|
|

|
|
Anasayfa
|
|
sabahlar her zaman güzel değildir |
|
Yazar minerya
|
|
Pazartesi, 12 Kasım 2007 |
|
Sabahlar, her zaman güzel değildir, Her zaman ayrılık akşamla gelmez. Al atlar sırtında hoyrattır fecir, Hoyrattır, ne kalbler kırmıştır, bilmez. Sabahlar her zaman güzel değildir.
Vakti, bir yerinden bölünce şafak İri ve rüyalı gözlerle müphem; Nur olmuş içimde sanırım ak pak Ayrı bir mânada korktuğum adem, Eski düşüncemde, rahat ve uzak.
Fethe çıkmış gibi duyarım birden Eşsiz gururunu bir cihangirin. Ufuklar üstünde yüzen tekbirden Vatanca büyümüş asil ve derin Bir matem tütmekte şimdi fecirden
Nefti yalnızlığı başlar zamanın Mağfiret ürperir, dağılır, uçar. Ölüm korkusuyle dolu bir anın Müphem uzletinde ebedî ruhlar; Nefti yalnızlığı başlar zamanın.
Rüzgar esmez olmuş, sular durgundur, Bir garip hali var Dolmabahçe’nin; Hala içimizde yüzen gecenin Aydınlık bilmeyen devamı durur, Rüzgar esmez olmuş, sular durgundur.
Ruh için, ölümsüz, derler cihanda, Her mevsim onunla güzel her seher Bütün esatiri parçalasan da Atatürk önünde mağlupsun kader! Ruh için, ölümsüz derler cihanda.
Vehbi KIZILGÜL Yorum yazınız (0 Yorum) |
|
Son Güncelleme ( Pazartesi, 12 Kasım 2007 )
|
|
|
Yazar pasa
|
|
Cumartesi, 10 Kasım 2007 |
ağlayayım atatürk`e
Ağlayalım Atatürk'e
Ağlayalım Atatürk'e Bütün dünya kan ağladı, Süleyman olmuştu mülke, Geldi ecel, can ağladı,
Atatürk'ün eserleri, Söyleyecek bundan geri, Bütün dünyanın her yeri Ah çekti, vatan ağladı.
Bu ne kuvvet, bu ne kudret, Var idi bunda bir hikmet Bütün Türkler, İnönü İsmet, Gözlerinden kan ağladı.
Uzatma Veysel bu sözü Dayanmaz herkesin özü, Koruyalım yurdumuzu, Dost değil, düşman ağladı.
Aşık Veysel Şatıroğlu Yorum yazınız (0 Yorum) |
|
|
Celal YALINIZ.....Tanınmayan ve yazılı bir eseri olmayan değerli bir düşünürümüz |
|
Yazar minerya
|
|
Cuma, 09 Kasım 2007 |
|
Dün akşam yani 08.11.2007 de cnntürk'te 5N1k izledim.Denk geldikçe izlemeye çalışırım.Dün akşamki programında CELAL YALINIZ'I konu edinmişlerdi.Çok etkileyici bir programdı.Bu gün ilk iş olarak bu büyük filozofumuz hakkında araştırma yapmaya başladım ama çok yetersiz bilgilerle karşılaştım.Eğer dünkü programın tekrarı yapılıyorsa izlemenizi rica ediyorum..Burada yazılı olmayan ve birebir ağızlardan anlatılan etkileyici ve bir o kadarda hüzünlü bir hayat hikayesine sahip. Tabii gazeteci yazar Orhan Karaveli’nin böylesine değerli yaşamöyküsünü kaleme alıp çalışması biz okurlar için büyük bir nimet.. Ben henüz alıp okumadım.. Maalesef bende böylesine değerli bir filozofumuzun varlığından dün akşamki programdan haberdar olabildim..celal yalınız ile ilgili bilgileri parçalar halinde Vikipedi ve çeşitli gazetelerdeki değerli köşe yazarlarımızdan alıntılar yaparak sizlerle paylaşmak istedim. Yazarlarımızın anlatımları hemen hemen aynı olduğu için 3 kaynak olarak sizlere aktarıyorum. Saygılarımla Celal yalınız (1890 -1962)Celal Yalınız düşünür ve filozoftur. Sakallı Celal olarak bilinir; yazılı bir eser bırakmamış ama her biri birer eser olan insanlar bırakmıştır arkasında. Yakın arkadaşları arasında Yusuf Ziya Ortaç, Ahmet Haşim, "öğrencim" de dediği Nazım Hikmet, Ordinaryüs Matematik Profesörü Ali Yar, Haldun Taner ve Ali Sami Yen; çevresindekiler arasında Nurullah Ataç, Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Kazım Taşkent gibi çeşitli isimler ile Melih Cevdet Anday, Orhan Veli gibi pek çok şair ve yazar yer alır. İstanbul'da, Kastamonu'da ve Osmanlı'nın diğer bir kaç kentin de öğretmenlik, müdürlük, işçilik gibi işler yapmıştır. En büyük özelliklerinden biri sakavetli(hayırsever) olması paraya tama etmemesidir. Sürekli fakirlere yardım etmiştir. Bugün dilimizde yer etmiş, kaynağını bilmeden kullandığımız pek çok deyiş de onundur. Birkaç Sakallı Celal deyişi örneği: [*]"Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkün olur." [*]"Bu ülkede ilgililer bilgisiz, bilgililer de ilgisizdir." [*]"Türkiye'de aydın geçinenler Doğu'ya doğru seyreden bir geminin güvertesinde Batı yönünde koşturarak Batılılaştıklarını sanırlar."Kaynak. VikipediCelal yalınızOsmanlı''nın son dönemlerinde yaşamış ama ne yazık ki çok ta fazla bilinmeyen bir yakın zaman feylesofu..."Celal Yalınız " ismini hiç duydunuz mu? Ben duymamıştım..Onu tanımamı sağladığı için, bu biyografinin yazarı olan Orhan Karaveli'ye teşekkür borçluyum.
