|
|

|
|
Anasayfa
|
|
Yazar semih
|
|
Cuma, 13 Temmuz 2007 |
Küçüktüm bende...Ufacıktım...Ellerim babamın avucuna sığardı...
Temizdi. Yumuşacıktı. Babamın elinden başka bir el tanımamıştım...Cocuktum işte....
Yapılan herşeye gülerdim. İstediğim olmadığında, çığlık çığlık ağlardım. Babam gözyaşlarıma dayanamaz, isteğimi yerine getirirdi...Yine ellerimi, ellerinin içine alırdı. Yürümeye başlardık. Ellerim terden sırılsıklam olurdu ama bırakamazdım babamın elini...Buna cesaret edemezdim. Kaybolabilirdim...
Babamı çok kıskanırdım. İçtiği sigaradan, izlediği televizyondan, tuttuğu tebihten, herşeyden... Onları bıraksa da benle ilgilense derdim... Yatma vakti geldiğinde, odamın kapısını aralar, beni kontrol etmeden kendisi yatağa girmezdi. Işığımı söndürür, üstümü açmamamı tembihlerdi...
Hep böyle büyüdüm ben...İlgiyle, sevgiyle...Umut dolu gözlere bakarak büyüdüm...Tuttuğum elleri, her ne kadar terden sırılsıklam kalsada bırakmamayı öğrendim...
Büyüdüm, mutluluğum azaldı...Büyüdüm, acıyı öğrendim...Büyüdüm, kararlarım değişti...Büyüdüm, büyüdüğümle övündüm...
Çoğu zaman yalnız bırakıldım..Bunu bende istiyordum aslında. Büyümüştüm ve herşeyi kendim halledebilirdim. Belirli bir güce sahiptim. Canım yandığında çocukluğumdaki gibi artık ağlamıyor, canımı yakanın, canının yanması gerektiğini düşünüyordum...Karşılık vermeyi öğrendim ben...Ama çelişkilerdeydi bu küçük kız. Doğru olan bu muydu? Yoksa yanlışlarımı seçmiştim...
Küçükken hep babamla dışarı çıkardım. O olmazsa kendimi savunmasız hisseder, herşeyden korkar, cesaret edemezdim dışarı çıkmaya...
Büyüdüm. dışarı çıkarken babamı yanımda istememeye başladım. Oysa ki, ilk o göstermişti bana dışarıyı, gezmeyi..
Artık çıksam bile elini tutmuyorum. Oysa küçükken ellerini sıkı sıkı tutardım..Yatağıma yattığımda yine gelir babam en umutlu haliyle. Tembihlerini yıllardır eksik etmedi. Hep gezerken elimden tutmak istedi. Kucağına aldı, sevdi, hemde kocaman olduğumda bile...
Aradan yıllar geçti... Dedim ya, büyüdüm ben! ve değiştim... Babam hep aynıydı. Küçüklüğümde yaptığı şeyleri, bu yaşımda da yapıyordu bana...Ben değiştim ama....
Ve şimdi diyorum ki; "Keşke büyümeseydim! Yine korksaydım yalnız dışarı çıkmaktan...... Ve keşke yine, ellerim minicik olsaydı da, babam avuçları arasına alsaydı... Yorum yazınız (1 Yorum) |
|
Son Güncelleme ( Çarşamba, 01 Ağustos 2007 )
|
|
|
Yazar cihan
|
|
Pazartesi, 23 Temmuz 2007 |
|
Yıllar vardır hasretine yandığım. Çocukluk yıllarda en son gördüğüm. Gelene, gidene sorduğum. Köyüm AVŞARCIK............. Duydum ki yolların yapılır olmuş, Bandeyde ağaçlar yetişir olmuş, Köprün tamamlanıp, geçilir olmuş, Korteygaramıkta araçlar kalmaz olmuş......... Derler ki okulun kapanmış, Gurbete gidenler gelmez olmuş. Şimdi, Avşarcığının sitesi meşhur olmuş Köye gidemeyen bakar olmuş Mağracıktan gavgaliye,tepeler yeşil olmuş. Tarlalar, diyorlar hep hozan olmuş, Rençberliğe lüzum kalmamış Köyüm AVŞARCIK Eski Köyüm gitmiş, yenisi gelmiş, Tandır kalkmış safa kurulmuş, Yeni Binalar yapılır olmuş. Çehren, çok değişmiş diyorlar Köyüm AVŞARCIK....... gidipte alın sürsem toprağına, Yıkılmış viran olmuş,evime doğdum odaya ısırgan otu dolmuş... Ben duydum yazdım, gidip görmedim. Yıllar var ki hasretinle inledim. Cihanım en kısa zamanda arzum, dileğim. Şu yeni halıni görmektir, köyüm AVŞARCIK............... Yorum yazınız (0 Yorum) |
|
Son Güncelleme ( Çarşamba, 01 Ağustos 2007 )
|
|
|
Yazar deniz
|
|
Çarşamba, 18 Temmuz 2007 |
|
