|
|

|
|
Anasayfa
|
|
KURDUN "Kırmızı Başlıklı Kız Vakası" Savunması |
|
Yazar deniz
|
|
Perşembe, 22 Kasım 2007 |
"Kırmızı Başlıklı Kız" masalını bir de kurdun ağzından dinleyelim :
Her gün yaptığım gibi ormanı temizlemeye çıkmıştım. Orman benim evim, temiz tutmak da benim görevim. Derken bir kız beliriverdi. Kırmızı başlık ve peleriniyle çok şüpheli bir görünümü vardı. Kimin aklına gelir bu garip kıyafeti giymek. Bir kurnazlık peşindeydi mutlaka. Bir süre dikkatle izledim bu garip kızı. Elinde taşıdığı üzeri örtülü sepette kim bilir ne taşıyordu!.. Yürüyüşü bile normal değildi. Yanına yaklaşıp ne yaptığını sorunca bana büyükannesinin evine gittiğini söyledi ama gel de inan. Yine de bıraktım peşini kendi işime döndüm. Ama aklım o kıza takıldı bir kere... Bir gidip bakayım doğru mu söyledikleri dedim kendi kendime; gerçekten böyle bir büyükanne var mı? Siz olsaydınız gerçekliğini kontrol etmek istemez miydiniz? Orman benim evim. Ben hem ev sahibiyim, hem de diğer orman sakinlerine karşı sorumluyum. Neyse uzatmayayım... Gittim, baktım ve gerçekten bir büyükanne buldum. Sorduğumda "evet o küçük kız benim torunum" dedi. Ben de sorumlu bir kişi olarak; "bu küçük kız yabancılarla konuşulmayacağını öğrenmemiş daha!..." dedim ve anlattım küçük kızla karşılaşmamı... Büyükanne de ürperdi ve birlikte küçük kıza bir ders vermeye karar verdik. O yatağın altına saklandı, ben Onun geceliğini giydim, başlığını taktım ve yatağına yattım. Küçük kız birazdan içeri girdi. Seslendi cevap verdim. Ne şaşkın bir çocuk!.. Beni büyükannesi sanıvermişti. Ben benim büyükannemi değil sesinden, kokusundan bile tanırım oysa ki. Neyse bunlar bir şey sayılmaz, daha neler yaptı bilseniz. Kulaklarımın niçin büyük olduğunu sordu. Ne ayıp şey hiç sorulur mu?... Yine de çocukluğuna verip yumuşak bir sesle cevapladım. "Seni iyi dinlemek için"... Ama bu sefer kalkıp da burnumun niçin büyük olduğunu sormaz mı?.. Küçük kız hiç mi hiç terbiye almamış. Ben zaten burnumu kendime kompleks haline getirdim, öz-güvenim sallantıda. Psikologlar, estetikçiler... Dünya para harcıyorum ama nafile. Yine aldırmamaya çalışırken bu sefer de ağzımın kocaman olduğunu yüzüme vurmaz mı? Tabi ki kızdım, siz olsanız kızmaz mıydınız? O sinirle ayağa fırlayıp peşinde koşturmaya başladım. Birden ne olsa beğenirsiniz! Bir kocaman avcı elinde tüfek kapıdan dalıverdi. Beni "seni hain kurt, büyükanneyi yedin değil mi?.." diye suçlamaz mı !.. Halbuki büyükannenin kılına bile dokunmadım, O da saklandığı yerden çıkıp beni korumaya çalışmadı. Malum yaşlılık, kulakları iyi duymuyor. Avcı mahkeme yapmadan infaz kararımı verdi. Tabi ben de adalet bulamayacağımı, hatta canımı yitireceğimi anlayıp pencereden zor attım kendimi. Geçirdiğim büyük korkunun sarsıntısı yetmiyormuş gibi o gün - bu gün ormanda bile yüzümü rahat gösteremez oldum. Adım haine çıktı. Yeter Artık... Ben Suçsuzum...Yorum yazınız (0 Yorum) |
|
Son Güncelleme ( Perşembe, 22 Kasım 2007 )
|
|
|
20 Ülke Gizli Bul Bakalım Hangileri? |
|
Yazar deniz
|
|
Çarşamba, 21 Kasım 2007 |
Bu paragraf içinde saklı 20 Ülkeyi bulabilir misiniz ?....