Yaşamımda beni etkileyen az sayıdaki ender kişiliklerdendir Celal Yalınız.. Karların içinde , başını gururla dimdik tutan bir kardelendir Sakallı Celal.. (Mekteb-i Sultani) Galatasaray Lisesi mezunu ve son derece kültürlü bir insan olmasına rağmen, upuzun sakalları, dağınık saçları,sırtında pardesüsü ve içi kitap dolu sırt çantası, elinde sürekli taşıdığı günlük Le Figaro ve Le Monde gazeteleri ile, klişelere başkaldıran bir kişiliktir.İşin ilginci , Ali Sami Yen, Nurullah Ataç,Ahmet Haşim,Yusuf Ziya Ortaç gibi çok ünlü kişilerin yakın arkadaşı olmasına rağmen, çok bilinmez ve bahsedilmez varlığından..Belki de sadece anlattığından, hiç kaleme almadığından..Zamanın " doğru " larına aykırılığından, öğretmenken sürgünlere de gitmiş,gemilerde çımacılık, trenlerde ateşçilik yapmış, bir sürü değişik işte çalışmış..Tarihi 31Mart olayı esnasında lisede okurken, okuldan kaçıp, harekat ordusuna katılmıştır.
Bir zaman sonra , okuduğu lisede öğretmenlik te yapar. Bir gün okulun bahçesinde bir öğrenciyi tokatlayan öğretmeni görünce, dayanamaz, o da gidip öğretmeni tokatlar.Okul müdürü, liseden sınıf arkadaşıdır ve olay üzerine onu yanına çağırıp , neden böyle davrandığını sorar. Celal de bir öğrencinin hayvan muamelesi göremeyeceğini ,okulda bu şekilde dayak yiyemeyeceğini göstermek için yaptığını söyler.Okuldaki öğretmenler bakanlığa topluca şikayette bulunurlar ve Celal Eskişehir'de bir okula atanır. Celal de bunun üzerine milli eğitim bakanına yazdığı ağır bir istifa dilekçesinin ardından okuldan ayrılır ve yaşamına kaldığı yerden devam eder.
Zafer Gazetesi'nin haziran 1962 tarihli köşesinde Vala Nureddin Sakallı Celal için demiş ki;
"... aleyhindeki asılsız suçlamalar nedeniyle odasını basıp 'suç delili' aramışlar ama bir şey yok! 'hani nerede, söyle! yerini göster' diye sıkıştırmışlar Sakallı Celal'i. Aslan yeleli adam bir hakim edasıyla işaret parmağını kafasına dokundurarak 'aradıklarınız bunun içinde!..' demiş..."
Arkadaşlarından Mahir İz, yıllar sonraki bir karşılaşmalarında sormuş:
-Efendim, sizi hala huzura kavuşmuş göremiyorum. Oysa; sizin istediklerinizi de, düşündüklerinizi de, hatta düşünemediklerinizi bile gerçekleştirdi Mustafa Kemal Paşa. Neden hala memnun değilsiniz, muhalifsiniz?
-Sen hiç tiyatroya gitmedin mi? diye sormuş Sakallı Celal. Perde açılır. Karyolada bir hasta görürsün, bir de ilaçlarını veren hemşire. Biraz sonra; kulaklığı ve beyaz gömleğiyle doktor da gelir. Hastanın nabzına bakar, reçete yazar. Bu bir oyundur. Ortada aslında ne hasta, ne hemşire, ne de doktor vardır. Bunların hepsi, bilesin ki rolden ibarettir. İşte, bizim cumhuriyetimiz de "Yaşasın Cumhuriyet" rolünden ibarettir.
