ek Yazar ogretmen açık 2010-11-29 01:03:10 Elimden olmayan nedenlerden uzun zamandır köydeki ev ziyaretlerimi yarım bırakmıştım. En son Abo dayının kapısını çalacaktım orada kalmıştım abo dayı yani Mahmut Yıldız Abo dayı eşi Binnaz halayı erken kaybetmişti oğullarıyla yaşıyorlardı Cevat ağabey, Hüsnü ağabey Hasan Ağabey ve Cebrahil ağabey abo dayıların evi Köye keçeciler gelmişlerdi odasında keçe yapıyorlardı bizlerde merak ettiğimiz için tüm köy çocukları oradaydık hallaççıların keçeyi nasıl teptiklerini ilgi ile izlemiştik. Abo dayı da daha sonra Anakaraya göç etti Kume halayla evlilik yaptı uzun süre Milli piyango seyar bayiliği yaptı ve aramızda ayrılanlardan. Abodayının evinin karşısında Elik gilin Mame dayı vardı. Mehmet Karabulut. Mame dayı bizimle kirvelik bağları vardı. Mame dayı Hamo ağabey Ali ve Mustafa ağabeyle yaşıyorlardı. Mame dayının bir oğlu da çürekte madende çalışıyordu. Mame dayı daha sonra köy içinde eski evlerinden taşınarak yukarıda İstanbul a giden bir ailenin evini satın alarak oraya geçtiler. Mustafa ağabey çobanlık yapardı kendisi ile dağda zaman zaman sohbetlerimiz vardı. Ali ve Mustafa ağabey İstanbula taşındılar. Hama ağabey uzun süre köyde kaldılar o da divriğide madene girdi. Bildiğim kadarıyla orada emekli. Çine Hala gil Çine halam da eşini kaybetmiş oğlu cemal Ağabeyle ve gelini Sultan ablayla yaşıyorlardı. Cemal ağabey köyde yeni odasını yaptığı zamnları hatırlarım. Cemal ağabeyimin bir düzüne kızlarının sonunda Olu Hasan dünyaya geldi ve O Da Ankara ya Taşınan kervanların içinde yerini aldı ve Uzun zaman Milli Piyango seyyar bayiliği yaptı. Halen Ankara da. Naze Ebe Naze ebe köyümüzün biz ve bizden önce doğan çocukların ebesidir. Naze ebeye hepimizin bir gönül borcu vardır. Kendisini o çağa göre yetiştirmiş ender insanlardandı. Naze ebemin diğer bir özelliği sesi dağı taşı inleten tanrı vergisi sesi o yanık sesin bir gün ansızın susacağını dağların taşların öksüz kalacağını yeni doğacak bebelerin ebesiz kalacağını kim bilebilirdi. O da aramızdan ayrıldı. Ruhun şad olsun bilge ebem sana olan vebal borcumu senin için yazdığım ebem naze şiirimle bir nebzede olsa ödeyebileceğimi sanıyorum Oğlu Ali ağabey Çalışmak üzere yurt dışına Almanya ya gitti. BİR GÜN VARDIK Sen yürekli güzel insan Elinin nasırlarıyla usta bilge biri Sen hayat sevdalısı yüreği buruk Cana can katan emek timsali Acımasız doğa koşullarının güzel insanı Canını dişine katarak ve de yüreğindeki acılarıyla Dağa taşa türkü söyleyen bilge insan Yeni doğan bebelerin hayat damarı Annelerinin acısını bitiren yürekli kadın Bir gün ölüm denilen o kaçınılmaz son senin kapını da çaldı Öksüz bıraktı dağları taşları ve bizleri Ama yıllarca kulaklarımızda o yanık sesinle söylediğin ezgiler Hep yaşadı ve yaşayacaktır sen rahat uyu can ebem Korali dayı o da