"Yine paltosuz gelmiş, bir de peruk takmış. Gelirken yanında bilgisayarını da getirmiş. Pis ve çapaçul bir durumda. Safran sarısı bir yüzü var. Kafasının içinde kim bilir ne tilkiler dolaşıyor. Vaktinde üç roman yazan adam bu mu? Zaman dünkü başarılı adamdan geriye kişiliksiz bir virane bırakmış. Şimdi bir sanal manyak, tam bir manyak. Saçma sapan amaçlar peşinde koşuyor.Ben insanları severim ama insanlar ayağını yorgana göre uzatmalı. Davul bile dengi dengine çalar. Kim bilir kaç adam böyle sudan sebeplerle ziyan oldu."
Bulursunuz,bulursunuz !.......Yorum yazınız (1 Yorum) |
|
Son Güncelleme ( Çarşamba, 21 Kasım 2007 )
|
|
|
Yazar deniz
|
|
Çarşamba, 21 Kasım 2007 |
HAYATIN ALTIN KURALLARIGöğün her yerde mavi olduğunu anlamak için dünyayı dolaşman gerekmez. Bak, aynı zamanda da baktığını gören ol. Geldiğin zaman boşluk dolduran değil, gittiğin zaman yeri doldurulamayan ol. Her duyduğuna inanma, elindekinin hepsini harcama ve istediğin kadar uyuma. Seni seviyorum derken inanarak söyle. Özür dilerken karşındakinin gözlerinin içine bak. İlk görüşte aşka inan. Evlenmeden önce en az altı ay nişanlı kal. Asla başkalarının hayalleri ile dalga geçme. Derinden ve inançla sev. Kırılabilirsin belki ama başka türlü de hayatını tam anlamıyla yaşayamazsın. Anlaşmazlıklarda dürüstçe savaş. İnsanlar hakkında konuşulanlara inanıp, onlar hakkında karar verme. İnsanları yargılarsan, onları sevmeye zamanın kalmaz. İnsanlara beklediğinden fazlasını ver ve bu işi yaparken kibar ol. Yavaş konuş ama hızlı düşün. Şunu daima hatırla ki, büyük aşk veya büyük yatırım daima büyük risk taşır. Eğer kaybedersen aklını da kaybetme. Üç S’yi unutma: Sevgi - herkese, Saygı - kendine, başkalarına, Sorumluluk - Tüm hareketlerin için. Eğer hata yaptığını farkedersen, hemen onu düzeltmeye bak, bile bile devam etme. Konuşmayı sevdiğin biriyle evlen. Yaşın ilerledikçe sohbet her şeyden fazla önem kazanacaktır. Anneni sev, say, ara. Şunu bil ki, bazen sessiz kalmak en iyi cevaptır. Sevdiklerinle tartışırken, o anı önemse, geçmişi kurcalama. Satır aralarını da oku, bilgilerini paylaş. Bilgi insanı kuşkudan, iyilik acı çekmekten, kararlılık korkudan kurtarır. Dua et. Büyük güç verir. Düşün. Daha da büyük güç verir. Öperken gözlerini kapamayan sevgiliye güvenme. Bazen istediğin bir şeyin olmaması senin için bir şanstır. En iyi ilişkin, birbirinize olan sevginiz, birbirinize ihtiyacınızdan fazla olduğu zaman olacaktır. Şunu bil ki; karakterin senin kaderindir. Sınırsızca sev, her gönülde çiçek olacağına, bir gönülde buket ol. Sevgi için kollarını kapalı tutma, sonra kendinden başka tutacak şey bulamazsın. İçinden ne geliyorsa yap. Doğal ol. Mutluluk, sorunsuz bir yaşam değil, onlarla başa çıkabilme yeteneği demektir. Gülmek için mutluluğu bekleme, sonra tebessüm bile edemezsin…Yorum yazınız (0 Yorum) |
|
Son Güncelleme ( Çarşamba, 21 Kasım 2007 )
|
|
|
Yazar sefa ağbulut
|
|
Çarşamba, 21 Kasım 2007 |
İnsanlar vardır; Üstü nilüferlerle kaplı, Bulanık bir göl gibi. Ne kadar uğraşsanız görünmez dibi. Uzaktan görünüşü çekici, aldatıcı, İçine daldığınızda ne kadar yanıltıcı. Ne zaman ne geleceğini bilemezsiniz. Sokulmaktan korkarsınız, güvenemezsiniz.
İnsanlar vardır; Derin bir okyanus. İlk anda ürkütür, korkutur sizi. Derinliklerinde saklıdır gizi. Daldıkça anlarsınız, daldıkça tanırsınız. Yanında kendinizi içi boş sanırsınız.
İnsanlar vardır, Coşkun bir akarsu. Yaklaşmaya gelmez, alır sürükler. Tutunacak yer göstermez beyaz köpükler. Ne zaman nerede bırakacağı belli olmaz. Bu tip insanla bir ömür dolmaz.
