Yazar pasa kocakaya açık 2007-12-04 10:46:57 hüseyin abi eleştiriyi hiç bir zaman aklına getir çok güzel devamını beklerim saygılar |
Yazar pasa kocakaya açık 2007-12-04 10:48:47 pardon yanlış yazdım hocam eleştiriyi aklına getirme ve düşünme yazının devanı yaz iyi günler |
HELAL ABİCİM Yazar cihan açık 2007-12-04 14:25:31 devamını bekelriz bizleride anlatırsın elıkgili çeçoları bakliyoruz hocam merakla. |
Yazar ogretmen açık 2007-12-04 18:56:55 bende sizlerin bu olumlu yaklaiımınıza teşekkür eder devamını zaman içinde yazacağım |
Çok Güzel Yazar denizekin açık 2007-12-05 10:16:45 Eskileri hep merak ederim. Doğrusu şimdi bile kim kimdir pek bilmiyorum. Onun için bu yazı çok güzel. Biraz daha açıklayıcı yazarsanız örneğin tasvirlerle daha çok aydınlatıcı olur.Teşekkürler. |
TARİHÇEMİZ Yazar Bülent açık 2007-12-05 18:26:03 Değerli abiciğim yazınızdaki büyüklerimin bazılarını hatırlıyorum, bazılarınıda sohbetlerde duydum. Köyümüzde yaşayan aileleri sözlü anlatımdan ziyade büyüklerimiz sizin yaptığınız gibi yazsa bir belge olarak kalır bence. Yüreğinize sağlık. |
Yazar ogretmen açık 2007-12-10 18:51:40 sevgili canlarım bu yazdıklarım yaşadığım yılarda köyüm ve yaşıyanları benim tek cekinceğim yazımn başında belirttiğim koyümüzdeki lakap yani ikinci isimler |
hocam devam Yazar cihan açık 2008-01-03 07:34:33 hocam yarım bıraktığınız konuyu devam ederseniz sevinirim merakla bekliyoruz. |
Yazar ogretmen açık 2008-01-25 12:50:46 Ali Duran Ağabey Annesi ile yalnız yaşarlardı iki göz bir evleri vardı kure sırtıkta köyün girişindeydi evleri Annesi fate halaydı o da sessiz kendi halinde bir insandı Ali Duran ağabey Ankaraya taşındı ve genç yaşta hayatını kaybeden canlarımızdandı. Mamme cıbo gil ( Karabulut ) Mehmet amcayı ben unutkanlığı ile anımsıyorum. Yanında Eşi , Şirin ağabey eşi Elmas abla ile yaşarlardı diğer oğulları İsmail ağabey Abidin ağabey gurbettelerdi anımsadığı kadarıyla Abidin ağabey Kangalda DDY da şef ti İsmail ağabeyde Sivas taydı galiba. Şirin ağabey de genç yaşta İstanbul da trafik kazasında kaybettiklerimizden. Yeri gelmişken Elmas ablamdan yani manevi annemden bahsedemeden geçemeyeceğim. Ben doğduğumda anne sütü emmediğimden elmas abla o zamanlar annemle bizim evde halı dokurlarmış o yıl da kış çok sert geçmiş ve bizim inekte o yıl çok geç doğurmuş elmas ablam o kar kışta köyden bana süt taşımış. Annem hep derdi Elmasın senin üzerinde çok hakkı vardır oğlum İşe başlarsan Elmasa bir Entari alasın ha derdi. Ne yazık ki ben işe başladım Ama elmas ablamın entarisini bir türlü alamadım nedeni ise o da genç yaşta kaybettiklerimizden yalnızca onun için ihtiyacı olan başka birini giydirmiş ve de ruhu şad olsun derim hakkını inşallah helal etmiştir. Aligo ( Delidağ ) Aligo benim eniştemdir bibin leyli ile evliydi tek bir oğlu vardı Mahmut ağabey Ali eniştem soyadından mı olacak çok deli dolu bir insandı yaşama sevincini ben çok iyi bilirim dışa yönelikti. O da genç sayılacak bir yaşta Kuluncak ta köye gelirken Kuluncak mezarlığının orada kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Ali Hoca ( Aliye