.