Deftere En Son Yazılan

AV-DER
DERNEĞİMİZİN DÜZENLEMİŞ OLDUĞU DOSTLUK VE DAYANIŞMA GECESİNİN BİLET SATIŞLARI BAŞLAMIŞTIR.TÜM ÜYELER...

Kimler Sitede

Şuanda 20 misafir bağlı

Giriş Formu

Şablon Seçici

rhuk_solarflare_ii
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator
  • JoomlaWorks AJAX Header Rotator

Anasayfa
bülbülün güle aşkı
Yazar minerya   
Cumartesi, 11 Ağustos 2007
Bülbülün Güle Aşkı

*Hergün geçtiği o yolda, sayısız güllerin bulunduğu bir de bahçe vardı
bülbülün. Kiminle geçse o bahçenin yanından; yanındakiler güllerin büyüsüne
kapılıp, güllerin ne kadar güzel olduğundan bahsederdi. O ise aldırış
etmeden "Alt tarafı gül işte" der geçerdi bahçenin yanından. Güllere
bakmazdı bile. Sevmek istemezdi gülleri. Solardı çünkü güller, terkederdi
bir süre sonra. Ha! Bir de dikenleri vardı güllerin. Batırırlardı
dikenlerini sevenlerine hiç acımadan.
Bir gün geçiyorken bülbül yine o bahçenin yanından yalnız başına, gayri
ihtiyari dönüp baktı herkesin hayran kaldığı güllere. Evet sayısız gül vardı
o bahçede ve güzel bir ahenk oluşturmuşlardı. "Sana ne" dedi kendi kendine.
Sahip olamayacağı güzelliklerden uzak durmaya çalışırdı çünkü. Yüzünü
çevirirken bülbül, gözüne bir gül takılıverdi. Onca gülün arasında
duruyordu. Gözleri kilitlendi ona görür görmez, "Alt tarafı gül işte"
diyemedi dili bu kez. Olduğu yerde durdu, bakakaldı. Korktuğu başına
gelmişti. Elde edemeyeceklerinden uzak durması gerektiği aklına geliyor ama
bunu kabullenemiyordu.

Neydi farklı olan? Ne vardı ki onda, bülbülü kendisine hayran bırakan?
Benzese de hepsi birbirine, gözleri ve yüreği ile ayırabiliyordu onu
diğerlerinden. Ama gözlerini ayıramıyordu bülbül, o gülden. O an "Kendine
gel" dedi ve istemeye istemeye ayırdı gözlerini.
Gözlerine hükmetmişti ama kalbine hükmedemiyordu. Anlam veremiyordu bir
türlü. Onca gülün arasından seçtiyse onu bir sebebi olmalıydı. Aşk bu muydu?

Gün boyu onu düşündü. Gece uyutmadı hasreti. Bir daha görememe korkusu
büyüdü içinde. Daha fazla duramazdı görmeliydi onu bir kez daha. Yine o
bahçenin kenarında uzaktan uzağa seyretti gülünü ertesi gün doyasıya.
Evet, onun gülüydü o artık. Bir başkasının olmasına tahammülü yoktu. Her gün
o bahçeye gidiyordu, geceleri ise gülünü hayal ediyordu. Güzel hayalleri
güzel planları vardı gülü için. Bir gün sevdiğini söyleyecekti gülüne, gülü
de onu sevecekti. Mutlu olacaklardı elbet beraber oldukları sürece.
Zarar verebilecek herşeyden koruyordu gülünü. Küçücük vücudunun yettiğince
yardım ediyordu gülüne. Susuz kalmaması için bulutlara, gülünü ayakta
tutması için toprağa şarkılar söylüyordu hergün. Bulutla toprak yardım
ettiler güle ellerinden geldiğince. Onlar da hayrandı çünkü bülbülün sesine.
Bülbülün elinden gelen buydu; yardım edebilecek herkese şarkılar söylüyordu
gülü için.