mamo ) ( GÜlpınar) Ali hoca Hace hala ile evliydi. Şu an hasten gilin oturdukları evde otururlardı. Ali hoca Köyde okumuş nadir insanlardan biri idi günümüze kadar bazı şiirleri halen söylenir. Bir oğulları vardı Adı Musa Musa bizim ile aynı yaştaydı çocukluk arkadaşımdı 5 6 yaşlarındayken apandisti patlamıştı ne yazık ki doktora ulaşamadan yolda hayatını kaybetmişti o gün bir yaz günüydü Musa rahatsızlanmış ve Ali amca onu kucağına alarak Tekke istesiyonuna tren ile divriğiye doktora götürecekti o zaman köyün ulaşımı ya tekke ya da güneş istasyonunda tren ile gerçekleşirdi. Musa yı yıllarca hiç unutmadım bizleri çok etkilemişti. Ali amcalarda daha sonra Ankaraya taşındılar. Koro emmi ( İsmail amca ) ( Yerlikaya ) Koro emi o yıllarda eşi guhar hala ve kızı ile birlikte yaşıyorlardı oğulları Ali ağabey, Mustafa ağabey. Hüseyin ağabey bunlar hepsi Ankara daydılar. Koro emi köylerden yumurta toplar Güneş istasyonuna satardı . Köyde ufak bir bakalı vardı. Fotörlü şapkası düzgün Türkçe konuşması ile renkli bir kişiliği vardı. Koro emmi zaman zaman Hamit ağanın sofrasında bulunurdu. Tabi sofrada hiç kavurma eksik olmazdı ilk bahara doğru sofraya kıyma gelmeyince de İsmail emi Hamit ağanın sofrasına uğramaz olmuş. Aradan epey bir zaman geçmiş ve Hamit amcamla karşılaşmışlar Hamit amca Hayrola İsmail ağa nerelerdesin yahu hiç görükmüyorsun deyince İsmail emi de Hamit ağa Kavurma bitti marhaba da bitti demiş. İsmail amca yıllar sonra Ankatraya taşındı ve orada vafaat etti. Guhar hala biçare kadının biriydi Guhar hala ile benimde az serüvenim yok değildi, Biliyorsunuz ilk baharda bizim oralarda yakacak biterdi Guhar halam Çartıl ormanlarında eşekle gider ormanda odun toplardı annemde beni bir iki yumurtaya veya bir avuç leblebi üzümle kandırır Guhar halanın yanına verirdi bizde guhar hala ile sabahın erken saatinde köyde çıkar akşam odunlarla köye dönerdik. Gülo ( Garip Yerlikaya ) Gülo emmi köyümüzün en uzun sayılacak insanlarında biriydi hayal meyal hatırlıyorum ölüm onu erken aramızda almıştı Eşi Zöhre hala ( Halabi hala ) Üç yetim çocukla yapa yalnız kalmıştı Hüseyin Ali Rıza ( Löko) ve Kaya Kaya çok küçüktü Hüseyin benimle yaşıt olduğu için çocukluğumda hep onlarda oynardık Zöhre halam çok esperili Çilekeş bir insandı bizleri zaman zaman güldürürdü. Akşam geç saatlere kadar onlarda oyun oynardık. Benim babam Köyden gezmeden eve giderken onların kapılarının önünde geçerdi Zöhre hala Ha bok babalı Hasano yine eve gidiyor derdi biz de hayırdır zöhre hala nereden biliyorsun diye sorduğumuzda yine osurarak geçti ben onun osuruğundan tanırım derdi be bizleri güldürürdü. Tabi çocukları büyüdü onlarda herkes gibi Ankaralı oldular. Zöhre hala son yıllarını da yine zorluklar içinde tamamladı. Mılla Guda emmi ( Salkaya ) Mılla amcam Ak sakallı bir insan, eşi Oğlu Kazım ağabey Gelini emoş abla ve kazım ağabeyin bir düzine kızları ile yaşardı. Mılla amcamın çok değiken bir kişiliği vardı aslında biz cocuklar ondan korkardık ancak tam tersine o bizleri çok severdi. Bir gün biz arkadaşlarla yılkıkanda kuzu yayıyoruz mılla amcam da