ebe Ali Rıza ağabey Gülüzar abla ve meyro abla ile birlikte yaşıyorlardı Meyro ablanın eşi Derviş ağabey Almanya daydı. Ali amcanın diğer çocukları ve kardeşleri Anakaradaydılar Evi köyün ortasındaydı köyün büyükleri çoğunlukla onun odasında sohbet için toplanırlardı. Bizde damlarında çeşitli oyunlar oynardık. Ağgule hala Ağgule ( Sezer ) halam eşi askerde gelemeyince oğulları İsmail ağabey ve Celal ağabey kızı Elmas abla ve iki gelini ile yaşarlardı. İsmail ağabey Ankara da MTA işe başladı daha sonra Celal ağabeyde aynı yerde işe başlayınca onlarda Ankara ya göçenler kervanına katıldılar ancak köyde evleri hala durmaktadır. Ali dayı ( Cango emi ) Küçükkoçkaya Ali dayının evi de köy içindeydi. Babamın has dostuydu ne zaman evde cıksa Ali amcalarda bulurdum. Ali emi Kardeşleri İsmail ve Sado ağabeyle birlikte idiler. Ebe, İsmail ağabeyin eşi ve dilbere abla ve çocuklar ile bayağı kalabalık bir aile idiler. İstanbulda Bektaşe ağabey her yıl izine gelir Köylüleri organize eder Baydına götürürdü. Genellikle Abdal Musa gibi etkinlikleri düzenlerdi. Kendisini rahmetle anarken onun bu sosyal yönüne hep hayran kalmıştım. Tabi Aziz ağabeyi de unutmuş değilim Ali amcanın oğlu. Ailenin kalan fertleri de İstanbul a taşındılar. Ali amcanın Damı köy ortasında olması nedeni ile köylülerimizin toplantı oyun ve eğlence yeri idi. Hatta bazı Resmi bayramlarda törenler de orada yapılırdı. Gazi dayı ( Gazi YILDIRIM ) Gazi dayı eşi ve çocuklarıyla yaşardı oğlu Cevat bizden küçük olmasına rağmen aynı dönem okuduk. Eh bu Cevat okumayı pek beceremedi ama yıllar sonra o Divriği tercih etti. Gazi dayı bir ara köyde bakkal açtı ama uzun sürmedi sonunda bir gün soyuldu. O da Divriğie taşındı. Bekir Amca Bekir( Yıldırım ) amca Kızı Çiçek abla oğlu Ali ve Mehmet ağabeyler yanındaydılar Ali benim İlkokul sıra arkadaşımdı. Daha sonraları Mehmet ağabey ve Ali Ankara da işe başlayınca Bekir amca eşi ve Çiçek abla Köyde kaldılar. Bekir amca Uzun bir hayat yaşadı sağlıklı bir şekilde. Bekir amcanın büyük oğlu Kamil ağabey Ankara ya ilk yerleşenlerden olduğundan köyden Ankara ya giden her kes hemen hemen onu bulur o da herkese elinden geldiği kadar yardımcı olmuştur. Kırco Dayı ( Ahmet Sarıkaya ) Kırco dayı köyümüzün ortopedicisiydi kırık çıkıklarda uzmandı kimin kolu bacağı kırılsa veya incik kırık olsa ona koşardı. Kırco dayı Oğlu Cafer ağabey, Ali ağabey ( ( (Şişto) ağabey ve Zulal ablayla yaşardı. Ebe ölmüştü bu nedenle bekardı. Cafer ağabey Köyde çobalık yapardı Köyde kışın oynanan deverüzü oyunun vazgeçilmez ayı rolünü hep ona verirlerdi. Cafer ağabey aynı zamanda Kazım ağabeyimin birlikte koyun yaydıkları çoban ortağıydı. Yeri gelmişken bir anımı da burada paylaşmak isterim. Bir yaz günüydü Babam ağılda aşağı eve Kağnı ile kemre taşıyordu evde bir ufak mola vermişti ki Kasım