Derken zaman geçti; onsuz olamıyordu artık bülbül, bir an olsun ayrı
kalamıyordu. Hasret acısı, sabır taşından ağır gelmeye başlamıştı bülbülün
küçük yüreğine. Uzaktan sevmek yetmiyordu artık. Sarılmalıydı ona, en güzel
şarkıları söylemeliydi gülüne.
Ama sevecek miydi gül onu. Sevgisine karşılık verecek miydi acaba. Çok sevse
de, ortada bir gerçek vardı. Habersizdi gül bülbülden. Bülbül onu seviyor,
her kötülükten koruyor, hatta yardım etmeleri için hergün, o güzel sesiyle
dostlarına şarkılar söylüyordu. Ancak güllerin en güzeli bundan haberdar
değildi henüz.
Tüm cesaretini toplayıp bir gün, gülünün yanına gitti sonunda bülbül. "Ona
bu denli yakın olmak... Ne güzel bir duygu..." diye düşündü. Hayallerinden
biri gerçek olmuştu. Tüm hayallerini gerçekleştirmek için ise artık
konuşmalıydı onunla. Ve sözlerine başladı o güzel sesiyle. Aşkını itiraf
etti en güzel kelimelerle. Sesi o kadar güzeldi ki, güllerin en güzeli
kayıtsız kalamadı bülbülün aşkına. İlk kıvılcımın çakmasına sebep olmuştu
bülbülün sesi. İlk kıvılcımdan sonra, bülbülün o büyük aşkı, sonsuza dek
sürecek sevgisi, gülün de onu ölesiye sevmesini sağladı. Her gün
buluşuyorlardı. Bülbül gece gündüz, zamanının tümünü gülüyle geçirmeye
başlamıştı. İşte hayalleri gerçek olmuştu sonunda bülbülün.
Bu durum bülbülün sesine hayran dostlarını üzmeye başlamıştı. Artık onlara
şarkı söylemiyordu bülbül. Ve bu durum kızdırdı bulut ile toprağı. Bize
değer vermeyene biz hiç vermeyiz dediler. Kestiler güle yardımı. Suyunu
kesti bulut, desteğini çekti toprak gülden.
Bülbül ise habersizdi tüm olanlardan. Farkında değildi dostlarının kendisine
yüz çevirdiklerinden. Onun gözü gülünden başkasını görmüyordu. O kadar kördü
ki artık, gülünün ihtiyacları olduğunu bile göremez olmuştu. Unutmuştu
güllerin ömrünün kısa olduğunu. Unutmuştu, gülünün bu kadar uzun yaşamasının
bulut ve toprağın sayesinde olduğunu.
Günler geçtikçe gül solmaya başladı. Bülbül anlam veremiyordu olanlara bir
türlü. Gülü gözlerinin önünde soluyordu ve elinden birşey gelmiyordu.
Unutmuştu güllerin solduğunu. Bu acıya hazırlamamıştı kendisini. Gülleri
sevmemesinin nedenini unutmuştu. Aşkın gücü bunu unutmasını sağlamıştı.

Kısa süre sonra soldu gül. Bülbül gözü yaşlı, doyasıya sarıldı gülüne son
bir kez sıkı sıkı. Ancak unutmuştu... Dikenleri vardı güllerin. Daha önceden
gülleri sevmemesine neden olan dikenleri unutmuştu. Batıyordu bülbülün minik
vücuduna gülünün dikenleri. Ama o aldırış etmiyordu bile. Küçücük vücudundan
sızan kanların ne önemi vardı ki artık sevdiği yanında yokken. Ölüm
korkutmuyordu onu. Hatta ölmek istiyordu. Etrafındakilerin yardım etmesine
izin vermedi. Gülünün toprağa serilmiş cansız vücudunun yanına uzandı bülbül
ve yavaş yavaş kapandı gözleri.
Hayatta karşısına çıkan güzellikleri ve aşkı yaşarken, bazı şeylerin ihmale
gelmeyeceğini, sadece sevginin yetmediğini, özverinin de gerekli olduğunu
anlamıştı artık bülbül son nefesini verirken. Ve her ne kadar bedelini
hayatıyla ödeyecek olsada en ufak bir pişmanlık dahi duymuyordu bülbül. Bu
aşk ona; sevgiliyi iyisiyle, kötüsüyle sevmesi gerektiğini öğretmişti.
Dikene rağmen sevip kucaklamıştı gülünü.
İşte o günden sonra bülbül ile gülün aşkı dilden dile dolaşır oldu. Bu aşk
ile gülün güzelliği bülbülün sesi efsaneleşti ve geriye iki cansız küçük
beden ile insanların alması için birkaç ders bıraktı.
:cry

Yorum
işte aldıgımız ders!
Yazar sefa açık 2007-08-11 10:51:21
sevgili sevgi harika yazına yorum niyetine aşağıdaki öyküyü gönderiyorum. 
 
Sevginiz yok ve hiç bir şeyiniz yok. 
 
Uzak doğuda bir Budist tapınağında geçmiş bir olayı anımsadım. Bu tapınak bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu ve burada geçerli olan incelik,anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti. Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, kapıda tokmak ya da çan, zil türünden ses çıkaran bir gereç yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı,içerideki "bilgelik arayıcısı" kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları başladı.  
 
Gelen yabancı, tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu. İçerideki bir süre kayboldu,sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve kabı yabancıya uzattı. Bu "Yeni bir aracıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz" demekti.  
 
Yabancı tapınağın bahçesine döndü,aldığı bir gül yaprağını dolu kabın içindeki suyun üzerine bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı.  
İçerideki Budist saygıyla eğildi ve kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardır. Bu sevgiydi ve sevgiye her zaman yer bulunurdu.  
 