yanımıza geldi bizlere anılarını anlattı Kurtuluş savaşında askerde nasıl kaçtığını mağara da uzun zaman saklandıktan sonra yakalandığını ve kurşuna dizilme ile yargılandığını orada deli dilsiz numarası yaparak kurtulduğunu bizlere uzun uzun anlatmıştı. Mılla amca uzun yıllar sağlıklı bir yaşam sürdü. İlginç bir beslenme şekli vardı tuz pul biber ve doğanı dürüm yapar bir iştahla yerdi. Mılla eminin ölümünden sonra Kazım ağabey ve ailesi de Ankara lı oldular. Tımmbıl amcam ( Mehmet Koçkaya ) Babamın has arkadaşlarından biriydi Mehmet amca Eşi Guley hala Oğlu Ahmet Hüseyin ve Kızları gönül ile birlikte yaşarlardı Büyük oğlu Aligo ise İstanbul da yaşıyordu. Ali ağabeyin iki oğlu da sonradan aileye katıldılar Paşa ve kardeşi Kardeşi ne yazık ki çok erken aramızdan alrıldı ölümü beni çok üzmüşü ama yaşam acımasızdır . Guley hala Türk kızı Hatırladığım kadaraıyla göndürenliydi. Onlarda köy koşullarında herkes gibi yaşam savaşı veriyorlardı o zamanlar köyün malını yayarlardı. Onlar da Ankara ya taşındılar ve yaşamlarına orada devam ettiler. Guley hala çok cana yakın sevecen bir insandı. Ankara da da yakın komşumuz oldular. Kosa emmi ( Erçevik ) Kosa emmiler 60 yılların başında İstanbula taşınmışlardı. Ama alko hala oğulları Ali Hoca Abbas ağabey, Süleyman ( Sürmo ), Temmir Kasım, Gazi ve Kızları melek onları hatırlıyorum Gazi ve Kasım ağabey ikiz diler. Evleri bizlerin ikinci okulu olmuştu Kose emminin odası köy okulu olarak kullanılıyordu öğretmenimiz İsmet Demirtaş hocamız dı. Ali hocamla Ankara da Gölbaşında yıllar sonra bir tesadüf sonucu tanışmıştım. Gölbaşı belediyesinde bir işim olmuştu Ali hocam orada yetkili biriymiş beni ona gönderdiler. Bana nerelisin diye sorunca bende Sivas Divriği dedim hangi köyünde diye sorunca Avşarcık dedim. Bana hele otur dedi yahu bende Avşarcıklıyım şu işe bak dedi sonra birbirimizi tanıdık ne yazık ki geç olmuştu Ali Hoca yı da kısa bir süre sonra tekrar kaybetmiştik ebediyen kendisini saygı ile anıyorum. Çeço gil ( Ağbulut ) Veligo emmi Annesi ,Memiş ağabey ,Murtaza ağabey birlikte yaşarlardı Memiş ağabey Almayaya gidenlerdendir. Veligo emmim köyümüzün Bakklarındadı tabi bakkal olunca da ister istemez yığınla anılarımız olmuştur. Kendisine yumurta para yün gibi şeyleri götürür leblebi, keçiboynuzu, bisküvi, kırmızı şeker alırdık onun için Veli amcamızı çok severdik hemen hemen hergün beraber oluduk eşi Guhar ( çıce ) ablam çocukları annesine çıce derdi bende cıçe derdim. Veli eminin annesi aynı zamanda köyün de ebesiydi kadınların doğumlarında o bulunurdu. Onlarda Ankara ya taşındılar. Ali amca (Tillo emmi ) (Kaya) Ali emi çocukları İstanbul da olduklarında onlar da İstanbul a taşınmışlardı. Aile de aklımda kalan Ali eminin yanında gelini Elo abla ile torunları vardı oğlu Hasan ağabey İstanbulda bekçi olarak çalışıyordu. Torunları Hatırladığım kadarıyla Rıza ve Cafer di Rızaya Açıkgöz derdik.Ali eminin ismi köyde sırtıkın arkasında bir çeşme ile tek bir ağaç vardı onunla anılırdı. eminin akrabalarını Karasar da tanıdım. Ali Kaya onun 3 oğlu 3 kızı var. Bunların ismi Hasan , Mahmut , Recep, Hatice, Güher ve Suna ,Recep. Ceryan çarptı Allahın rahmetine kavuştu.Diğerleri sağ İstanbulda dedemın 2 kardeşi vardı.Hüseyin ve Gülizar.Hüseyin Erşinde ,Gülizar Karasarda Allahın rahmetine kavuştu.Hasan ağabeyin 5 cocukları var Rıza, Cafer , Erbay, Bayram ve Gülizar Hıde gil ( Hıdır Sarıkaya ) Hıdır amcam ailemizin en büyüğüdür. Hano yengemle evliydi. Hıdır amcam Halil ( Şişo) ağabey , Ali ( Allo) ağabey ve Haco ablam çocuklarıdır. Halil ağabey İstanbul kiprit fabrikasında çalışırdı. Köyde allo ağabeyim gule yengem ve çocukları Mehmet ağabey, Hıdır Hüseyin Kızları Durne abla , Şare, Navruz, Hato, Kıtsan la yaşarlardı. Hıdır amcamı çocukluğumda hayal meyal hatırlıyorum kaybettiğimizde. Daha sonra aile tamamen İstanbul a taşındı. Halil ağabeyle yıllar sonra köyde birkaç kez bir araya geldik amcamları ev hala köyde sağlam durumda orada misafir olduk ikimiz Halil ağabeyle Büyük kazanı kaptığımız gibi çermılan deresine gider elbiselerimizi yıkar hasten gilin çayırın kenarına serer kurumasını beklerdik. Halil mağabey de aramızda ayrılanlardan. |
Yazar duygunaz açık 2008-04-07 11:39:37
 |
Yazar ogretmen açık 2010-11-29 01:24:13 Elimden olmayan nedenlerden uzun zamandır köydeki ev ziyaretlerimi yarım bırakmıştım. En son Abo dayının kapısını çalacaktım orada kalmıştım abo dayı yani Mahmut Yıldız Abo dayı eşi Binnaz halayı erken kaybetmişti oğullarıyla yaşıyorlardı Cevat ağabey, Hüsnü ağabey Hasan Ağabey ve Cebrahil ağabey abo dayıların evi Köye keçeciler gelmişlerdi odasında keçe yapıyorlardı bizlerde merak ettiğimiz için tüm köy çocukları oradaydık hallaççıların keçeyi nasıl teptiklerini ilgi ile izlemiştik. Abo dayı da daha sonra Anakaraya göç etti Kume halayla evlilik yaptı uzun süre Milli piyango seyar bayiliği yaptı ve aramızda ayrılanlardan. Abodayının evinin karşısında Elik gilin Mame dayı vardı. Mehmet Karabulut. Mame dayı bizimle kirvelik bağları vardı. Mame dayı Hamo ağabey Ali ve Mustafa ağabeyle yaşıyorlardı. Mame dayının bir oğlu da çürekte madende çalışıyordu. Mame dayı daha sonra köy içinde eski evlerinden taşınarak yukarıda İstanbul a giden bir ailenin evini satın alarak oraya geçtiler. Mustafa ağabey çobanlık yapardı kendisi ile dağda zaman zaman sohbetlerimiz vardı. Ali ve Mustafa ağabey İstanbula taşındılar. Hama ağabey uzun süre köyde kaldılar o da divriğide madene girdi. Bildiğim kadarıyla orada emekli. Çine Hala gil Çine halam da eşini kaybetmiş oğlu cemal Ağabeyle ve gelini Sultan ablayla yaşıyorlardı. Cemal ağabey köyde yeni odasını yaptığı zamnları hatırlarım. Cemal ağabeyimin bir düzüne kızlarının sonunda Olu Hasan dünyaya geldi ve O Da Ankara ya Taşınan kervanların içinde yerini aldı ve Uzun zaman Milli Piyango seyyar bayiliği yaptı. Halen Ankara da. Naze Ebe Naze ebe köyümüzün biz ve bizden önce doğan çocukların ebesidir. Naze ebeye hepimizin bir gönül borcu vardır. Kendisini o çağa göre yetiştirmiş ender insanlardandı. Naze ebemin diğer bir özelliği sesi dağı taşı inleten tanrı vergisi sesi o yanık sesin bir gün ansızın susacağını dağların taşların öksüz kalacağını yeni doğacak