Amcam ( Kasım Sakarya ) babamın hem amcaoğlu hem de bacanağı geldi çok sinirliydi yahu Hasano dedi şu pantı ( Cafer ağabey ) davarları benim tarladan geçiriyor ben onunla kavga edeceğim dedi. Babam da kasım tarla zaten herk geçse ne var dedi onu ikna etmeye çalıştıysa da başaramadı. Kasım amca tamam dediyse de evden cıktı giti bir on dakika sonra Barçoyda bir bağrışma bir el silah sesi duyuldu dışarı fırladık bir bak tık ki Kasım Amca Cafer ağabeyi taş yağmuruna tutmuş o da havaya bir el ateş etmiş derken kavga büyüdü. Bizimkiler derken Cafer ağabeyin akrabaları bir birlerine taş ata ata Köy içinde Hıde amcamların evin arkasındaki harman yerlerinde bir meydan muharebesi yapmışlar o sıralar İstanbulda Gelen Mahmet amcam araya girmiş ve meydan savaşı sona ermiş ti. Bir kaç kırık kafa ve hafif yaralanmalar tabi amcamın onlara atığı fırçaların yanında hafif kalırdı. O günün akşamı koyunların sağılması için berçilerle çermilana gittik. Cafer ağabeyle sürülerimiz birlikteydi tabi o gün anında barış yapılmıştı. Göye dönüşümüzde Cafer ağabey av tüfeğini bana taşımam için vermişti bende yolda yürürken Önce silahı korkutmak için koyun sağmada gelenlerin üzerine doğrultum ama tetiğe basmadım. Daha sonra havaya namluyu doğrulttum ve tetiğe basmamla kendimi yerde buldum meğer sabahki cenkten dolayı Cafer ağabey silahta mermi unutmuş o gün kıl payı az kalsın birilerin canını yakacaktım. Yaşamım boyunca o gün aklıma gelince hep bir korku içimi kaplar. Neyse ki ucuz atlatmıştım. Kırco dayı da Ankara ya göçenlerde.Kırco eminin diğer oğulları Rıza ağabey ( Omo ) Zeki ağabey Ankaradalardı. Veysel Hoca Divriğide Mehmet ağabey bildiğim Kadar Almanya da idiler. Derviş Dayı ( Sarıkaya ) Derviş amcaoğlu Cemal. Mehmet, Bayıdın ağabeylerle birlikte yaşarlardı onlarda çok kalabalık bir aile idiler derviş amca deyince aklıma hep Askerlik ve diğer anıları gelir. O hep olayları belirli bir komposiyon içinde bazı kahramanlar da ekleyerek anlatırdı. Derviş dayıyı dinlemek bir tarih sahnesinde geçen kahraman öyküleri dinlemekle eşdeğerdi bence. Cemal ağabey Hayvan alım satım işlerini yürütürdü, Çino abla evin en büyük reisiydi. Cemal ağabeyle 1977 yıllarında Karasar da vekil öğretmen iken çok sık karşılaşırdık. Derviş amcanın ailesi gençleri hariç köyü terk etmeyen ailelerdendir. İsmail amca ( İse ) Sarıkaya İse dayı oğlu İbrahim ağabeyle yaşarlardı, İbrahim ağabey Guhar abla ile evliydiler, İbrahim ağabey cana yakın çok taktir ettiğim bir insandı ne yazık ki genç denilecek yaşta kansere yenik düştü. Bazen sohbetlerimizde takılmadan edemezdi bana İbrahim demeyin ben horozum lakabından hiç kızmazdı. Oğulları Baki, Kemal, Erdinç ve Metin Ankara ya göçenler den. İse dayı ile ilgili bir anım. Bir yaz günü Ben Zeynel hoca ve Musa hoca kortekarmıkta kuzu yayıyoruz. İse dayının