|
|

|
|
Anasayfa
|
|
Yazar sefa ağbulut
|
|
Perşembe, 20 Eylül 2007 |
|
Alevilik: Silahı 'Saz'dır, Cephanesi 'Beyit'tir, Ordusu 'Erenler'dir. Zakiri '7 Ulu Ozanlar'dır, Mahkemesi 'Dâr'dır, Kelamı 'Buyruk'tur. Parlamentosu 'Cem'dir, Önderi 'Muhammed Mustafa'dır. Musahibi 'Aliyyel - Mürteza'dır. Şura’sı 'Ehli Beyt'tir. Şahidi '12 İmamlar'dır. Belgesi 'Evliyalar'dır. Kışlası 'Dergâh'tır. Bekçisi 'Seyyit'tir. Hizmetcisi 'Derviş'tir. Öğretmeni 'Mürşit'tir. Yemeği 'Lokma'dır. Şerbeti 'Yas'tır. Nefreti 'Sevgi'dir, Hedefi 'Sırrı Hakikat'tır Kabesi 'İNSAN'dır Yorum yazınız (0 Yorum) |
|
Son Güncelleme ( Perşembe, 20 Eylül 2007 )
|
|
|
Kan gurubunu yazarmısınız |
|
Yazar sefa ağbulut
|
|
Perşembe, 20 Eylül 2007 |
|
Kan gurubunuzu yazarmısınız belki bir gün bir arkadaşımızın acil ihtiyacı olabilir. paylaşmak sadece sanal olmamalı yaşamıda paylaşmalıyız acısı ve tatlısıyla işte o zaman bu site gercek amacına ulaşır. benim kan gurubum; AB RH (+) Yorum yazınız (10 Yorum) |
|
Son Güncelleme ( Perşembe, 20 Eylül 2007 )
|
|
|
Hatırlarmısınız neydi vefa? |
|
Yazar sefa ağbulut
|
|
Perşembe, 20 Eylül 2007 |
|
Hatırlarmısın, neydi vefa? Ya neydi onun zülfünün kıvrımına tutunup kalan firkat? Neydi kağıdı sırılsıklam eden hicran? Vefa bir sevda, vefa bir dost tesellisi... Vefa, hicran içindeki gönle merhem,çöldeki son yeşile ab-ı hayat... Vefa, ızdırap yangınına düşen rahmet... Mecnun misali leyla'dan geçip Mevla'ya hicret... Hatırlarmısın, neydi vefa? Ezelde verilen söze, Haşr'e kadar sadakatmiydi? Karasevdalı birinin, kar ve boranın kucağında yüreğiyle ısıttığı bir kardelenmi? Kupkuru çölleri cennete çeviren Gül'e sevdalı olmak mı? Dikenlerin batmasına aldırmadan, güle vuslat arzusuyla kanayan bülbül bilir vefayı. Nuruna hasret olduğu mubarek Yüze bir zarar gelmesin diye bütün hünerini ortaya koyan mağaradaki örümcek bilir vefayı. Vuslat kokulu uykusuz gecelerde Yar arzusunun adıdır vefa. Sevda bülbülünün kanı damlayınca karanlık bir geceye, vefa nağme kesilip çınlar seherler boyunca. Yüreği oldukça büyük yaralarla baş etmeye çalışan kadim bir dostun bilinmeyen adresine gönderilmiş mektupların adıdır vefa... Belki de bir daha açılmayacak olan dost kapısını terk etmeyişin sırrına ermektir vefa... Vefasız gülüşler serpildi kanayan yaralara... Vefanın bahtına vuslat yerine gurbetler düştü.Beklentisiz sevmeler maziye karıştı, yapılanlar karşılık bekliyor artık. Yıldızların sızısı her gece biraz daha artıyor Samanyolunda.Şimdi geceler vefasızlıkla bölünmede... Ayın on dördünde sema, şimdilerin vefasız dostlarına nazar edip ağlamakta. Hatırladın mı, neydi vefa? Vefa, bahta düşen cefada olsa, safa libası giymektir. "Vefa bizim yamaçlarımızın gülüdür.'' Yorum yazınız (0 Yorum) |
|
Son Güncelleme ( Perşembe, 20 Eylül 2007 )
|
|
|
Yazar sefa ağbulut
|
|
Perşembe, 20 Eylül 2007 |
|
ARKADAŞLIK Eski Türklerde Askerler savaşırken arkadan gelecek herhangi bir saldırıyı kontrol edebilmek için sırtlarını bir ağaca, kaya veya taşa vererek ok atarlarmış Atalarımız genelde bozkır hayati yasadıkları için bu sırt dayanan nesne genelde bir taş veya kaya olurmuş yıllar sonra bu sırt dayanan taşın ismi ARKA-TAŞ tan ARKADAŞ şeklinde dilimize yerleşmiş ve bugün bile güvenebileceğimiz bizi arkadan vurmayacak olan samimiyetine güvendiğimiz kişilere verdiğimiz isimdir.