bebelerin ebesiz kalacağını kim bilebilirdi. O da aramızdan ayrıldı. Ruhun şad olsun bilge ebem sana olan vebal borcumu senin için yazdığım ebem naze şiirimle bir nebzede olsa ödeyebileceğimi sanıyorum Oğlu Ali ağabey Çalışmak üzere yurt dışına Almanya ya gitti. BİR GÜN VARDIK Sen yürekli güzel insan Elinin nasırlarıyla usta bilge biri Sen hayat sevdalısı yüreği buruk Cana can katan emek timsali Acımasız doğa koşullarının güzel insanı Canını dişine katarak ve de yüreğindeki acılarıyla Dağa taşa türkü söyleyen bilge insan Yeni doğan bebelerin hayat damarı Annelerinin acısını bitiren yürekli kadın Bir gün ölüm denilen o kaçınılmaz son senin kapını da çaldı Öksüz bıraktı dağları taşları ve bizleri Ama yıllarca kulaklarımızda o yanık sesinle söylediğin ezgiler Hep yaşadı ve yaşayacaktır sen rahat uyu can ebem Korali dayı o da ebe Ali Rıza ağabey Gülüzar abla ve meyro abla ile birlikte yaşıyorlardı Meyro ablanın eşi Derviş ağabey Almanya daydı. Ali amcanın diğer çocukları ve kardeşleri Anakaradaydılar Evi köyün ortasındaydı köyün büyükleri çoğunlukla onun odasında sohbet için toplanırlardı. Bizde damlarında çeşitli oyunlar oynardık. Ağgule hala Ağgule ( Sezer ) halam eşi askerde gelemeyince oğulları İsmail ağabey ve Celal ağabey kızı Elmas abla ve iki gelini ile yaşarlardı. İsmail ağabey Ankara da MTA işe başladı daha sonra Celal ağabeyde aynı yerde işe başlayınca onlarda Ankara ya göçenler kervanına katıldılar ancak köyde evleri hala durmaktadır. Ali dayı ( Cango emi ) Küçükkoçkaya Ali dayının evi de köy içindeydi. Babamın has dostuydu ne zaman evde cıksa Ali amcalarda bulurdum. Ali emi Kardeşleri İsmail ve Sado ağabeyle birlikte idiler. Ebe, İsmail ağabeyin eşi ve dilbere abla ve çocuklar ile bayağı kalabalık bir aile idiler. İstanbulda Bektaşe ağabey her yıl izine gelir Köylüleri organize eder Baydına götürürdü. Genellikle Abdal Musa gibi etkinlikleri düzenlerdi. Kendisini rahmetle anarken onun bu sosyal yönüne hep hayran kalmıştım. Tabi Aziz ağabeyi de unutmuş değilim Ali amcanın oğlu. Ailenin kalan fertleri de İstanbul a taşındılar. Ali amcanın Damı köy ortasında olması nedeni ile köylülerimizin toplantı oyun ve eğlence yeri idi. Hatta bazı Resmi bayramlarda törenler de orada yapılırdı. Gazi dayı ( Gazi YILDIRIM ) Gazi dayı eşi ve çocuklarıyla yaşardı oğlu Cevat bizden küçük olmasına rağmen aynı dönem okuduk. Eh bu Cevat okumayı pek beceremedi ama yıllar sonra o Divriği tercih etti. Gazi dayı bir ara köyde bakkal açtı ama uzun sürmedi sonunda bir gün soyuldu. O da Divriğie taşındı. Bekir Amca Bekir( Yıldırım ) amca Kızı Çiçek abla oğlu Ali ve Mehmet ağabeyler yanındaydılar Ali benim İlkokul sıra arkadaşımdı. Daha sonraları Mehmet ağabey ve Ali Ankara da işe başlayınca Bekir amca eşi ve Çiçek abla Köyde kaldılar. Bekir amca Uzun bir hayat yaşadı sağlıklı bir şekilde. Bekir amcanın büyük oğlu Kamil ağabey Ankara ya ilk yerleşenlerden olduğundan köyden Ankara ya giden her kes hemen hemen onu bulur o da herkese elinden geldiği kadar yardımcı olmuştur. Kırco Dayı ( Ahmet Sarıkaya ) Kırco dayı köyümüzün ortopedicisiydi