Nicedir hayatımızda sevgiye yer bulamadığımızı düşündüm. Bize sevgiyi anlatan bir olayı haber yapamayoruz. Bize sevgiyi anlatan bir kisiyi dinlemiyoruz. Bize sevgiyi anlatan bir duyguyu görmüyoruz. Bize sevgiyi anlatan bir yazı yazmıyoruz, böyle bir yazıyı okumuyoruz.  
 
Bir Polonya filminde şavaş dönemi anlatılıyordu. komutan güzel bir evi komutanlık merkezi yapmıştı. Evin güzel sahibesi üst kata çıkmıştı ve az görünüyordu. Komutan bu kadına aşık olduğunu anladı ve aralarında söyle bir konuşma geçti :  
 
- Madam, aşkımız beni zayıf düşürüyor.  
 
- Hayır komutan, sevginiz sizi insan yapıyor.  
 
İnsan ruhu da doğanın bir parçasıdır ve doğa gibi boşluk kabul etmez. İçinde sevgiyi barındıramayan insan nefretle dolar ve insanlıktan uzaklaşır.  
Nefret etmeden birine kötülük yapamazsınız.  
Nefret etmeden birini öldüremezsiniz.  
Nefreti içinde barındırmak isteyen insan önce kendisinden nefret etmek zorundadır.  
İçinde nefreti yasatan insan yüreğindeki sevgiyi kovmuştur. Artık onu bulması çok zordur ve bunun ağır bedelini ödeyecektir.  
Sevgisizlik ağır bir yüktür ve insan bundan kurtulmak için çok kötü şeyler yapar.  
 
Acımak sevgi değildir, üstünlüğün kabulüdür.  
Hoşgörü sevgi değildir, istemediğine katlanmaktır.  
Bağımlılık sevgi değildir,gereksinmenin karşılanmasıdır.  
Sevgi, değer vermesini bilmektir.  
Sevgi,yaşama hakkını kabul etmektir.  
Sevgi, var olmaktan kıvanç duymaktır.  
Sevgi, birlikte olmaktan sevinç duymaktır.  
Sevgi, eşitliğin duyumsanmasıdır.  
Sevgi, bütün yapay ayrımların hayattan çıkarılmasıdır.  
Sevgi, bilinçtir.  
Sevgi, insan olmaktır.  
 
Sevgiyi hayatımızdan kovduk ve yerine parayı koyduk. Para için yaşıyoruz, para için eğitim görüyoruz, para için meslek ediniyoruz, para için çalışıyoruz, para için birbirimizi çiğniyoruz, para için birbirimizi aldatıyoruz, para için savaşıyoruz.  
 
Sevgiyi hayatımızdan kovduk ve yerine üstün olmayı koyduk.  
Üstün olmak için yaşıyoruz, üstün olmak için yarışıyoruz, üstün olmak için kendimizden başkasının aşağı olmasana çalışıyoruz.  
Sevgiyi hayatımızdan kovduk ve nefreti içimize çağırdık.  
Birbirimizden nefret ediyoruz nefretle yaşıyoruz, nefretle çalışıyoruz, nefretle dövüşüyoruz, nefretle öldürüyoruz.  
Para, üstün olmak ve nefret etmek hayatimizi dolduruyor.  
Hayatimiz da savaşlarla, dünyayı yamalamakla, birbirimizi boğazlamakla geçiyor.  
Sevginiz olmadıktan sonra daha çok paranız olsa, daha üstün olsanız, daha çok toprağınız, eviniz arabanız, maliniz olsa ne olur ?  
 
Sevginiz yok ve hiç bir şeyiniz yok.  
 
Belki de yeniden öğrenmemiz gereken budur.
ELLERİNE SAĞLIK SEVGİ
Yazar pasa kocakaya açık 2007-08-11 21:18:08
ellerine sağlık sevgi çok güzel bir paylaşım devamını dileriz ..
TEŞEKKÜRLER
Yazar EVRİM açık 2007-08-12 14:04:25
:cry
teşekkür yazısı
Yazar mineray açık 2007-08-13 11:26:15
sevgili paşa ağabi, cihan bey, evrim hanım ve sefa bey... 
bu ve diğer yazılarıma göstermiş olduğunuz ilgi ve alakadan dolayı sizlere şükranlarımı sunmak isterim.. 
hepinize ayrı ayrı sonsuz teşekkürlerimi gönderiyorum... 
her daim sevdiklerinizle beraber sağlıklı ve mutlu kalmanız dileği ile...

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0.3!

Son Güncelleme ( Cumartesi, 11 Ağustos 2007 )
 
< Önceki   Sonraki >
© 2010 Avşarcık
Joomla! is Free Software released under the GNU/GPL License.