Aşk ve Arkadaşlık.. Aşk ve arkadaşlık bir gün yolda karşılaşırlar aşk, kendinden emin bir şekilde sorar; -Ben senden daha samimi ve daha cana yakınım sen niye varsın ki bu dünyada? Arkadaşlık cevap verir: -Sen gittikten sonra bıraktığın gözyaşlarını silmek için.
Hiç bir zaman arkadaşsız kalmamanız dileğiyle Yorum yazınız (0 Yorum) |
|
Son Güncelleme ( Perşembe, 20 Eylül 2007 )
|
|
|
Yazar sefa ağbulut
|
|
Perşembe, 20 Eylül 2007 |
meşhur piyanist Arthur Rubinstein konserlerinden birinde küçük bir kızın hatıra defterini imzalamakta tereddüt ediyormuş. ellerinin çok yorulduğunu ileri sürerek küçük kızı başından savmaya çalışmış. kız tereddüt etmeden şunları soylemiş;
'' ellerinizin ne kadar yorgun olduğunu biliyorum ama inanın benim ellerimde sizinkiler kadar yorgun.'' Arthur Rubinstein nedenini sormuş küçük kıza;
''Alkışlamaktan...'' demiş küçük kız..
KISSADAN HİSSE:
karsınızdakı sıze deger verıyorsa eger, sız de ona deger vermekten hiç korkmayın.
ama onun ıcın degerınız yoksa, ya da onun deger listesindeki yerınız listenın sonlarına dogruysa korkun ona deger verırken...
dunya bır ayna gıbıdır;
siz onu gulumseyerek karsılarsanız, o da size gulumser........Yorum yazınız (0 Yorum) |
|
Son Güncelleme ( Perşembe, 20 Eylül 2007 )
|
|
|
Yazar deniz
|
|
Perşembe, 20 Eylül 2007 |
|
1-)Gelecegi gören harita Cografya ve harita uzmani ünlü Türk denizci Piri Reis'in 1513'te çizdigi Afrika, Amerika ve Güney Kutbu'nu gösteren harita, ortaya çikarildigi 1929 yilinda ortaligi karistirdi. Çünkü Güney Kutbu'nun kesfi, haritanin çizilmesinden çok sonra, yani 1818'de gerçeklesmisti. Dahasi, Piri Reis'in haritasi, kitanin buz altinda kalmis sahil kesimlerini de gösteriyordu. Ancak kita üzerindeki buzlar, haritanin çizilmesinden tam 6 bin yil önce erimisti.
2-) 2 bin yillik pil Alman arkeolog Wilhelm Konig tarafindan 1938'de Irak'in baskenti Bagdat'in yakinlarinda bulunan 2 bin yillik pil, bilim adamlarini saskina düsürdü. Konig, 13 santimetre boyundaki toprak bir kabin içine monte edilmis bir bakir silindir, onun etrafindaki demir çubuk ve testinin agzini kapatan asfalttan olusan bu nesneyi "dünyanin en eski pili" olarak tanimladi. Pilin 2 volt enerji ürettigi saptanirken, 1800'lü yularda modern pili icat eden Alessandro Volta adli Italyan kontunun da söhretine gölge düstü.