İnsanlar vardır; Sakin akan bir dere. İnsan rahatlatır, Huzur verir gönüllere. Yanında olmak başlı başına bir mutluluk. Sesinde, görüntüsünde tatlı bir durgunluk.
İnsanlar vardır; Çeşit çeşit, tip tip. Her biri başka bir karaktere sahip. Görmeli, incelemeli, doğruyu bulmalı. Her şeyden önemlisi insan, insan olmalı…
İnsanlar vardır; Berrak, pırıl pırıl bir deniz. Boşa gitmez ne kadar güvenseniz. Dibini görürsünüz her şey meydanda. Korkmadan dalarsınız, sizi sarar bir anda. İçi dışı birdir çekinme ondan. Her sözü içtendir, her davranışı candan…Yorum yazınız (0 Yorum) |
|
Son Güncelleme ( Çarşamba, 21 Kasım 2007 )
|
|
|
Yazar deniz
|
|
Çarşamba, 21 Kasım 2007 |
|
Bugüne kadar hep bir şeyler yazdım oradan buradan. Şimdi ise ben yazacağım ve Seni yazacağım. Sen kendini daha iyi bilirsin ya neyse. Dedikodu dedin mi ilk başta sen varsın. Alay edip gülersin başkalarının arkasından. Kendine asla toz kondurmazsın. Tek sen misin iyi olan? Hep doğru sensin ya, yanlışlarında bile özür dileme tenezzülü göstermezsin. Sen sütten çıkma ak kaşıksın tabi. Başkalarının ise hep yanlışları vardır. Affetmeyi de doğru düzgün bilmezsin zaten. Bir yanlış hiç götürür mü tüm doğruları ama sen silersin tabi tüm bunları. Sen yaptıklarını, söylediklerini bile inkar edersin. Göz boyamayı da iyi bilirsin. Senin duygularına bile saygın yokken, doğrusu nasıl beklensin sevgi senden. Çıkarların nasılsa sende öylesin. Bazen öyle olursun bazen böyle. Senin için yapılan iyi şeyleri bile kolayca unutursun. Kötülükler yer alır listende en tepede. Seni sevgi düşmanı seni, sevmek nedir? Nasıl olur hiçbir fikrin yok eminim. Trafik lambası gibisin belli olmaz işin. Sinsice yaklaşır yılan gibi sararsın, tam güven verirken birden sokarsın sende haklısın tabiatının gereği tabii. Ah, ah o gururun yok mu o gururun kibirlendirir seni, unutturur her şeyi. Her şeyi yıkıp bozmada zaten senin üstüne yok. Anlamıyorum nasıl bu kadar kolay. Düşünmeyi istemezsin ki; yapmak yıkmaktan zor. Sonra kullanmayı seversin sen. İşler istediğin gibi giderse iyi, yoksa yıkarsın her şeyi, senin istediğin gibi olmalıdır. Öyle olmasını da sağlarsın zaten. Sen burnu havalarda, ne oldum delisi. Azıcık para, azıcık başarı hemen şımartır seni. Dününü unutup, bugününü yaşarsın, yarını hiç düşünmezsin. Hırsların gözünü kör eder, hem inkarcısın, hem nankörsün sen. Kullanmayı seversin söylemiştim ya birde en kötü huyun düşeni ezersin. Düşene gülersin. Yardım etmeyi bırak düşmesine yardım bile edersin. Sır saklamayı bilmezsin. İyi olan nedir? Durup da düşünmezsin, düşünsen de görmezsin, görsen de bilmezsin, bilsen de yapmazsın sen. Niye böylesin bilmem ki ben. Açıklayayım mı kimsin sen? Yorum yazınız (2 Yorum) |
|
Son Güncelleme ( Çarşamba, 21 Kasım 2007 )
|
|
|
Yazar pasa
|
|
Çarşamba, 21 Kasım 2007 |
|
Hiç farkında da değilim Yine mi gece yarısı oldu? Oysa ki hani zaman sanki durmuş gibi Saate baktıkça hep aynı gibiydi..
Bazen öyle anlar oluyor ki Bir dakika,hatta bir saniye bile geçmek bilmiyor.. Bazense bir bakmışsın zaman akıp geçiyor..
Aslında ne boş konuştum değil mi? Hayat her şeye rağmen devam ediyor Doğup,büyüyüp,yaşlandığımız gibi Ölüm de kapıda bizi bekliyor..
Hayat devam ediyorsa eğer, Farkında olmalıyız bunun.. Her AN'ın kıymetini bilip Hakkını vermeliyiz bunun (hayatın Yorum yazınız (0 Yorum) |
|
| | << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 36 - 42 Toplam: 268 | |
|