Deftere En Son Yazılan

Alloeruy
How do you spell that? Preteen Art 
yewy Preteen Tgp 
>:-]] Sexy Preteen Mod...

Kimler Sitede

Şuanda 32 misafir bağlı

Giriş Formu

Şablon Seçici

rhuk_solarflare_ii
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator

Anasayfa
gizemli ev --oyun linkli olan
Yazar minerya   
Cuma, 02 Kasım 2007

http://www.cilekoyun.com/goster/option,com_trgamernetgames/Itemid,53/task,view/id,522/oyun

lütfen bu oyunu dikkate alın

diğerinde linki eklemeyi unutmuştum.

kolay gelsin

Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( Cuma, 02 Kasım 2007 )
 
cesaret üzerine
Yazar pasa   
Cuma, 02 Kasım 2007

 

Yıllar önce Stanford Hastanesi'nde gönüllü olarak çalıştığım zaman, çok ciddi ve az rastlanan bir hastalığa yakalanmış Liza adında bir kız tanıdım.

İyileşmesi için bir tek yol vardı, beş yaşındaki erkek kardeşinden kan nakli yapılması gerekiyordu.

Erkek kardeşi aynı hastalığın üstesinden gelmişti ve vücudunda hastalığı yenebilecek antikorlar oluşmuştu.

Doktor bu durumu Liza'nın erkek kardeşine açıkladı ve ona ablasına kan vermeyi isteyip istemediğini sordu.

Küçük çocuk bir an tereddüt etti ve derin bir nefes aldıktan sonra,

"Evet, eğer Liza kurtulacaksa veririm" dedi. Kan nakli yapılırken, küçük çocuk ablasının yanındaki yatakta yatıyor ve ablasının yanaklarına renk geldikçe bizimle birlikte gülümsüyordu.

Sonra yüzü sarardı ve yüzündeki gülümseme kayboldu. Başını kaldırıp doktora baktıktan sonra titreyen bir sesle,

"Hemen mi öleceğim?" diye sordu.

Anladık ki yaşı çok küçük olduğu için, doktorun sözlerini yanlış anlamış ve kanının tümünü ablasına vermesi gerektiğini düşünüp onu kabul etmişti.

Yorum yazınız (0 Yorum)
 
sonsuzluğa özlem
Yazar SİBEL   
Cuma, 02 Kasım 2007

Anlamsızlıklar denizinde kulaçlar atıyoruz belirsizliğe
Sabah hemen geceye dönüyor.....
Sevgi yok, kapanmış son sayfası gönül kitabının
Tadı, tuzu kalmamış zamanları yaşasak ne olacak
Bir ipmi dolasak boynumuza, yoksa bir kutu ilaç mı....
Kim karşılar bizi oralarda? Yıllar önce gidenler mi
Ağıtlar yakılır mı, göz pınarları kurur mu peşimizden
Yok etmek mümkünmü geride kalanların hüznünü
Görmeseler cansız bedeni bulamasalar değişir mi düşünce
Bir umut belki kalbin bir köşesinde
Döner bir gün dönecektir, avuntuları sarar mı geridekileri
Görmeyince zaman küller mi yürekte yanan ateşi Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( Cuma, 02 Kasım 2007 )
 
gelin kaynana
Yazar pasa   
Perşembe, 01 Kasım 2007

Gelin - Kaynana

Uzun yillar önce Çinde Lili adli bir kiz evlenir ve ayni evde kocasi ve kaynanasi ile birlikte yasamaya baslar.
Birkaç ay sonra bitmez tükenmez gelin-kaynana kavgalarindan ev, hem onun hemde annesi ile karisi arasinda kalan esi için çekilmez hale gelmistir. Birseyler yapmak gerektigine inanan gelin, dogru babasinin eski bir arkadasi olan baharatçiya gider ve derdini anlatir.

Yasli adam ona bitkilerden bir ekstre hazirlar ve bunu 3 ay boyunca her gün azar azar kaynanasi için yaptigi yemeklerin içine koymasini söyler. Zehir az az verilecek, böylece onu gelininin öldürdügü belli olmayacaktir. Yasli adam genç kiza kimsenin ve esinin süphelenmemesi için kaynanasina çok iyi davranmasini, ona en güzel yemekleri yapmasini da söyler.