3-)Bir nevi bilgisayar 1900 yilinda Girit açiklarindaki bir batikta arastirma yapan bilim adamlari ilginç bir cisme rastladi. Tahta bir muhafazanin içine yerlestirilmis bir dizi bronz disliden olusan bu garip nesnenin kasasi, yüzeye çikarildigi anda dagildi ve cihazin içindeki karmasik yapi ortaya çikti. Yapilan çalismalarin ardindan, bu aygitin Ay, Günes ve diger gezegenlerin konumlarini hesaplamak ve istendigi anda bunlarin pozisyonlarina yönelik tahminlerde bulunmak için gelistirildigi anlasildi.
4-) Gizemli kuru kafa Maya dönemine ait 1000 yillik bu kristal kuru kafa, tek bir blok kristal üzerine oyma olarak yapilmis. Nasil yapildigi hala anlasilamayan kuru kafanin altindan tutulan isik, dogrudan göz çukurundan yansiyor. Bu teknolojinin bugün bile mümkün olmadigi söyleniyor.
5-)Alüminyumdan kemer tokasi M.S. 300'lü yillarda ölen Çinli general Çou Çou'nun mezarinda 1956 yilinda bulunan kemerin tokasi, yüzde 85 oraninda alüminyumdan yapilmis. Ama dogada sadece bilesik olarak bulunan alimünyumun diger maddelerden ayristirilarak tek bir madde olarak kullanilabilmesi ilk kez 19. yüzyilda mümkün olmustu. 6-)1000 yilda yapilan kent Pasifik Okyanusu'ndaki Mikronezya adasi yakinlarina kurulu antik Nan Madol kentinin insasi, M.Ö 200'de basladi ve 1000 yil sürdü. 250 milyon tonluk dev bazalt bloklar kullanilarak yapilan bu kent, 100 yapay adayi kanallarla birbirine bagliyor. Bu kadar bazaltin bölgeye nasil getirildigi ise hâlâ sir.
7-)Uzaylilara inis pisti Peru'nun Pampa sahilindeki 450 kilometrekarelik alan üzerine çizili motifler, M.O. 300 üe M.S. 600 arasindaki dönemi kapsayan hayvan ve bitki sekillerini resmediyor. Nazca medeniyeti tarafindan yapildigi düsünülen bu garip motiflerin, uzaylilar için bir inis pisti vazifesi gördügü öne sürülüyor.
8-)Concorde'un atasi M.Ö 200'de yapildigi sanilan bu nesne, 1898 yilinda Misir'da bir lahitte bulundu. Ancak gerçek uçaklar icat edilene kadar ne oldugu konusunda kimse bir fikir beyan edememisti. 1972'de arkeolog Halil Mesiha bunun bir model uçak oldugunu, mükemmel bir aerodinamiginin bulundugunu ve kanatlarinin Concorde'u andirdigini iddia etti.
9-)Çekicin sirri Tahta sap ve demir tokmaktan olusan bu çekiç, 1936'da Teksas'ta 400-500 milyon yillik bir kayanin içine gömülü olarak bulundu. Modern bir aletin tarih öncesi bir kaya kütlesinin içine nasil girdigi bir yana, çekiçte kullanilan demirin günümüz demirlerinden bile saf olmasi bilim adamlarini hayrete düsürdü.
10-)Harçsiz tas set Peru'nun Cusco bölgesindeki bir Inka kalesinin etrafini 360 metre boyunca zikzak yaparak saran 9 metrelik setlerin yapiminda, tanesi 300 tona varan kireçtasi bloklari kullanilmis. Ancak hiç harç kullanilmamasina ragmen bu kayalar, arasina biçak bile sokulamayacak kadar mükemmel yerlestirilmis. Yorum yazınız (3 Yorum) |
|
Son Güncelleme ( Perşembe, 20 Eylül 2007 )
|
|
| | << Başa Dön < Önceki 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 99 - 105 Toplam: 265 | |
|