|
Eski çiftlik evimizi restore etmek için uttuğum marangoz,işteki ilk gününü zorlukla tamamlamıştı.Arabasının patlayan lastiği onun işe 1 saat geç gelmesine neden olmuştu,elektrikli testeresi iflas etmiş ve şimdi de eski püskü pikabı çalışmayı reddetmişti. Onu evine götürüken yanımda adeta taş gibi oturuyordu.Evine ulaştığımızda beni,ailesiyle tanışmam için davet etti. Eve doğru yürürken küçük bir ağacın önünde kısa bir süre durdu,dalların uçlarına her iki eliyle dokundu. Kapı açıldığında;adam şaşırtıcı bir şekilde değişti.Yanık yüzü tebessümle kaplandı,iki küçük çocuğunu kucakladı ve eşine kocaman bir öpücük verdi.Daha sonra beni arabaya yolcu etmeye geldiğinde;ağacın yanından geçerken merakım daha da arttı ve ona eve giderken gördüğüm olayı sordum. ''O benim dert ağacım,''dedi.''Elimde olmadan işimde bazı sorunlar çıkıor,ama şundan eminim ki o sorunlar,evime,eşime ve çocuklarıma ait değil.Bunu için bu sornları her akşam eve girerken bu ağaca asıyorum.Sabahları tekrar onları oradan alıyorum.Ama komik olan ne biliyormusunuz?Ertesi sabah onları almaya gittiğimde,astığım kadar çok olmadıklarını görüyorum... Yukarıda okudugunuz öyküyü istanbul sitede Eylem Sarıkaya yayınladı küçük bir öykü ançak çok dersler var alınacak sizlerinde bu öyküyü okumanızı arzu ettim bazan hayatta o kadar çok şeyi ıskalıyoruzki farkında dahi olmuyoruz gidenlerin "Oku" kuranın ilk ayeti okumak ama ne bulursanız okumak lazım.... ve ondan dersler cıkarmak...
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. Powered by AkoComment 2.0.3! |