Onu tanıyanların anlattıklarından , Orhan Karaveli'nin alıntıladığı kimi sözleri:
"Tanzimat ilan ettik olmadı, iki defa meşrutiyet ilan ettik yine kurtulamadık. Cumhuriyet ilan ettik, ne yazık ki şikayetlerimiz yine bitmedi; bir de ciddiyet ilan etmeyi denesek!.."
" Bu kadar cehalet, ancak tahsille mümkündür."
" Türkiye, durmaksızın doğuya giden bir gemidir, bazıları bu geminin güvertesinde batıya doğru koşarak batıya gittiklerini sanırlar"
'Bizde ilgililer bilgisiz, bilgililer ilgisizdir' kaynak :http://www.kitapseveriz.biz Galatasaray camiasının adı bayraklaşmış önemli simalarından olan ve 'Sakallı' lakabıyla anılan Celal Yalınız'ın Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver'e söylediği söz hâlâ geçerliliğini koruyor: "Tanzimat ilan ettik olmadı, meşrutiyet ilan ettik olmadı, cumhuriyet ilan ettik olmadı, bir kere de ciddiyet ilan etsek, ne dersin?" Bu sözlerin söylenme sebebini de nakledeyim. Ankara Sultanisi açılmış, felsefeci kimliğiyle ve müdür olarak bakanlık Celal Bey'i okulun başına getirmiş. Hamdullah Suphi Tanrıöver talebe mezun etmekte fazla müşkülpesent davranmamasını isteyince önce "Mekteb-i Sultani boyacı küpü değil" diyen Celal Yalnız, bakanın 'Bu konuyu bir kere daha düşün' ikazı üzerine 'ciddiyet' uyarısını yapıyor. Ondan bir hatırayı da anılarında Rahmetli Mahir İz naklediyor: "Bir gün Sakallı Celal'e Kadıköy vapurunda rastlamıştım. 'Sizi hâlâ huzura kavuşmuş göremiyorum. Siz ne istiyorsanız, ne düşünüyorsanız, hatta şimdiye kadar düşünmediklerinizin hepsini Mustafa Kemal Paşa yaptı. Neden hâlâ memnun değilsiniz?' diye sordum. Bana 'Sen hiç tiyatroya gitmedin mi? Perde açılır, karyolaya uzanmış bir hasta görürsün, başında ilaç veren bir de hemşire vardır. Biraz sonra doktor içeri girer, nabız yoklar, reçete yazar... (Aslında) ortada ne hasta, ne hemşire ne de doktor vardır. Bunların hepsi bilirsin ki rolden ibarettir. İşte bizim Cumhuriyetimiz de Yaşasın Cumhuriyet rolünden ibarettir' diye karşılık verdi!"Sakallı Celal ölene dek en yakınlarınca bile soyadı bilinmeyen bir aykırı. Onu bir bakıyorsunuz 1908 meşrutiyetinde Hareket ordusu saflarında İstanbul’a yürüyor.. 1912’de Trablusgarp savaşı sırasında gizlice Mustafa Kemal’ve çevresinde direnenlere silah sağlamaya çalışan teknenin içinde ortaya çıkıyor Üsküpte lise öğretmenliği sırasında radikal davranışlarına bir de öğrencilere futbol oynatması işin içine girince soluğu Kastamonu’da alıyor. Burada da yobazlığa karşı direniyor. Öğrencilerine Darwin kuramını anlatıyor.Ulusal bağımsızlık savaşı döneminde İstanbul’dan Anadoluya silah kaçıran grup içinde de o var .Sakallı Celali birden Komünist Enternasyonalin dördüncü kongresinde dönemin Türkiyeli Komünistlerini temsil edenlerden biri olarak karşımıza çıkıyor .. İsmail Hüzrev Tökin, Vedat Nedim Tör ,ve Sadrettin Celal ile birlikte Kominternde Sovyet delegasyonuyla derin sohbetlere giriyor ve Sovyet temsilcilerini hayretler içinde bırakan bir bilgi sunuyor. Sadrettin Celal’de bir dönem Türkiye Sosyalist hareketinin önde gelen aydınlarından biri ve Partinin liderlerinden .Ben burada lafı uzatmadan sayın Karaveli’ye bağlıyorum: "Türk delegasyonunda Marksizme en fazla vakıf olan Sadrettin Celal ise ikincisi de S akallı Celal’dir . Bu konudaki bilgileriyle zaman zaman kendileri kadar bilgili olmayan Sovyet muhataplarınını şaşırtırlar ve kıvrak zekasıyla Sakallı Celal durumu şöyle kurtarır :Devrim sizin ülkenizde yapıldığı halde Marksizmi bizlerden az biliyorsunuz diye üzülmeyin.Siz gece gündüz çalıştığınız için okumaya vakit bulamamışsınız . Sizin kadar çalışmadığımızdan siz de oturup bol bol Marksizme kafa yormuşuz.Hepsi Bu !Kaynak. MESUT AKIN / açık gazeteYorum yazınız (1 Yorum) |