kırık çıkıklarda uzmandı kimin kolu bacağı kırılsa veya incik kırık olsa ona koşardı. Kırco dayı Oğlu Cafer ağabey, Ali ağabey ( ( (Şişto) ağabey ve Zulal ablayla yaşardı. Ebe ölmüştü bu nedenle bekardı. Cafer ağabey Köyde çobalık yapardı Köyde kışın oynanan deverüzü oyunun vazgeçilmez ayı rolünü hep ona verirlerdi. Cafer ağabey aynı zamanda Kazım ağabeyimin birlikte koyun yaydıkları çoban ortağıydı. Yeri gelmişken bir anımı da burada paylaşmak isterim. Bir yaz günüydü Babam ağılda aşağı eve Kağnı ile kemre taşıyordu evde bir ufak mola vermişti ki Kasım Amcam ( Kasım Sakarya ) babamın hem amcaoğlu hem de bacanağı geldi çok sinirliydi yahu Hasano dedi şu pantı ( Cafer ağabey ) davarları benim tarladan geçiriyor ben onunla kavga edeceğim dedi. Babam da kasım tarla zaten herk geçse ne var dedi onu ikna etmeye çalıştıysa da başaramadı. Kasım amca tamam dediyse de evden cıktı giti bir on dakika sonra Barçoyda bir bağrışma bir el silah sesi duyuldu dışarı fırladık bir bak tık ki Kasım Amca Cafer ağabeyi taş yağmuruna tutmuş o da havaya bir el ateş etmiş derken kavga büyüdü. Bizimkiler derken Cafer ağabeyin akrabaları bir birlerine taş ata ata Köy içinde Hıde amcamların evin arkasındaki harman yerlerinde bir meydan muharebesi yapmışlar o sıralar İstanbulda Gelen Mahmet amcam araya girmiş ve meydan savaşı sona ermiş ti. Bir kaç kırık kafa ve hafif yaralanmalar tabi amcamın onlara atığı fırçaların yanında hafif kalırdı. O günün akşamı koyunların sağılması için berçilerle çermilana gittik. Cafer ağabeyle sürülerimiz birlikteydi tabi o gün anında barış yapılmıştı. Göye dönüşümüzde Cafer ağabey av tüfeğini bana taşımam için vermişti bende yolda yürürken Önce silahı korkutmak için koyun sağmada gelenlerin üzerine doğrultum ama tetiğe basmadım. Daha sonra havaya namluyu doğrulttum ve tetiğe basmamla kendimi yerde buldum meğer sabahki cenkten dolayı Cafer ağabey silahta mermi unutmuş o gün kıl payı az kalsın birilerin canını yakacaktım. Yaşamım boyunca o gün aklıma gelince hep bir korku içimi kaplar. Neyse ki ucuz atlatmıştım. Kırco dayı da Ankara ya göçenlerde.Kırco eminin diğer oğulları Rıza ağabey ( Omo ) Zeki ağabey Ankaradalardı. Veysel Hoca Divriğide Mehmet ağabey bildiğim Kadar Almanya da idiler. Derviş Dayı ( Sarıkaya ) Derviş amcaoğlu Cemal. Mehmet, Bayıdın ağabeylerle birlikte yaşarlardı onlarda çok kalabalık bir aile idiler derviş amca deyince aklıma hep Askerlik ve diğer anıları gelir. O hep olayları belirli bir komposiyon içinde bazı kahramanlar da ekleyerek anlatırdı. Derviş dayıyı dinlemek bir tarih sahnesinde geçen kahraman öyküleri dinlemekle eşdeğerdi bence. Cemal ağabey Hayvan alım satım işlerini yürütürdü, Çino abla evin en büyük reisiydi. Cemal ağabeyle 1977 yıllarında Karasar da vekil öğretmen iken çok sık karşılaşırdık. Derviş amcanın ailesi gençleri hariç köyü terk etmeyen ailelerdendir. İsmail amca ( İse ) Sarıkaya İse dayı oğlu İbrahim ağabeyle yaşarlardı, İbrahim ağabey Guhar abla ile evliydiler, İbrahim ağabey cana yakın çok taktir ettiğim bir insandı ne yazık ki genç denilecek yaşta kansere yenik