Greter Idaho adlı bir öğrenci, bir bilim fuarında insanları hazırladığı projeyi imzalamaya çağırdı. Afişler hazırladı. “Dihydrogenmonokside” adlı maddenin zararlarını şöyle sıraladı: 1-Yoğun terleme ve kusmalara yol açar. 2- Tabiata büyük zararlar veren asit yağmurlarının ana unsuru 3- Gaz haline geçmiş şekli ciddi yanıklara yol açar 4-Kazara solunması ölüme yol açar 5- Erozyona sebep olur 6- Araç frenlerinin etkinliğini azaltır 7-Ölümcül kanser tümörlerinin hepsinin içinde bulunmuştur. Bu maddenin kullanımının kaldırılmasını veya çok sıkı kontrolünü istiyordu ve bu kampanyaya katılım için destek istiyordu. Şimdi sizlerden mutlaka bir cevap, yorum bekliyorum.Sizce bunun sonucu ne olmuştur? Ya da bu olay neyin nesidir? Neler olmuş alabilir? 23 temmuzda gelecek pazartesi buradan cevabını vereceğim. Şimdiden katılımcılara sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. Yorum yazınız (5 Yorum) |
|
Son Güncelleme ( Çarşamba, 01 Ağustos 2007 )
|
|
|
Yazar pasa
|
|
Pazar, 08 Temmuz 2007 |
|
Gidiyorsun karaları bağlayıp Gitmek istiyorsun gönlünce,heyecanınla Uzak durmak istiyorsun mavi semaların körerdiği bu şehirden Hayalin acı verdiği yangın dolu bu alemden kaçıyorsun Geride bırakmak istemediğin göz yaşlarınıda beraberinde götürüyorsun Hadi git!.. Gitmek istiyorsan; Pişmanlığın fayda etmediği yeni dünyana haydi koş, Geride bıraktığın yangın dolu dakikaları düşünmeden hadi git Bir asırlık çınarın yapraklarını kurutmaya acımadan, Hadi kıy özenle büğüttüğüm sevgi çiçeklerini,kurutarak git Git hadi!.. Güneşin acı çektiği kızıl sonsuzlukta göz yaşlarıma şemsiye tutarak git Dokunma bulutlarıma, Ellerinle getirdiğin kudreti buzul dağlarında soğutmaya calıştığın dünyamdan çek elini. Durma koş git!.. İnan bana gözlerimden tek damla düşmez!.. Hatıralara çizdiğim yeşil tablomdan eser kalmaz Sana yazdığım şarkıların notalarını,ne kuşlar okur penceremin kordonunda Ne de penceremin buğusu nefesim yazar şiirini. Gitme dur!.. Dur!.. Gitme neolursun!.. Güneşe bakışımı beraberinde götürüyorsun Gitme!.. Denizi koklayışım,yakamozla dans edişim sende kaldı Dur gitme, Ellerimle yaptığım yıldızlarım senin ufuklarına kaçıyor Gitme seni son öptüğüm yağmurlu geceler yok oluyor dünyamda Gitme dur!.. Hayal dünyamda aradığım mavi gizem gözlerinde kaldı. Dur!.. Sayfalarımla seviştiğim mürekkebim tükendi,gitme Yalvarırım dur, Yorum yazınız (2 Yorum) |
|
Son Güncelleme ( Çarşamba, 01 Ağustos 2007 )
|
|
|
Yazar pasa
|
|
Pazar, 08 Temmuz 2007 |
Bakan olan görgüsüz birisi soförüne sorar.
"Soför söyle bakalim esekle soför arasinda ne fark vardir? "
Soför bir süre düsündükten sonra mahcup bir sekilde;
"Bilemedim bakanim" diyor
Bakan cevap olarak:
"Esege çüs diyince, soföre ise dur diyince durur" demis.
Bunun üzerine soför çok sinirlenmis ama karsidaki bakan oldugu için bir sey söyleyememis.
Belirli bir süre sonra bu defa soför bakana:
"Bir soru sorabilir miyim bakanim" der. Bakan da:
"Sor bakalim" der. Soför sorar:
"Esekle bakan arasinda ne fark vardir?"
Bakan bir süre sonra:
"Bulamadim soför söyle bakalim" diyor. Bunun üzerine soför de:
" Vallahi bakanim ben de bulamadim... "Yorum yazınız (0 Yorum) |
|
Son Güncelleme ( Çarşamba, 01 Ağustos 2007 )
|
|
|
Yazar cihan
|
|
Çarşamba, 01 Ağustos 2007 |
|
Yıllardır içimi yakmakta hasretin, Özledim sılamı köyümü. Bir ırmak misali akmakta zaman, Özledim sılamı köyümü. Günlerim geçmiyor geceler bitmez, Köyümün hayali, gözümden gitmez, Umudum kül olmuş, ümidim tütmez... Özledim sılamı Avşarcığımı. Nerede o dereler tepeler dağlar, Nerede yemyeşil bahçeler bağlar? Gurbetin acısı yüreğim dağlar, Özledim sılamı köyümü. Nerede türküler çağıran pınarlar? Nerede yüzyıllık söğüt ağaçları? Nerede ağalar beyler? Özledim sılamı, Avşarcığımı. Hani her damın üstünde duran gençler, Nerede öğrenciler ,öğretmenler? Nerede yaz bağar ayında,tarlaya giden kızlar? Özledim sılamı, Avşarcığımı. Viran olsada,giden dönmüş, güzel köyümü yendin kurmuş, yazları,insanla dolar olmuş. Özledim sılamaı ,köyümü. Köyüm , güzel köyüm solmaz gülümsün! Sen benim yüreğimin acısısın. Vatanım toprağım canım köyümsün. Özledim köyümü, AVŞARCIĞIMI. Yorum yazınız (2 Yorum) |
|
Son Güncelleme ( Çarşamba, 01 Ağustos 2007 )
|
|
| | << Başa Dön < Önceki 31 32 33 34 35 36 37 38 39 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 260 - 266 Toplam: 268 | |
|