Sevinçle eve dönen gelin bunlari aynen uygular. Her gün kaynanasina en güzel yemekleri yapar. Ona çok iyi davranarak tabagina azar azar zehri damlatir. Bir süre sonra kayinvalidesi de, çok degisir ve ona kendi kizi gibi davranmaya baslar. Evde artik baris rüzgarlari eser.

Bu ara gelin, yasli kadinin artik ölmesini istemez olur ve verdigi zehirlerden pisman bir vaziyette baharatçi dükkaninin yolunu tutar. Yasli adama, kaynanasina verdigi zehirleri temizleyecek bir çare için yalvarir.
Yasli adam yasli gözlerle söyle konusur:

" Sevgili Lili, sana verdiklerim sadece vitaminlerdi. Gerçek zehir, senin beyninde idi. Sen ona iyi davrandikça onunda nefreti sevgiye dönüstü. Böylece siz gerçek bir ana-kiz oldunuz.
Gül veren elde, gül kokusu kalir."
degil mi?
Yorum yazınız (0 Yorum)
 
adına dost derler
Yazar pasa   
Perşembe, 01 Kasım 2007
Hani vardır ya her yerde, hissetmek istersin onun varlığını.Hani hep yanıbaşınızdaymış sanırsınız, ismini söylersiniz dalgınlıkla, her an berabersinizdir.Yanında olduğunu unutuverirsin bir andan sonra, sonra üzüldüğünde o sımsıcacık kollarıni açar sana, sarılır ağlarsın omzunda doya doya...Senin sorununu kendi sorunu gibi benimser, bir kolun bir bacağın olur adeta ayrılmak istesen de koparıp atamazsın
Bir türlü sevindiğinde ise senden fazla mutluluk duyar. O senin için farklıdır bütün insanlardan, tabii sen de onun için. Aranızdaki sevginin bitmesine izin vermezsiniz, kimse bozamaz aranızı, kimse araya girmeye dahi cesaret edemez .Ne zaman yardıma ne zaman insana ne zaman dosta ihtiyacınız olsa hep yanınızda bulursunuz, kendini adeta sizin için ayarlamıştır.Beraber gülüp beraber ağlarsınız , daima olumlu özellikler verirsiniz birbirinize. O sana gülmeyi öğretir sen ona kahkaha atmayı,O sana emeklemeyi oğretir sen ona yürümeyi, O sana okumayı öğretir sen ona yazmayı ve bu böyle sürüp gider....
İşte bunun adına DOST derler...
Hayatta hiçbir şeyiniz olmasın ama hep bir dostunuz olsun..
Dostlarınızın Kıymetini Bilin...Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( Perşembe, 01 Kasım 2007 )
 
ama çocuğun hasreti
Yazar SİBEL   
Çarşamba, 31 Ekim 2007
Ama Çocuğun Hasreti
 İşitiyorum, güneş pek güzel,çay kenarında suyun üzerine doğru sarkan çiçeklerin manzarası pek latifmiş...Ve nazik öten kuşların,havai böceklerin,uçuşu da görülecek şeylerden imiş.

İşitiyorum ki,geceleri gökyüzünde gizli ışıklar görünürmüş. Dalgaları göz yaşları gibi hazin olan deniz içinde dahi,beyaz yelkenli gemiler akıp gidermiş.

İşitiyorum ki, çiçeklerin renkleri pek latif imiş. Dereler,dağlar, çayırlar, sular,ormanlar ve hususiyle fecir zamanları o kadar güzel, o kadar şirin imişler ki, bu kadar azamet ve ihtişama karşı insan,rabbine secdeler edermiş.

Fakat ben, ne o gürültüsünü işitmekte olduğum denizi, ne o rengin çiçekleri, ne gökyüzünü, ne güneşi, ne o güzel meyveleri, ne kuşları, ne aydınlığı göremediğimden dolayı müteessir değilim.

Hayır Allah’ım , hayır! Şu fani alemin güzelliklerinden hiçbirini arzu etmem. İlla!!. Heyhat..!. Anacığımı göreydim..!
Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( Çarşamba, 31 Ekim 2007 )
 
Devamı...
<< Başa Dön < Önceki 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 78 - 84 Toplam: 268
© 2012 Avşarcık
Joomla! is Free Software released under the GNU/GPL License.