düştü. Bazen sohbetlerimizde takılmadan edemezdi bana İbrahim demeyin ben horozum lakabından hiç kızmazdı. Oğulları Baki, Kemal, Erdinç ve Metin Ankara ya göçenler den. İse dayı ile ilgili bir anım. Bir yaz günü Ben Zeynel hoca ve Musa hoca kortekarmıkta kuzu yayıyoruz. İse dayının orada bahçesi vardı. Zeynel ile ben biraz kaysı dallarda toplamak için ağaca çıktık o sıra ise amca biz ağaçtayken gelmez mi? İkimizde ağaçta dona kaldık. Ben dedim ki hiç kıpırdamayalım ise amcanın hem gözleri iyi görmez hem de kulağı ağır işitir. Bizi göremez dedim. İse amca tam üzerinde olduğumuz ağacın altına gelmez mi o ara benim cebimde bir kaysı çağlası düşmez mi kafasına ey vah neyse ki korkumuz yersizmiş ise dayı bizi fark edemedi. Kendi kendine kaysılar da olmuş artık dalda düşüyorlar dedi ve köye doğru döndü ve uzaklaştı. İse amcanın diğer oğlu Öğretmen Mustafa hoca höbek ve Güneş te uzun süre öğretmenlik yaptı emekli. Hasan Sarıkaya ( Kıno ) Hasan ağabey Yeto hala ile oğulları Hüseyin, Doğan; Orhan ve diğer çocuklar ile yaşarlardı Köyde durumu orta halli ailelerdendi. Oğlu Hüseyin uzun zaman Köyde Kaldı Doğan İstanbul la Orhan da Doktor oldu. Kendisi Yeto hala vefat edince Köyde yalnız kaldı Helen köyde. Rıza Amca( Rıza Ertürk ) ( Ape İze ) İze amca trko hala Karip ağabey, İbrahim ve Çicek abla, Kıymet abla ile Zeynep abla yaşarlardı. İze amcanın çocuklarının çoğu Ankara dalardı. Paşa ağabey Abdullah ağabey ve Mehmet Ağabey Devlet tiyatrolarında çalışıyorlardı Mustafa Ağabey ve İsmail ağabey Ankara da öğrencilerdi. O yıllarda İsmail ağabey Bir tren kazası geçirmişti aile perişan olmuştu. Trko hala o bambaşka bir candı. Yıllar sonra İbrahim ağabeyde Ankara ya taşınınca aile de Garip ağabey kaldı o hala köyde yaşayanlardan. Çiçek ablayı genç denilecek yaşta kanserde kaybettik bir kış günü cenazesinde köydeydim. Paşa Ertürk ( Ape apık ) Ben çocukluğumda hatırladığım ape kake Ak sakalı ihtiyar ton ton hayatta bir dedeydi. Paşa amca Eşi Elmas yenge oğlu Cemal Ağabey Emine Abla ve Fatey le yaşarlardı. Paşa amca sert mizaçlı biz çocukların korkulu rüyasıydı kuzu yayarken hep paşa amcanın tarlalarında uzak kalırdık. Sıkıysa kalma. Bir seferinde gollanda yanlışlıkla kuzularımız tarlasının kenarında otlanıyordu tesadüfen paşa amcaya yakalandık bizleri neredeyse Kuluncaka kadar kovaladı. Kendisiyle ilginç bir anım vardı. Babam bana git çukolarda samımız var al gel dedi. Bende gittim rahmetlik odada çıkıyordu dedim ki ape çuko babamın selamı var sizde samımız varmış onu göndersin dedi paşa amca neye uğradığımı anlamadan iki kulağımda tutu sıkarak bak dedi benim adım ape apık bir daha çukoyu duymayayım. İşte çocukluk oluyor böyle şeyler Paşa amca ruhun şadolsun sen benim her zaman Ape apık amcamsın. Hüseyin Ertürk ( Ape husene ) ape husene hanişe hala ve Kızı Gülsüm ablayla birlikte yaşıyorlardı damadı Ali ağabey MTA da çalıştığı için çoğu zamanı dışarıdaydı. Gülsüm ablamın çocuklarıyla birliktelerdi Hüseyin amca köyde kaldı Ali ağabey ve çocuklar da Ankara kervanına katılanlardandı. ( Devamı gelecek Lütfen metnin aslına ekleyin ) |