|
Son Güncelleme ( Pazartesi, 12 Kasım 2007 )
|
|
|
Yazar pasa
|
|
Çarşamba, 07 Kasım 2007 |
|
Alkol Ve Masum ölüm Dün bir partiye gittim anne, bana öğütlediklerin aklımdaydı İçki içme yavrum demiştin, yalnız soda içtim anne Senin dediğini yaptığım için yüreğim gururla doluydu Diğerlerine benzemedim ve içkili araba kullanmadım Ben doğru olanı yaptım anne, tıpkı senin istediğin gibi Şimdi parti sona eriyor anne ve herkes içkili Bense arabama binerken sana tek parça geleceğimden emindim Arabayı kullanmaya başladım anne, tam yola çıkacaktım... Diğer araba beni görmedi anne, bana bir eşyaymış gibi çarptı Kaldırımda uzanmış yatarken ben yaralı, Polisin, “bu çocuk sarhoş” dediğini duydum anne Bana çarpan sarhoşsa, onun hatasını ben mi ödeyecektim anne? Burada ölüyorum anne, ne olur yanıma gel Bu bana nasıl oldu anne, hayatım bir balon gibi sönecek mi? Etraf kan dolu anne, benim kanımla Hissediyorum birazdan öleceğim... Sana son bir şey söylemek istiyorum anne, Yemin ederim hiç içmedim, İçen ben değil, onlardı anne... Galiba bana çarpanla aynı partideydik, Tek fark: o sadece sarhoş, bense ölüyorum... İnsanlar neden içer anne? Bu senin yaşamını mahvedecek... Şimdi keskin bir acı duyuyorum, tıpkı bıçak gibi... Bana vuran çocuk yürüyor, görüyorum, bu haksızlık! Ben burada yatıyor ve ölüyorum Kardeşime söyle ağlamasın anne, Babama söyle cesur olsun, Mezarımın başına, “babasının kızı” diye yazmayı unutmasın, Birileri ona içkili araba kullanmamasını söylemeli anne Eğer bunu yapsalardı, ben şimdi yaşıyor olacaktım anne Nefesim tükeniyor anne, gittikçe halsizleşiyorum Ne olur ağlama arkamdan, Ne zaman ihtiyacım olsa yanımdaydın Son bir sorum var anne, elveda demeden önce Suçlu ben olmadığım halde, ölen neden benim? Bugün internetten gezerken bu yazıyı okudum.Beni çok etkiledi.Alkol kullanarak hem kendi sağlığımıza zarar verdiğimiz gibi hemde birçok masum insanada zarar verebiliyoruz.O yüzden lütfen kendi hayatımızı düşünmüyorsak bile başkalarını düşünelim diyorum.Bir atasözü vardır.' İÇKİ BÜTÜN KÖTÜLÜKLERİN ANASIDIR'diye ne kadar güzel söylemişler.Bu yazıda aynen onu anlatıyor.Sizinle paylaşmak istedim Yorum yazınız (0 Yorum) |
|
|
Yazar pasa
|
|
Salı, 06 Kasım 2007 |
|
Hiç kimse buyur etmedi beni Bu dünyada hiçbir yere Ama açtım bütün kapıları tekmeleyerek Bütün engelleri göğüsleyip yıkarak Buyrun dediler o zaman incelikle Buyur ettiler Ve Buyurdum Elimden geldiğince görevimi yaptım Gülümsedim hıçkırıklarımı boğarak Sonunda kimsenin yorulmadığı denli yoruldum Artık kapılar açık kalsın Bundan sonra gireceklere Şimdi dinlenmeye gidiyorum Hoşcakal güzel dünyam. AZİZ NESİN Yorum yazınız (0 Yorum) |
|
|
Yazar pasa
|
|
Salı, 06 Kasım 2007 |
temel arkadaşıyla yolda giderken elindeki çakısıyla parmağını kesmiş biraz ötede sağlık ocağı varmış temel ben şurada pansuman yaptırayım demiş içeri girince karşısına iki kapı çıkmış birinde hastalıklar ötekinde yaralılar yazılıymış yaralılar kapısından girmiş yine önüne iki kapı çıkmış birinde et ötekinde kemik yazılıymış et kapısında girmiş yine iki kapı çıkmış karşısına birinde önemli ötekinde önemsiz yazıları varmış önemsiz kapısından girince kendini sokakta bulmuş dursun sormuş nasıl iyi baktılarmı temel cevap vermiş hayır ama organizasyon Yorum yazınız (1 Yorum) |
|
| | << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 64 - 70 Toplam: 265 | |
|