orada bahçesi vardı. Zeynel ile ben biraz kaysı dallarda toplamak için ağaca çıktık o sıra ise amca biz ağaçtayken gelmez mi? İkimizde ağaçta dona kaldık. Ben dedim ki hiç kıpırdamayalım ise amcanın hem gözleri iyi görmez hem de kulağı ağır işitir. Bizi göremez dedim. İse amca tam üzerinde olduğumuz ağacın altına gelmez mi o ara benim cebimde bir kaysı çağlası düşmez mi kafasına ey vah neyse ki korkumuz yersizmiş ise dayı bizi fark edemedi. Kendi kendine kaysılar da olmuş artık dalda düşüyorlar dedi ve köye doğru döndü ve uzaklaştı. İse amcanın diğer oğlu Öğretmen Mustafa hoca höbek ve Güneş te uzun süre öğretmenlik yaptı emekli. Hasan Sarıkaya ( Kıno ) Hasan ağabey Yeto hala ile oğulları Hüseyin, Doğan; Orhan ve diğer çocuklar ile yaşarlardı Köyde durumu orta halli ailelerdendi. Oğlu Hüseyin uzun zaman Köyde Kaldı Doğan İstanbul la Orhan da Doktor oldu. Kendisi Yeto hala vefat edince Köyde yalnız kaldı Helen köyde. Rıza Amca( Rıza Ertürk ) ( Ape İze ) İze amca trko hala Karip ağabey, İbrahim ve Çicek abla, Kıymet abla ile Zeynep abla yaşarlardı. İze amcanın çocuklarının çoğu Ankara dalardı. Paşa ağabey Abdullah ağabey ve Mehmet Ağabey Devlet tiyatrolarında çalışıyorlardı Mustafa Ağabey ve İsmail ağabey Ankara da öğrencilerdi. O yıllarda İsmail ağabey Bir tren kazası geçirmişti aile perişan olmuştu. Trko hala o bambaşka bir candı. Yıllar sonra İbrahim ağabeyde Ankara ya taşınınca aile de Garip ağabey kaldı o hala köyde yaşayanlardan. Çiçek ablayı genç denilecek yaşta kanserde kaybettik bir kış günü cenazesinde köydeydim. Paşa Ertürk ( Ape apık ) Ben çocukluğumda hatırladığım ape kake Ak sakalı ihtiyar ton ton hayatta bir dedeydi. Paşa amca Eşi Elmas yenge oğlu Cemal Ağabey Emine Abla ve Fatey le yaşarlardı. Paşa amca sert mizaçlı biz çocukların korkulu rüyasıydı kuzu yayarken hep paşa amcanın tarlalarında uzak kalırdık. Sıkıysa kalma. Bir seferinde gollanda yanlışlıkla kuzularımız tarlasının kenarında otlanıyordu tesadüfen paşa amcaya yakalandık bizleri neredeyse Kuluncaka kadar kovaladı. Kendisiyle ilginç bir anım vardı. Babam bana git çukolarda samımız var al gel dedi. Bende gittim rahmetlik odada çıkıyordu dedim ki ape çuko babamın selamı var sizde samımız varmış onu göndersin dedi paşa amca neye uğradığımı anlamadan iki kulağımda tutu sıkarak bak dedi benim adım ape apık bir daha çukoyu duymayayım. İşte çocukluk oluyor böyle şeyler Paşa amca ruhun şadolsun sen benim her zaman Ape apık amcamsın. Hüseyin Ertürk ( Ape husene ) ape husene hanişe hala ve Kızı Gülsüm ablayla birlikte yaşıyorlardı damadı Ali ağabey MTA da çalıştığı için çoğu zamanı dışarıdaydı. Gülsüm ablamın çocuklarıyla birliktelerdi Hüseyin amca köyde kaldı Ali ağabey ve çocuklar da Ankara kervanına katılanlardandı. |
Yazar cihan açık 2010-12-03 21:21:33 yüreğine sağlık hocam. |